Büyükşehir Belediyesi, günlerce veya aylarca değil, yıllardır konuşulan, “Hep konuşuluyor. Ama neden hiçbir şey yapılmıyor” sorularının sıkça sorulduğu bir yaraya nihayet merhem oldu.
Konuya geçmeden evvel, öncelikle kendilerini geç gelen duyarlılık da olsa, tebrik etmeden geçemeyeceğim.
Konu Konyaaltı Caddesi üzerinde bulunan 3 tane büfe görünümlü, kafe mi denir, lokanta mı, gözleme evi mi yoksa şarküteri mi artık adını sız koyun, işgalcilerin işgaline son verilme olayı.
“İşgalci” benzetmeme kimse alınmasın.
Biz Türk insanının yapısında vardır büyümek!..
Büyüdükçe büyümekten asla vazgeçmeyiz.
Özellikle de başkalarının hakkını gasp ederek ise eğer bu büyüme olayı, yaptığımız işten keyif bile alırız.
Barbaros İlkokulu karşısına önce küçük bir büfe açıldı. Herkes söz konusu büfe için, Tekel-meşrubat bayii sandı. Gün geçtikçe büfe kilo almaya (!) yandan yandan genişlemeye başladı. Bir tane diyet uzmanı çıkıpta, “Sen bu gidişle obezite olacaksın. Böyle büyümeye devam edersen, halk sana iyi gözle bakmaz. Genişlemen bir tarafa, gün gelir midenden bile olursun” deme gereği duymadı.
İşin şakası bir yana, sol tarafına bir buzdolabı atıldı, ön tarafına masa sandalyeler. Gittikçe talepler de artıyordu ki, bu sefer büfenin sağ taraflarına birkaç buzdolabı daha konuldu. Sol tarafın ön kısmına da gözleme imalathanesi. Masa sandalye sayısı desen gün geçtikçe çoğalmaya yüz tuttu.
Eeee.
Bu dünyada özellikle ABD hangi ülkenin hızla büyümesini görmemezlikten geliyor ki?
Bırakın görmemezlikten gelmeyi, o ülkenin büyümesi ABD’yi tedirgin bile ediyor.
Söz konusu büfenin büyümesi ile ilgili çok şikayetler oldu. “Bu kadar mı körsünüz” diyenlerin sesi giderek arttı.
Ardından Falez Otel önüne bir büfe konduruldu.
Atatürk Kültür parkı girişine.
İlk zamanlar su, meşrubat ve tekel bayii gibi mamullerin satıldığı büfeden vatandaş ihtiyaç gideriyordu. Oraya da her geçtiğimiz gün talep arttığından olacak ki, fast food malzemeleri konulmaya başlandı. Millet o yiyecekleri ayakta mı yesin?
Masalar, sandalyeler.
Öyle ya.,
Nihayetinde ellerinde emsal teşkil eden bir mekan mevcut. Onlar niye aynısını yapmasınlar?
Büfeler oldu mu birer lokanta?
Ve varyant üzerindeki bir başka büfe.
Yıllardır, “Ayı Celal’in ne suçu vadı” diye bas bas bağırdığımız büfeden bahsediyorum.
Nostalji tramvayının son durağı olan varyant üzerindeki büfeyi ilk Antalya’nın renkli simalarından Celal İcelli açtı. Büfenin birkaç yıllık ömrü süresince bizzat şahidim, işletmesiyle ilgili o kadar titiz davrandı, büyük güç harcadı ki, eskiden tinercilerin barınağı olan orasını tertemiz yaptı. Büfe’nin etrafına bırakın masa sandalye atıp, milletin denize karşı keyifle bira yudumlamasını, kendisinin oturabilmesi için bir tabure bile koymadı.
Hep bira-kola kasasını kendisine iskemle yaptı.
Sözüm ona çevreciler büfenin kaldırılması için, “Görüntü kirliliği yaratıyor” gerekçesiyle eylemler gerçekleştirdi.
Bekir Kumbul’un, “Kaldıralım” ricasını kıramadı namı değer Ayı Celal. Ve güya görüntü kirliliği yaratan büfe kaldırıldı, birkaç yıl sonra aynı yere bir başkasına büfe olarak tekrar verildi.
Ama büfe olarak..
Adı kağıt üzerinde büfe ama her geçtiğimiz gün benim diyen bar işletmesi gölgesinde kalmaya başladı.
Büfeden biranı kendin alıp gidersen 4 TL. O birayı garsondan isteyip, arka tarafa konan masalarda içersen 8 TL.
“Kimin yerine hangi masa-sandalyeleri koyuyorsun ki” diye soran olmadı.
“Sen Antalya’nın manzarasını mı satıyorsun” diyen de çıkmadı.
Keseler doldu, menfaat teminleri sürdü gitti.
Ta ki, geçtiğimiz günlerde Büyükşehir Belediyesi’nin insafa geldiği güne kadar.
Bazen o yoldan geçiyorum da, “Demek ki istenilince bu memlekette bir şeyler yapılabiliniyormuş” demekten kendimi alamıyorum.
3.5 yıldır Büyükşehir ile ilgili eleştirilmesi gereken konuları en çok eleştirenlerin başında geliyoruz. “Bu kent hizmetin en iyisine layık” diye nara atıp, oy toplayanlarda az da olsa meğer insaf varmış.
Teşekkürler Büyükşehir..