Bir siyasi partinin İl Başkanı, o ilde partisinin “genel başkanı”dır..
İl ve ilçe yönetimleri ile bütün belediye başkanlarının da başıdır..
Ama..
Hepsinden önemlisi; o ilin bütün sorunlarını ve bunun cevaplarını bilen biridir..
Hiç kimseden yana olmayan, herkesten yana olan kişidir..
Kim tarafından gelirse gelsin, “her soruya cevap veren” biridir..
Ya da..
En azından bu niteliklere yaklaşmış biridir..

Her zaman şunu söylerim..
Eğer bir ülkede “demokrasi”nin çok iyi işlemesi isteniyorsa, o ülkede çok güçlü ve akılcı bir “muhalefet” olmazsa olmazdır..
Peki, olmazsa olmaz bir muhalefet olması için ne olmalıdır?
Koltuk sevdasına kapılmamalıdır..
Birinci hedefi ülkesinin ve ülke insanlarının rahat ve huzurlu yaşaması için yeri geldiğinde iktidara destek vermesidir..
İktidara projeler önermelidir..
İktidarın yanlışı olduğunda da, bunun düzeltilmesi için “demokratik her türlü yolu” harekete geçirmesi ve engel olmasıdır..
Bunun için de gereken en önemli şey; akıllı, akılcı, öğrenmeye aç, bilen, bildiğini öğreten, hoşgörülü, tutarlı, barışçı, birleştirici yöneticilerdir..

Şimdi asıl konumuza dönelim..
CHP şu anda “ana muhalefet”..
Ama, “muhalefet” bile yapamıyor..
İktidar da “dikensiz gül bahçesinde” rahat rahat at koşturuyor..
Niye yapamıyor?
Çünkü, şu yukarıda sözünü ettiğim özelliklerin hemen hemen hiçbirini taşımıyorlar da ondan..
Akılları-fikirleri “iktidar koltuğu”..
Genel Merkez de öyle, İl ve İlçe yönetimleri de öyle, belediye başkanları da öyle..
“İktidarda olalım, gerisi tufan” diyorlar sanki..
CHP’de yaşanan kavgaları hatırlayın yeter..
Bu kavgaların hemen hiçbiri “demokratik tavır” değil, “çekemezlik ve iktidar hırsı”dır..

Hemen en yakın zamana dönüyorum..
Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın ile Antalya İl yönetimlerinin yıllardır süren kavgası hiç bitmedi..
Ne zamana kadar?
Özer Ülken’in yerine Devrim Kök seçilinceye kadar..
Kök geldi, kavga bitti..
Ama..
Kavgayı Kök bitirmedi..
Akaydın’a biat etti, o da her şeye yetti..
Bu, Akaydın’ın gücünden kaynaklanan bir olay değil elbet..
Akaydın’ın “şirret” yapısıyla şimdilik kimse uğraşmak istemiyor da ondan..
Adam (öyle ya da böyle) seçildi, süresi bitinceye kadar da görevinin başında..
Genel Merkez, il ve ilçe teşkilatlarına yaptığı gibi, “sen git başkası gelsin” diyemiyor..
Akaydın da bunu çok iyi kullanıyor..

İki gün önce Devrim Kök, “ben seçildim, kavgayı bitirdim, oyumuz yüzde 13 arttı” dedi..
Bu sözleriyle herkesi kendine güldürdü, kendi partilileri bile dalga geçti..
Aynı Kök bir gün sonra yaptığı basın toplantısında, gazetecilerin Antalya’yı yakından ilgilendiren bazı sorularına cevap veremedi..
“Ben bilmem, arkadaşım bilir” diyerek topu yanındaki ilçe yöneticilerine attı..
Bir İl Başkanı, kentiyle ilgili bilgilere vakıf değilse, başkanlığı hemen bırakmalıdır..
Seçildiğinden bu yana gaf üzerine gaf yapan Kök, ne yazık ki Akaydın’ın izinden gidiyor..
Sadece “popülist” söylemlerle idare etmeye çalışıyor..
“3.5 ayda oyumuz yüzde 13 arttı, AKP’nin 5 puan önüne geçtik” açıklaması da bu gafların son örneğidir..
Halkın yaşadığı ve mahkemenin iptal üstüne iptal ettiği kentin “hayati sorunları” ile ilgili tek kelime etmiyor..
Savunamıyor bile..
Akaydın’ın canını sıkacak bir şey yapmaktan ödü kopuyor..
Kök, dünyanın en iyi insanı olabilir..
Ama..
Bir İl Başkanı olarak, “büyük bir hayal kırıklığı”dır..

Amacım Devrim Kök’ü yerden yere vurmak değil..
Aksine..
Amacım; eksikliklerini ve fazlalıklarını hatırlatıp, “gerçek bir il başkanı” hüviyeti kazanmasını sağlamak..
Üstelik Kök hiç üzülmesin..
CHP’nin içinde o kadar çok “hayal kırıklığı yaratan” var ki, Kök bile en sonlarda gelir..
“Dost acı söyler”miş..
Bunu Akaydın hiç düşünmedi, Kök bir düşünsün bence..
Umarım..
CHP İl Başkanı Devrim Kök, bu yazdıklarımdan kendine bir “hisse” çıkarır..