İlkokul çağındaki çocuklarda dahi yoğun fondöten, maskara, takma kirpik ve yetişkinlere özel yaşlanma karşıtı serumların kullanımı her geçen gün yaygınlaşıyor. Klinik gözlemler, 10 yaş altındaki çocukların muayene odalarına günlük makyajlarıyla girdiğini gösteriyor. Ancak çocuk cildi henüz gelişim aşamasında olduğu için yetişkinlere göre çok daha ince ve geçirgen bir yapıya sahip. Bu durum, kozmetik ürünlerdeki kimyasalların hızla emilerek tahrişe yol açmasına neden oluyor.
Egzama ve akne artışta
Sosyal medya içeriklerinden etkilenerek bilinçsizce kullanılan ürünler, çocuklarda şu sağlık sorunlarını tetikliyor: Kimyasallara karşı gelişen şiddetli alerjik reaksiyonlar. 13-14 yaş grubunda, makyaj kalıntıları nedeniyle gözeneklerin tıkanması sonucu oluşan sivilce patlamaları. Özellikle göz ve ağız çevresinde deri bütünlüğünün bozulması. Arkadaş ortamında paylaşılan makyaj malzemeleri aracılığıyla yayılan bakteriyel hastalıklar. Kozmetik ürünlerin içindeki bazı bileşenlerin endokrin sistem üzerinde hormon benzeri etkiler yarattığına dair bilimsel veriler, tehlikenin sadece ciltle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Uzun vadede hormonal dengenin bozulma riski, çocukların fiziksel gelişimini de tehdit ediyor.
Doğal olan zaten sağlıklı
Makyaj yapma isteğinin temelinde yatan ‘sosyal medyada kabul görme’ arzusu, çocukları psikolojik bir baskı altına alıyor. Ailelerin ‘dur’ ihtarını dinlemeyen çocuklar için dermatolojik tedavinin yanı sıra psikolojik destek alınması da büyük önem taşıyor. Çocuk cildinin doğası gereği zaten pürüzsüz ve sağlıklı olduğu unutulmamalı. Daha iyi görünme çabasıyla erken yaşta kimyasallara başvurmak, aslında sağlıklı olan cildi hastalıklı bir yapıya dönüştürüyor. Kimyasal içerikli ürünlerden uzak durmak, çocukların uzun vadeli cilt sağlığını korumak için en etkili yöntem olarak görülüyor.




