İş yerlerinde çalışanların ruh sağlığını derinden etkileyen ve giderek artan baskı, tehdit ve psikolojik yıldırma uygulamaları, sendikaların ve hukuk çevrelerinin en önemli gündem maddesi haline geldi. Çalışma hayatının kanayan yarası olan mobbinge karşı DİSK Akdeniz Bölge Temsilcisi ve Genel-İş Sendikası Antalya Şube Başkanı Vedat Küçük, bu durumun hukuki boyutuyla da ciddi sonuçlar doğurduğuna dikkat çekerek çalışanlara önemli uyarılarda bulundu. Küçük, işçilerin maruz kaldığı sistematik baskıların tehlikeli boyutlara ulaştığını belirterek, “Bu artık disiplin değil, mobbingdir” çıkışını yaptı.
Mobbingin en belirgin yüzleri
Küçük’e göre, işçiyi yıldırma ve istifaya zorlama amacı taşıyan sistematik eylemler, Yargıtay tarafından da ‘işçiyi yıldırma, yalnızlaştırma ve çalışma ortamından uzaklaştırma amacı taşıyan sistematik psikolojik şiddet’ olarak tanımlanıyor. Başkan Küçük, sıklıkla karşılaşılan ve hukuken mobbing olarak değerlendirilen uygulamaları sıralayarak, “İşten çıkarma, kıdem düşürme tehditleri ve çalışan üzerinde sürekli idari işlem yapma baskısı. Çalışanı bilerek işlevsiz bırakmak veya tam tersine kapasitesinin çok üzerinde aşırı iş yüklemek. Çalışanın telefonlarına, iletilerine cevap verilmemesi, önerilerinin dikkate alınmaması ve iletişimden dışlama. Sürekli olarak haksız eleştirilere maruz bırakılmak ve çalışanı taklit ederek küçük düşürme gibi onur kırıcı davranışlar. Dini veya siyasi görüşü nedeniyle dışlamak. Çalışanın kapasitesinin altında veya anlamsız işlerle oyalamak, görevlerini geri almak” olarak anlattı.
İşverene ciddi yaptırımlar
Vedat Küçük, mobbinge maruz kalan çalışanın yalnız olmadığını ve hukukun mağdurun yanında olduğunu vurgulayarak, bu uygulamaların işveren için ağır hukuki sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti. Küçük, “Mobbingin yol açtığı başlıca hukuki sonuçlar şunlardır; manevi tazminat talebi, işçiye iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshetme ve bununla birlikte kıdem tazminatı alma hakkı doğması, haksız fesih durumunda işe iade davası açma hakkı ve oluşan ücret/mesai alacaklarının telafisi” dedi. Küçük, “Bir işçi mobbinge uğradığında sadece psikolojik değil, ekonomik hakları da zedeleniyor. Sistematik, sürekli ve işçiyi hedef alan her tür baskı mobbingdir. Disiplinle mobbing arasındaki ince ama çok belirgin çizgi budur” ifadelerini kullandı.
Haklarınızı belgeleyin
‘Sendika ve hukuk bürolarının ortak önerilerine göre, mobbinge uğradığını düşünen her çalışanın öncelikle yapması gereken, süreç boyunca yaşananları detaylıca belgelemektir’ diyen Küçük, “Yaşanan her olayı tarih, saat ve kişi belirterek ayrıntılı kayıt altına alın. Mail ve WhatsApp yazışmaları, tutulan tutanaklar ve performans değerlendirme formları gibi tüm yazılı belgeler mutlaka saklanmalıdır. Görgü tanıklarının beyanları, hukuki süreçte hayati önem taşımaktadır. İlk adımda işverene yazılı olarak başvurarak durumun düzeltilmesini talep edin. Çözüm sağlanamazsa süreç, ALO 170 şikayet hattı ile başlayıp, ardından arabuluculuk ve son olarak İş Mahkemesi adımlarıyla ilerlemelidir. İş yerinde sistematik baskı kader değildir. Mobbing bir disiplin yöntemi değil, açık bir psikolojik şiddettir. Çalışanlar hakkını bilmeli ve kesinlikle sessiz kalmamalıdır” diyerek konuşmasını tamamladı.




