Soba Müzesi” ile ilgili bir şey yazmak istemiyordum..
Ama..
Bu “Akaydın yağdanlıkları” işi o kadar ciddiye aldı, müzeyi gözlerinde o kadar büyüttü ki..
Konuyu biraz eleştirenlere söylemediklerini bırakmıyorlar..
Niye biliyor musunuz?
Çünkü..
“Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Profesör Doktor Mustafa Akaydın’ın 4 yıllık başkanlığı döneminde yaptığı en büyük hizmet” olarak görüyorlar..
Ve doğal olarak, “küçümsenmesi ve eleştirilmesi” ağırlarına gidiyor..
Oysa..
Eleştiriler “Soba Müzesi”ne değil, “açılış töreni”ne..
Bir duyuru veya haber bülteni ile yetinilmesi gerekirken..
Sanki, Antalya’ya “çok önemli bir cazibe merkezi” kazandırılmış gibi “şaşaalı bir tören” yapılınca, millet ister istemez başını sallayıp tebessüm eder tabii..

Müzeleri asla küçümsemem..
Konusu ne olursa olsun..
Geçmişten yarınlara ne kadar çok şey muhafaza edip aktarabilirsek, insanlığa o kadar iyi bir hizmet verilmiş olur..
Bunun Türkiye’de ilk olup-olmaması o kadar da önemli değil..
Yapılması yeterlidir..
Zaten, Türkiye’de ikinci bir “Soba Müzesi”nin açılacağını da hiç sanmıyorum..
Eminim, Antalya’daki bu müze “İLK ve TEK” olarak kalacaktır..

Yine de..
Bir “kültür”ü yaşatmak isteyen Akaydın’ı da, bu aklı ona vereni de takdir etmek lazım..
BRAVOOOO..
(Alkış.. Alkış.. Alkış..)

İKİNCİ PERDE..
Antalya’ya cazibe alanı olarak kazandırılmış en önemli yatırımlardan biri “Akvaryum”..
Ancak..
Önce Akaydın, sonra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından açılışı yapılan bu yatırımda Büyükşehir Belediyesi’nin (arazi tahsisi dışında) gram katkısı yok..
Düşüncesi, projesi, planı ve parası tamamen özel bir şirket tarafından karşılandı..
Büyükşehir’in tek katkısı, “tarihi bir alanın, özel bir şirkete tahsis kıyağı”..
Böylece kente, “Akvaryum” adında bir AVM daha kazandırılmıştır..
CHP’liler aslında AVM’lere karşıdırlar, ama Akaydın’a sesleri çıkmaz..
Çünkü..
Hemen “Kök”lü bir “disiplin” onları karşılayabilir..

Neyse..
Biz işin “KÜLTÜR” yanına gelelim..
Sobacılar Çarşısı içinde “Soba Müzesi” kurup, “bir kültürü yaşatmak” isteyen Akaydın, Akvaryum için “bir kültürü öldürmek”ten çekinmedi..
Bir antik kenti ortaya çıkartıp insanlığa armağan edeceğine, kıyısından-köşesinden de olsa önce dev bir yapının oraya yapılmasına izin verdi..
Bununla da kalmadı..
Hiçbir katkısı yokken, iki kez düzenlediği açılış töreniyle reklamını-tanıtımını yaptı..
Bununla da kalmadı..
Olbia antik kentinin ayakta kalabilen son duvarını da, belediye dozerleri ile yıktırdı..
Niye biliyor musunuz?
Akvaryum’un görüntüsünü bozuyor diye..

İşte Akaydın’ın “KÜLTÜR” anlayışı bu:
“Bir AVM için tarih engelse, onun kaldırılması gerekir..”
Bir kültürü öldürmek için, böylesine bir anlayışa sahip birine ne demek lazım?
Onu da size bırakıyorum..

ÜÇÜNCÜ PERDE..
Burada CHP’lilere ve STK’lara da bir çift lafım var..
100. Yıl’a yapılacak stadyum ve arena karşılığında “rezidans” yapılmasına karşı çıkıp eylemler yaptınız..
Meltem Mahallesi’nde onlarca “hançer”e göz yumarken, “Antalya’nın bağrına hançer saplatmayız” diye bir yerlerinizi yırttınız..
Söylemediğiniz laf, açmadığınız dava kalmadı..
Sonunda proje iptal edilip yerine yenisini yapılmadığı gibi, Antalya’yı maddi-manevi dünya kadar zarara uğrattınız..
Şimdi tarih ve onbinlerce yıllık bir kültür yok ediliyor..
Ama hiçbirinizden tık çıkmıyor..
N’oldu da bu kadar sus-pus kalakaldınız öyle?
Neredesiniz?

Sizin için söylenecek çok güzel bir lafım var da..
Mahkemelik olmak istemiyorum..
Umarım, bütün bu olan-biteni Antalya halkı görüyordur..
Umarım..