Türkiye’nin farklı illerinde eğitim emekçileri ve öğrencilerin hedef olduğu şiddet olaylarının artması, okullardaki güvenlik sorununu yeniden gündeme taşıdı. İstanbul, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırıların ardından Manisa’nın Turgutlu ilçesinde meydana gelen olay ve Osmaniye’de bir eğitim emekçisinin silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmesi, eğitim kurumlarında can güvenliği tartışmasını büyüttü. Eğitim-Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, yaşananların münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, eğitim kurumlarında şiddetin ve bireysel silahlanmanın ciddi bir tehdit haline geldiğini söyledi. Öztürk, “Eğitim kurumlarında yaşanan her saldırının ardından olayları münferit vakalar olarak değerlendirmek, sorunun gerçek boyutunun görülmesini engellemektedir. Okullarımız ve eğitim emekçilerimiz ciddi bir güvenlik tehdidiyle karşı karşıyadır” dedi.
‘Çantadan silah çıkması alarmdır’
Son günlerde öğrencilerin okula silahla geldiğine ilişkin olayların da yaşandığına dikkat çeken Öztürk, Mersin’in Tarsus ilçesinde 7 yaşındaki bir öğrencinin çantasından silah çıkmasını ve Van’da bir öğrencinin okula pompalı tüfekle geldiği yönündeki bilgileri hatırlattı. Öztürk, “Bir çocuğun okul çantasından silah çıkması ya da bir öğrencinin okula silahla gelmesi, artık alarm zillerinin çok daha yüksek sesle çaldığını göstermektedir. Bu tablo, çocuklarımızın ve eğitim emekçilerimizin güvenliği açısından son derece ciddi bir tehdittir” diye konuştu. Okullardaki şiddetin yalnızca kapılara güvenlik görevlisi yerleştirilmesi veya polisiye önlemlerin artırılmasıyla çözülemeyeceğini vurgulayan Öztürk, sorunun toplumsal ve ekonomik boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti. ‘Şiddeti yalnızca okul kapısında aramak doğru değildir. Toplumsal kriz, ekonomik sorunlar, bireysel silahlanma, psikolojik ve pedagojik sorunlar bir bütün olarak ele alınmalıdır. Aksi halde alınacak geçici güvenlik önlemleri sorunun kökünü çözmeyecektir’ diyen Öztürk, eğitim politikalarının da yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
‘Bakanlık sorumluluk almalı’
Öztürk, Millî Eğitim Bakanlığı’na çağrıda bulunarak eğitim emekçileri ve öğrencilerin can güvenliğinin sağlanması konusunda kalıcı adımlar atılmasını isteyerek, “Millî Eğitim Bakanlığı artık sorumluluk almalı ve eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin yaşam hakkını güvence altına almalıdır. Çözümsüz geçen her gün, okullarımızda yeni bir şiddet vakasının yaşanması riskini artırmaktadır. Bu nedenle sorun daha fazla ertelenemez ve görmezden gelinemez” ifadelerini kullandı. Kalıcı çözüm için öğretmenler, veliler, öğrenciler, rehberlik ve psikolojik danışmanlık alanında çalışan uzmanlar ile eğitim sendikalarının bir araya gelmesi gerektiğini belirten Öztürk, ortak akılla uygulanabilir bir yol haritası hazırlanmasını istedi. Öztürk, “Başta eğitim sendikaları olmak üzere öğretmenler, veliler, öğrenciler ve alan uzmanları aynı masada buluşmalıdır. Okulların demokratik, kamusal, güvenli ve nitelikli eğitim alanları olması için kalıcı politikalar oluşturulmalıdır” dedi. Eğitim kurumlarında şiddetin normalleştirilmesine izin vermeyeceklerini söyleyen Öztürk, “Okullar çocukların ve eğitim emekçilerinin korkuyla değil, güven içinde bulunduğu alanlar olmak zorundadır. Eğitim kurumlarında şiddetin olağanlaştırılmasını, denetimsiz bireysel silahlanmanın öğrenciler ve eğitim emekçileri için sürekli bir tehdit oluşturmasını kabul etmiyoruz. Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin can güvenliğinin sağlandığı, şiddetten arındırılmış ve demokratik eğitim ortamlarının oluşturulması için mücadelemizi sürdüreceğiz. Güvenli okul, güvenli gelecek demektir” ifadelerini kullandı.




