Son günlerde en sık karşılaştığım soru “Octoberfest”le ilgili..
“Bu festivale karşı mısın, yapılmasını doğru buluyor musun” diye soruyorlar..
Sormalarının nedeni de, “Mustafa Akaydın’ın Octoberfest yaklaşımını” eleştiriyor olmam..

Önce şunu söyleyeyim..
Octoberfest ya da Aprilfest veya Grapestfest, adı her ne olursa olsun hiçbir festivale de eğlenceye de karşı değilim..
Karşı olduğum şey; önceliklerin unutulup, festival ve eğlencelerin ön plana alınması..

Mustafa Akaydın ve yönetimi 3.5 yıldır çok değişik isimler altında sürekli olarak festival ve eğlence düzenledi, hala da düzenliyorlar..
Bunların yanında bir de “Antalya ile ilgisi olmayan” bir sürü söyleşi yapacak konuk ağırlıyorlar..
Oysa bu tür etkinlikleri belediye değil, STK’ların yapar..
Çünkü..
Belediyelerin; kentin daha iyi yaşanabilir bir hale getirilmesi ve bunun sürdürülebilir kılınması için yapması gereken çok önemli görevleri var..
Mustafa Akaydın ve yönetimi gibi; kentin önceliklerini unutup, festival ve eğlenceleri ön plana çıkartırsanız, en ağır biçimde eleştirilmeyi de hak edersiniz..

Nedir Antalya’nın öncelikleri?
Bir “havza planı” ve buna entegre olarak akılcı bir “ulaşım master planı”..
Kent içi ulaşımın rahat yapılabilmesi için gereken çalışmalar..
Toplu ulaşımın cazip hale getirilmesi..
Yeni yollar üretmek, gereken yerlere katlı kavşaklar yapmak..
Hafif raylı sistemi yer altı ve yer üstü yapacak projeler üretmek..
Sinyalizasyon ve “hızkes” sistemini akılcı-çağdaş bir şekilde uygulamak..
Sürekli kaz-kapatlardan kurtulabilmek için elektrik-su-telefon-internet-doğalgaz-kanalizasyon çalışmalarını tek bir dehlizden geçirecek şekilde yer altı tünelleri yapmak..
Kanalizasyon ve arıtma sistemini kente tam anlamıyla yaymak..
Soğuk asfalt çalışmasıyla yolların her yağışta bozulmasının önüne geçmek..
Plan tadilatlarıyla kentin mıncıklanmasını önlemek..
Bunların ardından..
Bir turizm kenti olan Antalya’nın “cazibe alanları” ihtiyacını karşılayıp, daha çok turist gelmesini sağlayacak çalışmalar yaparak, kentin ekonomisine katkı sağlamak..
Kentin spor-sanat-kültür ihtiyacını giderecek tesisler üretmek, çalışmalar yapmak, bunlara halkın katılımını sağlamak..
Dikkat edin, “eğlence ve festival” hala bunların içinde yer almıyor..
Çünkü..
Onlar çok daha sonra gelmesi gereken çalışmalardır..

Akaydın ve ekibi, yukarıda saydığım “öncelikleri” yer değiştirip, festival ve eğlence öncelikli çalışmalar yapıyor, diğerlerini ikinci-üçüncü plana atıyor..
Bu neye benziyor biliyor musunuz?
“Açım-hastayım” diye inleyen birini en güzel giysileri giydirmeye, onu güzelleştirmeye benziyor..
Yahu adam açlıktan ölecek, giysiyi-makyajı ne yapsın?

Ama..
Bütün bunlara rağmen Akaydın’a fazla kızamıyorum..
Eğlence ve festival alanları dolduğuna göre..
Demek ki Antalya halkı festival ve eğlence istiyor, Başkan da onları kırmıyor..

Burada vatandaşlara da şunu söyleyeceğim..
Akaydın sizi eğlendirirken..
“Tıkanan trafik, doğru-dürüst işlemeyen Halkkart, kenti boğan lağım kokusu, pislik içinde delik-deşik yollar, siftah bile edemeden indirdiğiniz kepenkler, cebinizden mirasyedi gibi boşa harcanan paralar konusunda şikayet etmeye hakkınız olmadığını herhalde biliyorsunuz..”
Sizlerin önceliği nedir bilemem..
Ben belediyelerden yukarıda yazdığım öncelikleri beklerim..
Bunların sırası bozulduğunda da eleştiririm..
Hem de sıkı eleştiririm..
Sizler de bu eleştirilerimi ister kaale alırsınız, ister almazsınız, orası sizin bileceğiniz iş..

Evet, başa dönelim..
Octoberfest’e karşı mıyım?
Hayır..
Karşı olduğum şey; önceliklerin unutulup, festival ve eğlencelerin ön plana alınması..
Akaydın, önceki günkü toplantıda “Octoberfest’le gurur duyuyorum” demişti..
E tabii, Antalya’da kentle ilgili gurur duyacağı bir hizmeti olmayınca, bununla gurur duyacak elbet..
Hepinize bol eğlenceler diliyorum..
Şerefe..

………………………………..

Angaje gazeteciler..

Dün Ekspres’ten Mehmet Talay, Mustafa Akaydın’ın toplantısına gelmeyen gazetecileri, “Ak Parti’ye angaje gazeteciler” olarak tanımlamış..
Merak ettim, araştırdım..
“Ahmet Dökdök, Nihat Toklu, Ahmet Oruçoğlu, Ali Tongülüs, Ali Orhan, Songül Başkaya, Dursun Gündoğdu, Haluk Üncel, Vedat Gürhan, Erdoğan Kahya, İbrahim Akkaya” o toplantıya gitmemiş..
Çoğu CHP’li ve solcu olarak tanınan köşe yazarları, hatta içlerinde CHP’li meclis üyeleri de var..
Ama Talay’a göre Ak Parti’ye angaje gazeteciler bunlar..
Nasıl “üfürdüğünü” anlayın artık..

Bir de madalyona tersinden bakalım..
Talay toplantıda Akaydın’ın sol yanında, onun yanında da ortağı Haşmet Öyken oturuyordu..
Fotoğraflarda yer alan görüntü bu..
Bu manzaraya ve Talay’ın mantığına göre..
Talay ve Öyken’in de, “Akaydın’a angaje gazeteci” olarak tanımlanması gerekiyor demek ki..
Öyle misiniz Talay?