Petro Dolar, Arap ülkelerinin petrol satışından elde ettikleri geliri tanımlamak üzere kullanılan bir terim. Petrol satıyorlar karşılığında dolar alıyorlar. Çünkü 1971 petrol krizinden beri petrol sadece dolarla satın alınabiliyor. Bu da doların dünyadaki egemenliğinin bir göstergesi. Aynı zamanda o egemenliği dolara sağlayan şeylerden birisi.
Petro doların bir diğer adı da körfez sermayesi. Hani bu Araplar petrolü satıp dolarları alıyorlar ya işte bu dolarları dünyanın çeşitli ülkelerinde değerlendiriyorlar. Bu ülkeler de genellikle batı ülkeleri. Kısacası batı ülkeleri petrolü alıp doları veriyorlar. Sonra o dolarları geri alıp işletiyorlar. Bu yolla da verdiklerinin bir kısmını geri alıyorlar.
Araplar gidiyor. O ülkelerin bankalarına para yatırıyor. Ev alıyor, arsa alıyor. AVM kuruyor. Vergi ödüyor. Petro dolarların bir bölümü dönüp dolaşıp gene ilk çıktığı ülkeye geri dönüyor. Ülkemize de son yıllarda körfez sermayesinin ilgi gösterdiğini görüyoruz. Hükümet bu petro dolarların bize de gelmesi için büyük gayret sarf ediyor. İyi de yapıyor.
Yapıyor ama hiç muhalefetsiz kalır mı? Neymiş bu petro dolarlar geliyormuş. Bizim ekonomimizi alt üst edip gidiyormuş. Adamlar niye fabrika kurmuyorlarmış da bankaya yatırıyorlarmış. Kardeşim adam fabrika kuracak olsa niye burada kursun? Gider önce memleketinde kurar. Adamlarda böyle bir amaç yok ki.
Muhalefetin amacı üzüm yemek değil bağcıyı dövmek. Bizim onca güçlü bankalarımız dururken batının bankaları bu ülkelere gidip yıllarca faizsiz bankacılık hizmeti vermediler mi? Verdiler. Peki biz ne yaptık? Öylece izledik. Bu konudaki birikimimizi, güçlü devlet bankalarımızın sermayesini o petro dolarlardan gelir elde etmek için kullanabildik mi? Kullanamadık.
İşte şimdi hükümet bunun için çalışıyor. Ben de sonuna kadar destekliyorum. Niye bu paralar batı ülkelerine aksın? Bizim ülkemize gelsin. Bizim ülkemizde değerlendirilsin. Vergisi bizim ülkemizde alınsın. Petrole harcadığımız paraların yüzde birini geri alabilsek kardır.
Ülkemize her gelen sermaye illa ki fabrika kuracak diye bir şart yok ki. Kim uyduruyor bu lafları. Sınai üretim ekonomi terazisinin bir kefesi sadece. Diğer kefesinde finans var. O sanayi kredileri hangi paralarla veriliyor? Hizmet sektörü de terazinin bir kefesinde. Bugün beğenmediğimiz AVM'ler kaç kişiye iş veriyor? Kaç lira vergi ödüyor.
Onun için bu tartışmaları bırakalım. Batının yıllar önce akıl edip yaptığı şeyi yıllar sonra uyanıp biz de yapmaya çalışıyoruz. Bu süreci destekleyelim. Unutmayalım ki güçlü finans olmadan ne sanayi olur, ne tarım olur ne de hizmet sektörü olur.