Türkiye Büyük Millet (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, 23’üncü Dünya Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Kongresi’ne katıldı. Türkiye, tıp dünyasının en köklü ve prestijli organizasyonlarından biri olan Dünya Kulak Burun Boğaz Kongresi’ne 33 yıl aradan sonra ikinci kez ev sahipliği yapıyor. Uluslararası Kulak Burun Boğaz Dernekleri Federasyonu (IFOS) bünyesinde düzenlenen 23’üncü IFOS İstanbul Dünya Kongresi, İstanbul’da kapılarını açıyor. 120 ülkeden yaklaşık 60 bin uzmanı temsil eden IFOS’un kongresine, yaklaşık 8 bin hekim ve sektör temsilcisinin katılması bekleniyor.
İSTANBUL İLK TURDA YÜZDE 61 OYLA SEÇİLDİ
Kongrenin İstanbul’da düzenlenmesi için gerçekleştirilen adaylık sürecinde İspanya, Japonya, Avustralya ve Hong Kong geride bırakıldı. İstanbul, yapılan oylamada yüzde 61’lik çoğunlukla ilk turda kongreye ev sahipliği yapmaya hak kazandı. Kongre kapsamında 52 paralel salonda kapsamlı bilimsel program gerçekleştirilecek. Dünya genelinden kulak burun boğaz ve baş boyun cerrahisi alanında uzmanların bir araya geleceği organizasyonda, alanındaki güncel gelişmeler ve bilimsel çalışmalar ele alınacak.
‘BİR DİĞER TARAF EN AĞIR HASTALIKLARIN DAHİ TEDAVİ EDİLEMEDİĞİ BİR YOKSUNLUK İÇERİSİNDE YAŞAMAKTADIR’
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Bir tarafta dünyanın en büyük tıp merkezlerinde fevkalade büyük teknoloji ürünü olan alet ve edevatın kullanıldığı, imkanların ortada olduğu bir dünya; diğer tarafta da hemen hemen temel tıp hizmetlerinden istifade edemeyen, tam bir yoksunluk içerisinde olan, milyonlarla ifade edebileceğimiz, 10 milyonlarla hatta 100 milyonlarca ifade edeceğimiz insanlık alemi. Bir taraf varlık içerisinde her türlü tıbbi müdahaleyi henüz belki hastalık ortaya çıkmadan önleyebilme imkanına sahipken, bir diğer taraf en ağır hastalıkların dahi tedavi edilemediği bir yoksunluk içerisinde yaşamaktadır. Dünyada insanlık tarihi boyunca yaşadığımız bu adaletsizliklerin en çarpıcı alanlarından birisinin de tıp alanı olduğunu üzülerek ifade ediyoruz. Bir başka önemli mesele de; sadece yoksulluk, insanların fakirliği, kıtaların ve ülkelerin fakirliği değil, aynı zamanda çatışma, iç çatışma ve dış müdahalelerle karşılaştığımız gayriinsani sorundur. Şu anda dünyanın onlarca ülkesinde ya iç çatışmalar ya da dışarıdan müdahalelerle birlikte maalesef temel sağlık hizmetlerinin verilemediği çok sayıda insan mevcuttur" dedi.

‘GAZZE, TIP ALANINDA İNSANLIĞIN YAŞADIĞI ÇİFTE STANDARDIN EN HAZİN SENARYOSUNUN UYGULANDIĞI YERDİR’
Kurtulmuş, "Ne yazık ki, 3 yıldır insanlığın dibe vurulduğu bir soykırımın yaşandığı Gazze, tıp alanında insanlığın yaşadığı bu çifte standardın en hazin senaryosunun uygulandığı yerdir. İnsanlar, bırakın çok lüks tıp imkanlarından istifade etmeyi, en temel sağlık imkanlarından dahi yararlanamamaktadır. Dünyanın en iyi doktoru olsanız neye yarar? Dünyanın en iyi tıbbi imkanlarına sahip olsanız neye yarar? Bombalanan bir ameliyathanede hiçbir tıbbi araç olmadan bir çocuğa müdahale edememenin vermiş olduğu ızdırap, herhalde bir tıp insanı için en büyük ızdıraptır. Bugün Gazze'de maalesef ameliyathanelerin, temel tıbbi bakım yerlerinin çalışamaz halde olduğu ve Gazze'nin de dünya üzerindeki onlarca böylesine büyük yıkım alanlarından sadece birisi olduğunun altını çizmek istiyorum. Gazze'de tıp alanında yaşamış olduğumuz ve hepimizin içini burkan bu mesele, maalesef yayılmacı, işgalci, soykırımcı İsrail devleti tarafından, İsrail hükümeti tarafından da tam bir insanlık dramına dönüştürülmüştür. Görüyoruz ama elimizi uzatamıyoruz. Duyuyoruz ama yetişemiyoruz. Dünyanın herhangi bir yerinde ampute edilmiş birisini hem de reklamlar üzerinden, bir İsrail askerinin reklamı üzerinden onu gündeme getirenler; Filistin'de ayakları ve kolları kesilen binlerce, 10 binlerce çocuktan maalesef bahsedemiyorlar. Bu büyük utanç insanlık için uluslararası alanda hepimiz için yeterde artar. Bunu gündeminize getirmek istiyorum. Tıbbi etik, sadece bildiğimiz o geleneksel tıbbi etik olmanın çok ötesine geçmiştir. Artık tıbbi etik, yoksulluk, fakirlik dolayısıyla tıbbi hizmetlere ulaşamayanlara nasıl el uzatabileceğimiz üzerinde fikir yormak ve baskı ve bu tür zulümler vasıtasıyla ulaşamadığımız dünyanın mahrum ve mazlum insanlarına nasıl el uzatacağımız üzerinde de düşünmemizi gerektiriyor" şeklinde konuştu.




