Önceki gün Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’ın basın ile kahvaltılı sohbet toplantısı vardı.
Sevgili Veysi Sağlam şahsıma bizzat telefon açarak, söz konusu toplantıya davet etti. Ne yazık ki Elin Sude’nin okul işlemleriyle ilgilenmemden dolayı iştirak etmedim.
Kendi kendime, “Neden gitmedim” de kesinlikle demedim.
Zira, ne yazık ki Hoca aynı hoca.
Sürekli aynı nakarat..
Adamda bir Türel hegomanyasıdır sürüp gidiyor.
Bizler bıktık onun ağzından Menderes Türel ismini duymaktan, o söylemekten 4 yıldır bıkmadı.
Gazeteci milletinin gözlerinin içerisine baka baka, “Enkaz edebiyatı yaptığımı sanmayın” gibi demagojik bir üslupla söze başlayıp, hala 2007-2008 ne bileyim 2009 Belediye çalışmalarının muhasebe kayıtları ile ilgili bilgiler aktarıp, geçmişi kötüleyerek o günü geçiştirmeye çalışıyor.
Tamam yanı başındakiler senin ne demek istediğini artık bırak anlamayı, bir sonraki söyleyeceğin hitabı bile daha sen söylemeden biliyorlar. Çünkü herkese resmen ezberlettin.
İddia ediyorum.,
Akaydın 3.5 yıllık Büyükşehir Belediye Başkanlığı sürecinde yaptığı çalışmalar yerine (3.5 yıldır elle tutulur bir çalışma var mı ki) ) anılarını anlatsa herkes zevkle dinler.
Ama ne yazık ki Büyükşehir Belediye Başkanı olarak ilk geniş kapsamlı basın toplantısını 100’ncü günde gerçekleştiren Mustafa Akaydın, o gün ne söylediyse inanır mısınız?
Neredeyse koltukta 4’ncü yılını dolduruyor tamamı aynı şeyler.
Antalya’nın Büyükşehir Belediye Başkanı önceki günkü toplantıda, “Göreve gelirken 300’den fazla projemiz vardı. Bunların 41’ni hayata geçirdik” diyor.
Ve 41 türlü icraatının arasına, “Anneler günü nedeniyle bayan personellerimize karanfil dağıttık, Nazım Hikmet’i andık, Hıdırlık dinletileri” gibi çalışmalarını da katıp, adına praje koyuyor.
Orada oturan gazetecilerden hiç birisi, “Koltukta 4’ncü yılınızı doldurdunuz. Ve hedef koyduğunuz projelerinizden 4 yılda sadece yüzde 15 gibi bir kısmını gerçekleştirebilmiş olmanız sizce bu kente layıkıyla hizmet vermiş mi olunuyor” diye soramıyor.
Projeler içerisine Dev Akvaryumu da sıkıştırıveriyor.
Ve o akvaryumla oylarını alıp seçildiği Antalyalılara hizmet ettiğinden bahsediyor.
Ben bunları duymak için mi gidecektim o kahvaltılı toplantıya?
Ve duyduklarımı, “Hoca öyle diyor” diye de okurlarıma aktaracaktım öyle mi?
Onu yapacak, hatta yapanlar var.
Biz almayalım.
Hoca 12 Temmuz 2009 Pazar gününü hatırlıyor mu acaba?
Hani, “Hizmette 100. gün” başlığı altında yaptığı basın toplantısını?
Ve o toplantıya gelen basın mensuplarına dağıttırdığı yazılı açıklamasını?.
Giriş başlığı, “Çok çalışacağız” şeklindeydi. Aradan tam tamına 4 yıla yaklaşan süreç geçti.
Çalıştı mı?
Bu sorum zatıâlilerine değil.
Onu seçip, başımıza getirenlere..
Şu an, “Ahh ah” diyenleri duyar gibiyim.
Gerçekleri görebilmek bu kadar mı zor?
Akaydın’ı bu kente hizmet için seçenler daha 100. günde kendisinin ağzından, “Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni ASAT ve şirketler dahil yığınla bir borç ile devir aldık” sözlerini duydu.
Önceki gün de, “Geçmiş yönetimin olmayan otellerin faturasını varmış gibi ödemişler. Ben o dönemde harcanan paranın 7’de 1’ne festival yapıyorum” diyor.
Nedir Allah aşkına bu?
Bu memleketin denetimcileri, savcıları, hâkimleri mi yok?
Yok hocam.,
Sen o tür toplantıları sabah kahvaltılarında yapma.
Akşamüzeri veya akşam yap, masada aslan sütünü de eksik etme ki, ne konuşulduysa orada kalsın.
Bir gün önceki akşamı kimse hatırlamasın ki, “Ne diyor hala bu hoca ya” diye kimse kimseye sormasın.
Sen de seversin sütlü toplantıları.
Çaylı toplantı da neyin nesiymiş?