Diyanet İşleri Başkanlığı, bana göre ülkemizin en temel kurumlarından birisidir. Cumhuriyetimizi kuran kadrolarca kurulmuş ve kurulduğu günden bu yana çok değerli hizmetler gerçekleştirmiştir.

Laik bir ülkede diyanet işleri olur mu gibisinden safsata tartışmalara girmenin bir gereği yok. Diyanet, varlığı ile laik devlet yapımızın içerisinde kendisine yer edinmiş, halkımızın inancını da her türlü radikal ve batıl fırkalardan korumuştur.

Reform ise batı kaynaklı bir kelime. Yeniden şekil vermek anlamına geliyor ki, Diyanet İşlerinin de tam olarak buna ihtiyaç duyduğunu düşünüyorum. Var olan güzel hizmetlerinin artarak devam etmesi için.

Bir kere Diyanet İşlerimizin en temel gündemi camilerimizin temizliğini ve nezihliğini muhafaza etmek olmalıdır. Camilerimizin çoğu toz içinde, şadırvan ve tuvaletleri de bize yakışmayan bir hal içindedir. Bu bizler için utanılacak bir durumdur.

İkinci olarak Diyanet İşlerimizin hutbe ve vaaz sisteminin ciddi değişikliklere ihtiyacı vardır. Cuma namazlarında verilen hutbeler de buna dahildir. Her Cuma namazından sonra hutbede neler anlatıldığını çevremdekilere soruyorum. Çoğu kişi cevap veremiyor çünkü hutbeler dinlenmiyor. Halkın ilgisini çekmiyor.

Her hafta aynı kalıp cümleler arasına serpiştirilmiş birkaç ayet ve hadisten oluşan söylevler dinliyoruz. Bunun yerine her hutbe bir tefsir dersi, bir hadis dersi gibi olmalı, daha çok ayet ve hadis içermelidir. Halka nasihat yerine bilgi verilmelidir.

Aynı şeyler vaazlar için de geçerlidir. Her seferinde hoparlörden sesini duyduğumuz ama ne yüzünü ne de kendisini görebildiğimiz birilerinin nasihatlerini dinliyoruz. Aslında dinlemiyoruz. Şöyle bir çevreme bakıyorum herkesin başı öne eğik. Kimisi halıyı karıştırıyor, kimisi telefonunu kurcalıyor, kimisi de yanındakiyle konuşuyor. Demek ki anlatılan şeyler halkın ilgisini çekmiyor. Öte yandan şu merkezi vaaz ve ezan sisteminin de bir an önce kaldırılmasını gerektiğini düşünüyorum.

Diğer bir konu da her Ramazan’da olduğu gibi bu Ramazan’da da karşımıza çıkan imsak vakti ile teravih namazı konuları. Bu ve bunlar gibi kafa karıştıran konularda Diyanetin sesinin daha çok çıkması gereklidir. Eğer bir hata varsa bundan dönülmeli, eğer yoksa delilleriyle cevap verilmelidir.

Uzun lafın kısası Diyanet İşlerinin temel görevi çoğu “balkonda kurban kesmek caiz midir?” gibisinden dini sorulara cevap vermek değil, o soruların hiç sorulmadığı bir ortam oluşturmaktır. Zannediyorum ki bu da çok uzun bir çalışma ve bir kabuk değişikliğinin sonucunda ortaya çıkabilecektir.