Dün öğleden hemen önce Büyükşehir Belediyesi’nden sevdiğim bir arkadaşım aradı..
“Ali abi, Başkanımız Mustafa Akaydın yarın sabah Talya Otel’de bir toplantı yapacak, sizi de aramızda görmek istiyoruz” dedi..
Şaşırdım..
Bir Büyükşehir Başkanı olarak yaptığı ilk basın toplantısına davet edilmiştim, bir de 3.5 yıl sonra dün davet ediliyordum..
Beni telefonla davet eden arkadaşıma dedim ki:
“Teşekkür ederim, nasıl oldu da hatırladı bizleri?
-Alırsa- selamlarımı ilet, sen görevini yaptın, bitti..
Ama, ben Akaydın’ın düzenlediği hiçbir toplantıya katılmıyorum, saçmalık dinlemeye hiç niyetim yok..”
“Abi ,ben yine de bir kez daha sizi de beklediğimizi söyleyeyim” dedi, teşekkür etti..

Telefonu kapattıktan sonra bir an düşündüm..
Hani, “bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü” diye bir deyişimiz var ya..
O misal..
3.5 yıl sonra Akaydın, “beni niye bu toplantıya davet ediyordu” merak ettim doğrusu..
Ama..
“Akaydın” gibi, boş işlerle uğraşacak vaktim olmadığı için, yeniden işime döndüm..
Bir tepsi baklavanın tadını öğrenebilmek için, tepsideki bütün baklavaları yemenize gerek yok, bir-iki dilim yediniz mi, kalanının “aynı” olduğunu anlarsınız..
Yaklaşık 4 yıldır yalan ve inkarlarını bile bile, “bu toplantıda acaba ne söyleyecek” diye merak edip düşünmenin de, böyle bir toplantıya gitmenin de hiçbir anlamı yok..
Nasıl olsa yine “aynı” yolda yürüyecek..

……………………………………

Çalıştırılmadıkları doğru mu..

Dün Ekspres’ten Mehmet Talay’ın yazısını okurken dikkatimi çekti..
Büyükşehir Belediyesi’nden üst düzey bir bürokrat, “çalıştırılmıyoruz” diye yakınmış..
Niye çalıştırılımıyorlarmış?
“Üzerlerinde inanılmaz bir siyasi ve adli baskı” varmış..
“Yaptıkları her iş didik didik ediliyor”muş..
“Belediyede herkes dinleniyor”muş..
“Bu tür baskılar yüzünden her şeyi çok dikkatli yapmaları gerektiği için, işler yavaş yürüyor”muş..

Aslında bu tür mazeretleri Talay’ın bile ciddiye alıp köşesine taşımaması gerekiyordu..
Ama, sanırım “Büyükşehir’den kimseyi kıramadığı” için, onların gerektiği gibi çalışmama mazeretlerini “haklıymış” gibi göstermeye çalışmış..

Önce şunu söyleyeyim..
İl, ilçe, belde bütün belediyelerde hem siyasi, hem adli, hem de STK baskısı vardır..
Maharet, “bu baskılar” altında hizmet üretebilmektir..
Bundan önceki başkanlar ne yaşıyorsa, Akaydın ve ekibi de aynı şeyi yaşıyor..
Üstelik..
Akaydın ve yönetimi, “eğlenmek, kenti eğlendirmek ve makyaj işleriyle” o kadar meşgul ki..
Yaptıkları ihaleleri bile ciddiye almıyorlar ve çoğu mahkemeden dönüyor..
Bu durumda araştırma-soruşturma yapılmasın mı?
O üst düzey bürokrat, bundan hiç söz etmemiş veya Talay işin bu tarafını sorma gereği duymamış..

Başkan Akaydın nereye, bürokratları da oraya..
Şikayetleri gidermekle yükümlü kişilerin “şikayet etmesi” tam bir “acizlik” göstergesi..
Yazık bu Antalya’ya..