Antalya?ya gelen görüyor..
Antalya?da yaşayan göremiyor, çünkü körleştiriliyor..
Bir an için görmenizi sağlayabilir miyim diye..
Antalya?ya gelen-giden birinin bu kentle ilgili gözlemini aktaracağım sizlere..
Okuyun, bir bakın..
Neleri göremiyormuşuz..

???????.

On beş yıl önce gelmiştim Antalya?ya. Yeşil örtüsü, mavi deniziyle soluklanan yaşanası bir kentti.. 
Başımı döndürmüştü bu Kent..
Bey Dağları?nın zirvesinde ?Özlem büyütmüş / Sevda közlemiştim?..
Meyve bahçeleri ile  kuşatılmış Konyaaltı?nda dallarda kızaran narların görüntülerini  hayranlıkla izlemiştim de, elim varmamıştı birini koparmaya.. 
?
Ya Sarısu?daki adını bilmediğim o kır çiçeği? 
Ki onu ezmemek için kıyısından dolanmıştım.. 
?Siz denizde boğuldu sanın / Adı bilinmedik bir diken ucunda / Gül açacağım ben? diye bir de şiir yazdırmıştı.. 
?
Eski yat limanına inmiştim bir akşam üstü..
Herkes tanıdık gibiydi, ya da ben herkesi öyle hissetmiştim..
Denizin mavisini göz bebeklerime yerleştirip, rüzgarını esintisini içime çekip, oturup bir demli çay içmiştim keyifle..
Bu kente aşık olmuştum..
?
Ayrılışımsa, yarım kalmış bir mutluluktu.. 
Dönüş yolunda, otobüs koltuğunda Antalya?yı yazmıştım:
?Bu gözler yeşile doyar mıydı hiç, doydu / Güneş yürür müydü üstüne üstüne insanın, yürüdü / Kör bir karınca dost tutulur muydu, tutuldu Antalya?da.. ? 
?Elbet bir gün buluşacağız / bu böyle yarım kalmayacak? diye geçirirken içimden, Ankara?ya varmıştı otobüsümüz..
?
Yıl 2009, tamı tamına on beş yıl sonra tekrar Antalya?dayım..
Antalya girişinde, ormanla kuşatılmış Kepez de eşsiz güzelliğiyle..
Bulduğum ilk fırsatta Antalya?ya inecek, on beş yıl önceki mavi ve yeşil güzelliğiyle buluşacaktım..
Büyük bir  istekle otomobilim Kepez?den aşağı sarktı ki, gri bir sis içinde buldum  Antalya?yı..
Ne Konyaaltı, ne Bey Dağları, ne de mavi denizi ile yeşil bahçeleri görebildim.. 
Sanki gizli bir el bu güzellikleri yok etmişti.. 
Sanki  mavi ve yeşiliyle Akdeniz?in koynunda soluklanan o şirin, o güzel kenti alıp götürmüşler, yerine kirli havası, çarpık yapıları, bozulmuş dokusuyla gri bir kent getirip koymuşlardı onun yerine..
Konuştuğum her kişiyi, ?bu kentin kirlenmesinden, grileşmesinden, yaşanılmaz hale gelmesinden? sorumlu tutuyor, sessiz ve suskun durmaları nedeniyle sorguluyordum..
?
Bana göre Antalya, yaşayanları tarafından gri bir tutukhaneye dönüştürülmüştü..
Bu kentte yaşayanlarsa, kendi tutuk evlerinde yaşayan birer tutukluydu..
Bir güzelin nasıl çirkinleştirildiğine en iyi örnekti Antalya..
Antalya en iyi örnekti yeşilin soldurulup, mavinin bulandırılmasına..
Antalya en iyi örnektir, kentlerin çirkinleştirilmesine..
?
Elveda Antalya..
Sisin, tozun, gri görüntün, beton  geçitlerin, bulmaca yollarınla baş başa kal..
Ben Ankara?ya dönüyorum..

İslam ÇANKAYA / Öğretim Görevlisi

???????.

Ben de..
15 yıl önce Antalya?ya geldim..
Sevgili İslam Çankaya ile aynı düşüncedeydim..
Bu kente aşık oldum..
Bu sürede Antalya?yı tozun, gri görüntünün, beton yığınlarının, bulmaca yolların içinde yok etmelerini acı acı izledim..
Yaşadım..
Kahroldum..
Ama..
Gidemedim..
Gidemiyorum..
Hala aşığım bu kente..
Bugüne kadar ? karınca misali- mücadelemizi verdik..
Ama yetmedi..
?Ne kurtarabilirsem kardır? diyerek..
Yine mücadeleye devam edeceğim..
Yaşanacak bir Antalya kalmayıncaya kadar..