Size dün buradan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’ın 2008’deki Altın Portakal Film Festivali ile ilgili iddialarını aktarmıştım. İddiaların vahim olduğunu ve yenilir, yutulur cinsten olmadığını dile getirmiştim. Konunun muhataplarının mutlaka cevap vermesi gerektiğini aksi takdirde bunun altından kalkamayacaklarını yazdım.
Akaydın’ın iddialarına eski Başkan Menderes Türel anında yazılı bir açıklamayla cevap verdi. Türel, “Akaydın, göreve geldiği günden beri Antalya’ya hizmeti bir yana bırakmış, Menderes Türel’e çamur ve iftira atarak yalanları ile kamuoyunu etkileyip başarısızlığını unutturmaya çalışmaktadır” dedi.
Türel’e hak vermemek elde değil. Zira gerek seçim öncesi gerekse seçimden sonra bu tür çok sayıda iddia ortaya atıldı. İşi ailesine kadar vardıranlar oldu. Ancak her seferinde Türel’in haklılığı ortaya çıktı. Öyle ki Akaydın’ın yapmış olduğu bütün hukuki girişimler başarısızlıkla sonuçlandı. Türel’in Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemiyle ilgili bağımsız yargı tarafından şu ana kadar en ufak bir dava açılmadı ve soruşturma izni dahi verilmedi.
Akaydın, neden şimdi 2008 yılında yaşandığını iddia ettiği konuları gündeme taşıyor? Neden yargıya müracaat etmedi? Göreve gelir gelmez Türel dönemini ince eleyip sık dokuyan Hoca niye bu kadar uzun süre sessiz kaldı?
Bunun bir tek nedeni var. O da 2009 yılındaki taktiği devam ettirme düşüncesi. Yukarıda da dile getirdiğim gibi seçimlerde Türel hakkında akla hayale gelmeyecek iftiralar atıldı. Bu iftiralar kim ne derse desin amacına ulaştı ve Türel kara bir kampanya sonrası seçimi kaybetti. Bu taktiğin tuttuğunu gören zihniyet şimdi aynısını uygulama peşinde. Seçimler yaklaştıkça da bu ve buna benzer daha çok iddia ortaya atılacak. Tazminat ödemekten bıkmayanlar geçmişte olduğu gibi yine belden aşağı vuracak. Kara propaganda çalışmaları her fırsatta, her ortamda yapılacak. Seçim kazanmak için her yol mubah görülecek. Ancak bu kez bu taktik tutmaz, tutmayacak. Bundan medet umanlar ise kendilerine yeni bir yol arasınlar.
Yazımı Türel’in sözleriyle bitirmek istiyorum.
“Bu ve benzeri iddiaların sahibi, bu ve benzeri iddiaları ispatlamakla mükelleftir. İspatlayamadığı takdirde kendisini müfteri olarak ilan ediyor ve kendisinin haysiyetten şereften yoksun bu yaklaşımlardan bir an önce arınmasını diliyorum”