Önceki gün gelen bir telefon mesajı içimi ürpertti..
Çünkü..
Bu mesaj, “siyasetin çivisinin çıktığının kanıtı”ydı..
Siyasetin çivisinin çıkması demek, “oy uğruna, en kötü çirkinlikler dahil, her şey bolca yapılacak” demektir..

Mesajı gönderen kişi, CHP İl Başkanı Devrim Kök..
Geliş saati, 11.04..
Toplu bir mesaj olduğu için, yüzlerce kişiyle birlikte bana da geldi..
Şöyle diyor:
“2B mağdurlarıyla birlikte, 46 otobüsle, iki bin kişiyle Ankara’ya çıkarma yaptık.. Köylülerimizin haklı mücadelesinde sonuna kadar arkasındayız..”
Ama..
Öğrendik ki..
Kök’ün sözünü ettiği 2 bin kişinin hepsi “2B mağduru köylü” değilmiş..
Meğer, “çıkarma yapan kalabalık fazla görünsün” diye..
Büyükşehir ve CHP’li belediyelerden toplanan personel de köylülerle birlikte Başkent’e götürülmüş..
Böylece..
Doğru-dürüst maaş verilmeyen ırgat personelin “figüran” olarak da kullanıldığını öğrenmiş olduk..

Bu, işin bir yanı..
Diğer yanı da öncekinden farklı sayılmaz..

Mesajı geldiği saatlerde ajanslardan şu haber geçti:
“Antalya’dan 2B protestosu için CHP İl Başkanlığı tarafından 40 otobüsle Ankara’ya götürülen köylüler, TBMM yakınında çevik kuvvet barikatıyla durduruldu..”
Sonrasını dün gazetelerde okudunuz..
Hatta, Antalya’da bir TV kanalı da olayı canlı canlı verdi zaten..
Yalnız, otobüsler 40 mı 46 mı, pek anlayamadım..
Neyse..
O kalabalığın içinden 150 civarında kişi seçilerek TBMM’ye girişlerine izin verildi..
Girenler CHP grup toplantısına alındı..
Kürsüde konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, köylü kadınlardan bazılarını kürsüye çıkartarak konuşturdu..
Yani..
CHP’nin, en çok başvurduğu siyaset şekli olan “ŞOV” burada da gerçekleşti..
Yine, “mağdur edebiyatı” ile köylüler üzerinden prim yapmaya çalıştı..

Biliyorsunuz..
İletişim alanındaki müthiş gelişmelerden sonra, insanlar için gizli-saklı pek bir şey kalmadı..
Siyasi gelişmeler kadar, siyasi düşünceler de okunur, izlenir, yorumlanır ve bütün bunlardan da çok geniş halk kitleleri haberdar olur hale geldi..
Artık, şu açık-seçik biliniyor:
Vatandaşa sunacak icraatı olmayan siyasetçi ne yapar?
Kendini “mağdur” olarak gören ve iktidar aleyhine bağırıp-çağıracak kesimleri “protesto eylemleri” için kışkırtır..
Baktı bundan iş çıkacak, önceki gün yaptığı gibi; otobüs tutar, köylüyü Ankara’ya kadar götürür ve bir eylem de orada yaptırır..

Bunu vatandaş yutar mı, orasını bilemem..
Ama..
CHP bir “muhalefet” partisi..
Ve iktidara puan kaybettirebileceği her hareketin yanında olmasını doğal karşılıyorum..
Ancak..
Daha önce değiştirilen ve TBMM’de yasalaşma çalışmaları yapılan 2B konusu tartışılırken ve oylanırken, böyle bir “ŞOV” niye yapıldı, işte bunu anlayamadım..
“2B mağdurları” olarak nitelelediği köylüleri kışkırtan CHP’nin, 2B yasa tasarısı oylanırken Genel Kurul’a 10 milletvekili ile katılmasını hiç anlayamadım..
Geriye kalan 125 milletvekili için 2B’nin hiç mi önemi yoktu?
Ya da..
“Antalya’da kışkırttık, olmadı Ankara’ya getirip eylem yaptırdık, eh bunlardan az-çok puan da topladık, bu da bize yeter” mi demek istediler acaba?

Böyle bir muhalefet, “güçlü” olamaz..
Böyle bir muhalefet anlayışı ile “iktidar alternatifi” de olunmaz..
Türkiye’de muhalefet, şovu değil hizmeti ön plana alması gerektiğini öğrenmedikçe..
Türkiye’de muhalefet, vatandaşa “hizmet” anlamında umut vermedikçe..
Türkiye’de muhalefet, muhalefet etmeyi sadece Başbakan’la laf yarıştırmak olarak gördükçe..
Türkiye’de muhalefet, iyi-kötü herşeyi “tu-kaka” diye karşıladıkça..
Bir-iki lokal yer dışında, vatandaşı kendine asla inandıramaz..
Ve..
Ak Parti, işte böyle “dikensiz gül bahçesi”nde canının istediği gibi at koşturur..
Yerseniz..