Antalya’da Halkların Ekolojik Zirvesi gönüllüleri, iklim krizinin derinleşmesinde fosil yakıtların rolüne dikkat çekmek amacıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. Kapalı Yol Atatürk Meydanı’nda düzenlenen açıklamada, başta kömür olmak üzere fosil yakıtların yer altında bırakılması çağrısı yapılırken, 133 kurumun destek verdiği “Yakarsa Dünyayı Fosiller Yakar” kampanyasının da startı verildi. Açıklamayı gönüllüler adına Gülşen Tırış okudu.

‘İklim krizinin etkileri ağırlaşıyor’

Basın açıklamasında, dünyanın farklı bölgelerinde orman yangınlarının arttığı, kuraklığın derinleştiği ve buzulların eridiği belirtilerek iklim krizinin etkilerinin giderek ağırlaştığı vurgulandı. İklim krizinin yalnızca çevresel sonuçlar doğurmadığı; göç, ekonomik kayıplar ve toplumsal eşitsizlikleri de büyüttüğü ifade edildi. Krizin özellikle yapısal eşitsizliklerden en fazla etkilenen kesimleri daha ağır biçimde vurduğu belirtilen açıklamada, yaşananların doğal ve kaçınılmaz bir süreç olmadığı savunuldu. Toplumları kömür, petrol ve doğal gaza bağımlı hale getiren fosil yakıt politikalarının iklim krizinin temel nedenleri arasında olduğu ifade edildi.

‘Fosil yakıt şirketlerine tepki’

Açıklamada, fosil yakıt şirketlerinin yüksek kârlar elde ederken ortaya çıkan çevresel ve toplumsal maliyetin halk ve doğa tarafından ödendiği ileri sürüldü. İklim krizinin daha da derinleşmemesi için fosil yakıt yatırımlarından vazgeçilmesi gerektiği belirtilerek, adil ve eşit bir gelecek için enerji politikalarının değiştirilmesi çağrısı yapıldı. Halkların Ekolojik Zirvesi gönüllüleri, çözümün yalnızca enerji kaynaklarının değiştirilmesiyle sınırlı olmadığını belirterek, toplumun gerçek ihtiyaçlarını esas alan, demokratik, katılımcı ve adil bir enerji sisteminin kurulması gerektiğini savundu.

‘Kömürden çıkış süreci başlasın’

Dünyada iklim krizini derinleştiren kömürden çıkış yönünde çeşitli adımlar atıldığı belirtilen açıklamada, Türkiye’nin bu konuda yeterli ilerleme sağlamadığı ifade edildi. Kömürlü termik santrallerin kapatılması yönünde ülkelerin adımlar attığına dikkat çekilerek Türkiye’nin de acilen planlı bir kömürden çıkış sürecini başlatması istendi. COP31’e ev sahipliği yapacak Türkiye’nin iklim politikaları açısından önemli bir sorumluluk taşıdığı vurgulanan açıklamada, başta kömür olmak üzere fosil yakıtlardan çıkış için adil, planlı ve uygulanabilir bir takvim hazırlanması gerektiği belirtildi.

Antalya’da 2026-2027 eğitim öğretim yılı çelenk sunumuyla başladı
Antalya’da 2026-2027 eğitim öğretim yılı çelenk sunumuyla başladı
İçeriği Görüntüle

‘Kömür bölgelerinde tahribat’

Türkiye’de yarım asırdan fazla süredir elektrik üretiminde kullanılan kömürlü termik santrallerin yalnızca sera gazı salımı açısından değerlendirilmemesi gerektiği ifade edildi. Kömür madenciliği ve termik santrallerin bulunduğu bölgelerde hava, su ve toprağın yanı sıra toplumun ekonomik ve sosyal yaşamının da olumsuz etkilendiği savunuldu. Milas’tan Elbistan’a, Silopi’den Biga’ya kadar kömür üretimi ve termik santrallerin bulunduğu bölgelerde yaşayanların çevresel tahribata karşı mücadele ettiği belirtilen açıklamada, bu bölgelerde yaşayanların temiz hava, temiz su ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının korunması gerektiği vurgulandı.

‘Maden genişlemeleri dursun’

Halkların Ekolojik Zirvesi gönüllüleri, mevcut kömürlü termik santrallerin bugünden itibaren kademeli olarak kapatılmasını istedi. Kömür madeni sahalarının genişletilmesine son verilmesi, yeni kömür santralleri ve kömür madenleri için verilmiş izinlerin istisnasız iptal edilmesi çağrısında bulunuldu. Kömüre yönelik teşviklerin de sonlandırılması gerektiği belirtilirken, bu kaynakların kömürden çıkış sürecinde adil geçiş programlarının finansmanı için kullanılması talep edildi. Kömürden çıkış sürecinin yalnızca santrallerin ve madenlerin kapatılması olarak ele alınmaması gerektiği belirtilen açıklamada, kömür sektöründe çalışan emekçilerin geleceğine de dikkat çekildi. Kömür madenlerinde ve termik santrallerde çalışan tüm emekçilerin özlük haklarının korunması ve geleceklerinin güvence altına alınması için kapsamlı programların hayata geçirilmesi istendi. Kömür bölgelerinde ortaya çıkan ekonomik ve ekolojik çöküşün giderilmesi amacıyla bölge halkını ve tüm ekosistemleri kapsayan iyileştirme programlarının uygulanması çağrısı yapıldı.

‘İklim adaleti için mücadele’

Halkların Ekolojik Zirvesi gönüllüleri, iklim krizinin çevre sorununun ötesinde ekonomik ve toplumsal adalet meselesi olduğuna dikkat çekti. İklim krizinden en fazla etkilenen kesimlerin karar alma süreçlerinde daha fazla söz sahibi olması gerektiği belirtildi. COP süreçlerinde yeterince temsil edilmeyen kesimlerin kendi sözlerini kurabilmesi ve iklim adaletsizliğinden etkilenenlerin uluslararası ölçekte bir araya gelebilmesi için farklı toplumsal mücadele alanlarının ortaklaştırılması gerektiği ifade edildi. 133 kurumun desteğiyle başlatılan “Yakarsa Dünyayı Fosiller Yakar” kampanyası kapsamında yapılan açıklamada, fosil yakıtlardan çıkışın ertelenmemesi gerektiği mesajı verildi. Gönüllüler, kömürden çıkışın yalnızca bir enerji politikası tercihi olmadığını, gezegenin ve halkların geleceği açısından zorunluluk olduğunu vurguladı. Halkların Ekolojik Zirvesi gönüllüleri, 14-18 Kasım tarihlerinde düzenlenecek Halkların İklim Zirvesi’ne de çağrıda bulundu. Basın açıklaması, “Kömüre, fosil yakıtlara, nükleere ve sahte çözümlere hayır” ve “İklim adaleti hemen şimdi” çağrılarıyla sona erdi.

Muhabir: Esra ALTUNKES