Dünkü yazımı yazdım. Yazar yazmaz da, bir gün sonrası gazetede çıkmasını beklemeden, Akdeniz Manşet’in internet gazetesine koydurdum.
Müdavimlerimden ve “Benim” diyen sosyal demokratlardan çok daha sosyal demokrat, yakın dostum Haydar Çiftçi, “Çok acele etmişsin” yorumunda bulundu.
“Daha erken değil mi?” diye de ekledi.
“Yazım için böyle yaklaşımda bulunulacağını biliyordum. Sıcağı sıcağına olsun istedim. Daha inşaatını bitirmeyip, sırf yüklenici firma yaz sezonunda parsayı toplasın, Türkiye’ye gelen turistleri yolsunlar diye henüz balıkların çoğunu dahi getirmeyenler bir mekanı erken açıyorsa, ben neden erken davranmış oluyorum ki” cevabını verdim.
Haksız mıyım ki?
Bir Büyükşehir Belediyesi’nin, dolayısıyla Başkan Mustafa Akaydın’ın projesi olan Dev Akvaryum tam olarak hazır hale getirilmeden oldu, bittiye getirilip açılıyor.
Ama resmi açılışın bizzat Akaydın tarafından Eylül ayı sonunda gerçekleştirileceği söyleniyor.
Ben 11 yaşındaki çocuğumla birlikte daha ilk gün hocanın 3.5 yıllık görev süresince ilk ve tek projesini bizzat görmeye gidiyorum.
Karşıma çıka çıka, giriş kapılarına daha yeni monte edilen turnikeler, etrafta koşuşturan temizlik işçileri çıkıyor.
Giriyorum akvaryum alanına, Japon balıkları.
“İlginç veya devasal deniz canlıları belki biz ilerledikçe karşımıza çıkacak” diye umuyoruz.
Bomboş akvaryumlarla karşılaştığımız gibi, içerilerinde tek tük balık türünden canlıları gördükçe, umudumuz kırılmaya yüz tutuyor.
Neymiş efendim, “Kar odasını gördün mü?”
Görsem ne yazar ki?
Adı üstünde akvaryuma gitmişim, kar odası kimin umurunda?
Haa balık yok değil. Tabi ki var ama dün de dediğim gibi öyle abarttıkları türden kesinlikle yok. Ve ben tüm bunları gördükten sonra, neden olumsuz yazı yazmışım?
Ne deseydim?
Koşun, koşun Antalyalılar. Dünya’nın en büyük 5 tünel akvaryumlarından birisi olan Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin projesi hayata geçirildi. Mükemmel bir yapıt. Olağanüstü güzellikteki deniz canlılarını görmeyen çok şey kaybeder mi?”
Olmayan şeyleri yazıp, vatandaşı kandırmak öyle mi?
Hoca’nın etrafında bunu yapacak o kadar muhterem var ki, biz öyleleri gibi olmadık, olmayacağız da.
Hiç mi bilemediniz?
Antalya’nın Toros dağlarının eteklerinde o kadar çok alabalık çiftliği var ki, birkaç akvaryumu alabalıklarla doldurup.,
Yine Antalya’nın Akdenizi’nde onlarca balık yetiştirme havuzları bulunuyor. Oralardan da çupra, levrek ve mercan alıp o akvaryuma atsaydınız da, kişi başı 33 TL ödeyip Hoca’nın akvaryumuna gelenler çıkışta, “Bu ne ya. Böyle akvaryum mu olur” deme gereği duymasalardı.
Dev Akvaryum’daki işletmecilerinden birisinin adı İrfan (Demirok) imiş.
Akvaryum’un hemen yanı başındaki Mini City İşletmesi’nin sahibinin de adı İrfan (Cengiz).
Biri çocuk olmak üzere 2 kişinin Akvaryum’a giriş ücreti 59 TL.
O kadar parayı İrfan Demirok’un Akvaryumu’nu görmek için vereceğime, İrfan Cengiz’in Mini City’deki Giritli Meyhanesi’ne gider, bir 20’lik rakı, yanına bir de çupura yaptırır, salatasını da ikram ederler.
İnanır mısınız?
Vereceğiniz para 45 TL’yi geçmez.
İlla ki o gün balık görerek gözlerinizi bayram mı ettirmek istiyorsunuz?
Mini City girişinde geniş bir tezgah var. Akdeniz’den tutun da, Ege, Marmara ve Karadeniz’de yetişen tüm çeşitler o tezgahta mevcut.
Ahtapot’tan tutun da, Kalamarına, Karidesine ve kılıç balığına kadar bulabilmek mümkün ama, önceki gün açılan ve benimde gidip 59 TL verip gezdiğim Hoca’nın dev akvaryumunda bir aynalı sazan bile yok.
Hal böyle olunca sessiz kalıp sinemize mi çekelim?
Yoksa makyajlayıp milleti teşvik mi edelim?
Dedik ya, onu yapacak olanları Hoca çok iyi biliyor..
Bir talimatı yeter..