Şu bayram arifesinde siyasetten, Akaydın’dan, akıllı kartlardan, STK’lardan ve partilerden biraz uzaklaşalım diyorum..
Hiç konuşulmamış bir konuya değinelim..
Ve birilerinin yaralarını deşelim..
Bakalım, “tepki” ne olacak..

…………………

Türkiye’de “normal” bir şeyler bulmak, 4 yapraklı yonca bulmaya benziyor..
Her şeyimizle bir “tezat” yoğunluğu yaşıyoruz..
İnsanlarının;
- Ormanları ev yapmaya engel olan lüzumsuzluklar..
- Denizleri lağım deposu..
- Havayı kimyasal reaksiyon test alanı..
olarak algılayan bir ülkede, bu tezat yoğunluğu, belki etki-tepki olayıyla açıklanabilir..
İnsanına ve köpeğine acımasız olan bir sosyal oluşumda..
“Kaplumbağa” duyarlılığının had safhada olabilmesinin açıklaması mümkün müdür?

Hatırlayın..
İstanbul'da bir “Travesti Sığınma Evi” kurulacak diye açıklama yapılmıştı..
Bu haberi okuyan dünya, “şu işe bak.. Bu Türkiye’nin insanları ne kadar de ince düşünceliymiş.. Pes doğrusu” diye düşünmüşlerdir..
Oysa..
Dünyada “kendi travestisine kötü davranan ülkeler listesi” yapılsa..
Türkiye mutlaka bu listede en önlerde yer alır..
Ama..
Bu arada da hiç üşenmeden, Travesti Sığınma Evi gibi, temelde “ince” bir işe de ilk imzayı atar..

Bitmedi..
“Evcil hayvanlara düşmanlıkta” ülkemizin eline su dökebilecek başka bir ülke zor bulunur..
Ama..
“Hayvan hakları” konusunda o kadar radikal tavırlar alabilen insanlar var ki..
Batı ülkelerindeki hayvan hakları savunucuları bizimkileri görse korkudan kaçacak yer ararlar..
Bizimkiler o kadar sert tavırlı yani..

…………………

Türkiye'de bu arz-talep veya etki-tepki ilişkisi maşallah çok iyi çalışıyor..
Bu arada..
Aklınıza gelebilecek hemen her grubun koruyucuları var..
Dayak yiyen kadının, travestinin, kaplumbağanın, köpeğin, işsizin, emeklinin, büyük patronun, küçük işadamının, işçinin, memurun koruyucuları çok maşallah..
Bunlar..
Davaları uğruna basın toplantıları düzenliyorlar, yürüyorlar, pankartlar açıyorlar, korsan gösteri yapıyorlar, polisle çatışıyorlar, hükümete dilekçe veriyorlar..
Herkes bir şekilde korunuyor..
Bir tek, “mesleği olan orta yaşlı erkekler” kaldı ortada..
Onlara ne olduğu..
Ne tür acılar çektikleri..
Nasıl ezildikleri..
Nasıl aşağılandıkları..
Bu toplumda nasıl da havasız kaldıkları..
Nasıl bunaltıldıkları ile kimse ilgilenmiyor..

Aslında, bu ülkede orta yaşlı meslekli erkeklerin, bu toplumun “en harcanan kesimi” olduğu unutulmuş durumda..
Yarın bir 'Orta Yaşlı Meslekli Erkekler Sığınma Evi' açılsa ev bir günde dolar da taşar emin olun..
Acırsınız hallerine..
Değişmeyi gelişmek, gelişmeyi de değişmekle bir kabul etmek ne kadar doğrudur bilemem..
Ama..
Bu ülkede bir şeylerin değişmesi isteniyorsa, “orta yaşlı erkekler”in değeri bilinmeli..
Ve kesinlikle “korunmaya” alınmalı..
Bilgi birikimi olan..
Hayat tecrübesi artmış..
Tam verimli olacağı zamanda böylesine ortada bırakılması pek normal değil bence..

……………….

Evet, burası Türkiye..
Nam-ı diğer, “tezatlar ülkesi”..
Bu ülkede, sürekli olarak emeklinin, işsizin, büyük patronların, işadamlarının, kadınların ve hayvanların sorunlarını duymak, onlar için üzülürmüş gibi yapmak, duyarlı görünmek zorunda kalırsınız..

Biliyorum..
Aslında bunların hiçbiri umurunuzda bile değildir..
Sizin için, kendi sorunlarınız (gayet tabii ki) bunların hepsinden çok daha önemlidir..
Ama..
Bu gerçeği bırakın ifade etmeyi..
Bunları düşünmeye bile kalkışsanız, ilk başta kadınlar biner tepenize..
Ve onun için de şunu biliniz ki..
Türkiye'de hiçbir şey düzelmeyecek..
Siz durmadan lüzumsuz ve çözümsüz sorunları dinlemeye alışık olduğunuzdan..
“Asıl kurtarıcı olabilecek” orta yaşlıları çoktan unutup gittiğinizden..
Sorunlarınızdan hiç kurtulamayacaksınız..
Oysa orta yaşlılar, her şeyin “denge” unsurudur..
Gençlerin doğruları ile yaşlıların doğrularını ancak onlar anlayabilir, onları da anlaştırabilirler..

Orta yaşlılara gelince..
Türkiye’nin bütün tezatlarını yüreklerine gömer, biraz içine kapanır..
Ve..
“Korunmaya” alınacağını düşleyerek, yaşlıyı da genci de hazin hazin seyrederler..
Ama..
İhtiyaç duyulduğunda hemen bulunurlar..
Kaçacak yerleri yok ki..

Bayram sonrası buluşmak dileğiyle, hepinize mutlu bayramlar diliyorum..