Deniz Baykal’la ilgili kaset ve sonrasındaki gelişmeler yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başladı..
Taraf gazetesinin, “İnan Kıraç denedi kaset halletti” manşeti –eminim- çok konuşulacak..
Haber, dünkü “Benim dosyam senin kasetini döver” başlıklı yazımla neredeyse birebir örtüşüyor..
Ne demiştim?
“Tıpkı ‘cinayeti çözmek istiyorsan parayı takip et’ mantığında olduğu gibi..
Bu kaset olayını çözmek istiyorsak, ‘bu işten kim kazançlı çıkacak’ sorusunun cevabını bulmak gerekir..”
İşte..
Gazetede çıkan Mehmet Baransu imzalı haber tam da buna işaret ediyor..

Biliyorum ki..
Kaset komplosunun perde arkasına dair şaşırtan detaylar gündeme bomba gibi düşecek..
Soru şu:
“Kaset parti içi bir operasyon mu?”
CHP’deki son 1 yıldır süren gelişmeleri izleyen herkes, aslında buna bir cevap verebilir..

Baykal-Kıraç görüşmesi..
Kıraç’ın, dönemin CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Mustafa Özyürek ve Onur Öymen’in aday yapılmamasını istemesi..
Baykal’ın Yılmaz Ateş’e bunu anlatması..
Ve bu arkadaşlarına sahip çıkması..
Birkaç hafta sonra gelen “kaset” olayı..
Ardından Baykal’ın istifası..
İstifadan sonra Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ali Kılıç’ı araya sokup Baykal’la görüşmek istemesi..
Kılıçdaroğlu’nun da Kıraç’ın istemediği 3 ismi istememesi..
Hemen ardından Kılıçdaroğlu’nun Sav’a, “sen başkan ol ben genel sekreter” demesi..
Sav’ın, Baykal’ı nasıl “ekarte” ettiğini anlatması..
Sonunda, “Ben aday olmam” diyen Kılıçdaroğlu’nun 3 gün sonra “aday” olması ve başkan seçilmesi..

Taraf’ta bu detaylar verilmiş..
Bunlara baktığınızda..
Baykal kasetinin bir “parti içi operasyon” olmadığını söyleyebilir misiniz?
Şimdi aynı operasyon –bence- MHP’de yapılıyor..
Yani..
Her iki partide de “Bizans oyunları” oynanıyor..
Görüntü bu.

Asıl soruna gelelim..
20 gün sonra bir seçim var..
Öyle bir seçim ki..
Belki Türkiye’nin kaderi yeniden çizilecek..
Böylesine önemli bir seçime giderken..
Meclis’e girmesi kesin gözüyle bakılan CHP ve MHP’de olan-biten açıkçası gözümü korkuttu..
Daha muhalefetteyken..
Kendi içlerinde Bizans oyunlarıyla “parti içi iktidar olma” savaşı verenler..
İktidar olduklarında ne yaparlar acaba?
Bu defa kasetle falan da yetinmezler..
Birbirlerini gırtlaklamaya kadar götürebilirler işi..
O partilerin içinde hiç kimse yanındaki en yakın arkadaşına bile güvenmez..
Evine çağırmaz, birlikte yemeğe çıkmaz, dertleşemez..
Memleket meselesini konuşamaz, tartışamaz..

İşte..
12 Haziran seçimlerinde karşımıza çıkıp oy isteyenlerin manzarası bu..
Onlara inanıp inanmamak sizin bileceğiniz iş..
İstediğim tek şey..
Oyunuzu verirken birazcık düşünmeniz..
“Takım tutar gibi” parti tutmamanız..
Ve..
Aklınızı kullanmanız..