Aslında bu yazının konusu başka bir şey olacaktı. Kafamda planlamış, kurgusunu yapmıştım. Ta ki internette ilginç bir habere rastlayana dek. Habere göre Hollanda, hali hazırda 18 milyon olan bisikletli sayısını daha da arttırmak için bir takım projeler geliştiriyormuş. Bu dediğim şey yaz kış güneşli tropik bir ülkede olmuyor. Soğuk bir kuzey ülkesinde oluyor dikkatinizi çekerim.
Geliştirilen projeler de geceleri kendinden parlayan yol çizgileri ile alttan ısıtmalı bisiklet yolları. Adamlar diyorlar ki araba kullanmanın, akaryakıta ödenen paraların, yaşanan kazaların, sağlık giderlerinin, çevre kirliliğinin maliyetini hesapladığımızda bu projeler bedavaya geliyor.
İşte çağdaşlık, işte gelişmişlik, işte modern düşünce budur. Çağdaş kent budur. Acaba bizi yönetenler bunu algılayabilirler mi? Çağdaş Türkiye diye diye anca bir iki slogan atanlar bu mevzuyu kafalarında çözümleyebilirler mi? Hiç zannetmiyorum. Bu arada şu çağdaş STK’larımız nerede? Gören var mı?
Artık herkes kabul ediyor ki petrole bağımlılığın bir sonu yok. Geleceğin ulaşım aracı bisiklet. Ve Antalya, bu iş için belki de dünyanın en uygun kenti. Bunun için ne yapıyorlar? Hiçbir şey.
Çağdaş kafa devrimci kafadır. Tabuları yıkan, alışkanlıkları kökten değiştirebilen kafadır. İyiyi, doğruyu ne pahasına olursa olsun savunan ve uygulayan kafadır. Ama bizde çağdaşlık nedir? Sadece slogan atmaktır. Nereye giderseniz gidin bu böyledir.
Bir iki iş yapılacak. Bir iki kişi de onu alkışlayacak. Bir iki de hükümete yüklenilecek. İşte çağdaşlık budur bizde. Şurada bir şeyler yanlış gidiyor. Su yanlış istikamete akıyor. Suyun akışını değiştirelim diyen yok.
Onun için de artık bu çağdaşlık yutturmacasını bir kenara bırakalım. Gerçek çağdaşlığı gidin Hollanda’da görün.
Güncel
Antalya
Spor
İlçeler
Asayiş
Özel
Trend Haberler
Samsun 20. Vezirköprü Belediyesi Kunduz Yağlı Güreşleri’ni kim kazandı?
Bursaspor’dan Rey Manaj bombası! Anlaşma çok yakın
Antalya'da elektrik kesintileri: 9 Ağustos
Antalya'da elektrik kesintileri: 8 Ağustos
İl içi tayinlerde takvim tepkisi
Çatıdaki tohumdan tropikal meyve müzesine