Geçen ay “Turizm sadece bir rakam mı, yoksa bir ülkeyi şekillendiren güç mü?” sloganıyla turizmdeki yeni pazarlama stratejilerinin tanıtımını yapan İspanya adeta Türkiye’ye nazire yaptı.
‘Nazire yaptı’ diyorum çünkü, ülkemizdeki turizmi turist sayıları üzerinden değerlendiren bir anlayış var.
Bakanlığın açıkladığı verilere göre sürekli rekor kırıyoruz, ancak sahadaki turizmciler olarak işlerin hiç de iyi gitmediğini gayet iyi biliyoruz.
Böylece sektörü sadece rakamlar üzerinden değerlendirmenin bir fayda sağlamadığını yakından tecrübe ediyoruz.
Rakamlara bakarak işler yolundaymış gibi davranamayız, bir an önce tedbir almak zorundayız.
Aksi durumda bu sene yaşadığımız tahribat sürekli hale gelecek ve ileriki yıllarda üstesinden gelmekte zorlanacağımız yeni sorunlar yaratacaktır.
Birleşmiş Milletlerin her yıl yüzde 4-5 arasında büyüme öngördüğü bir turizm pazarında, Türkiye geçen yıl bu ortalamayı yakalayamadı.
2025 yılında küresel turizm pazarı uluslararası turist sayısında % 4 büyüme kaydederken Türkiye’nin % 2,7’lerde kalması bu alandaki küçülmeyi işaret ediyor.
Jeopolitik gerilimler tabii ki turizmi olumsuz etkiliyor, ancak Türkiye’nin turizmdeki gerilemesinin nedenlerini sadece bu gerekçelerle anlatamayız.
Eğer öyle yaparsak diğer ülkelerin turizmdeki büyüme rakamlarının izahını yapamayız.
*
2025 yılını tüm zamanların ziyaretçi rekorunu kıran İspanya, Birleşmiş Milletlerin yıllık büyüme beklentisiyle paralel bir büyüme gerçekleştirerek hedefine ulaşmış gözüküyor.
Geçen yıl 96 milyon 770 bin turist sayısına ulaşan İspanyollar, turizm gelirlerini de %6,8'lik artışla 134,7 milyar Euro seviyesine kadar yükseltmişler.
Bu kadar güçlü verilere rağmen hiç böbürlenmiyorlar, rakamların büyüsüne kapılmadan daha iyisini yapmanın planlarını yapıyor.
En fazla ziyaretçi alan ülkeler arasındaki liderliğini sürdürebilmesi için sadece sayıların yeterli olmayacağını biliyorlar.
Yeni stratejiler oluşturarak İspanya’nın turizmdeki geleceğini şekillendirmek istiyorlar.
Bu amaçla “Turizm sadece bir rakam mı, yoksa bir ülkeyi şekillendiren güç mü?” sloganıyla başlattıkları yeni tanıtım kampanyasıyla ülke turizmini anlatmak, geliştirmek ve yeniden şekillendirmek için yol haritaları belirliyorlar.
Bu kampanyayı sadece bir tanıtım faaliyeti olarak görmüyorlar, bunu ülke turizminin geleceğine yönelik stratejik bir dönüşüm süreci olarak değerlendiriyorlar.
Çünkü, iştah kabartan küresel turizm pazarından daha fazla pay almaya çalışanların da farkındalar, bu pazara girmeye çalışan yeni oyunculuların da.
Turizmdeki sert rekabet ortamında mevcut konumlarını korumak için sürekli kendilerini güncelliyorlar.
Bu çalışmaları yaparken hiç kimseyi ötekileştirmeden çok paydaşlı diyalogdan faydalanıyorlar.
Yıllarını turizm sektörüne vermiş kişi ya da kurumdan maksimum destek alıyorlar.
*
İspanyollar, turizmin yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığını aynı zamanda bir “bir devlet politikası” olması gerektiğini savunarak buna göre stratejiler geliştiriyor.
Değerlere bağlılık, ortak akıl, tutarlılık, güven ve aidiyet kavramlarının bir bütünü olan “değer odaklı liderlik” anlayışı benimsiyorlar.
Ülkenin turizmdeki etki alanını rekabet gücüyle geliştirmeye çalışıyorlar. Böylece sürdürülebilir bir turizm anlayışı inşa etmeyi hedefliyorlar.
Turizmin artık tek başına bir faaliyet alanı olmadığının da farkındalar. Haliyle turizmi ülkenin dört bir yanında ekonomik bütünleşme, inovasyon ve fırsatlar yaratan bağlantılı bir sistem haline getirmeye çalışıyorlar.
Destinasyon dönüşüm süreçlerini küresel zorluklara karşı hazırlıklı olacak şekilde planlıyorlar.
Dünya genelinde baş gösteren jeopolitik gelişmelerden ve ekonomik sıkıntılardan daha az etkilenmek için yeni tedbirler alıyorlar.
Sektöre yönelik her verinin arkasında bir hikâye, her hikâyenin arkasında ise bir insan olduğunun farkındalar.
Hal böyleyken sektördeki dönüşümün başarıyla tamamlanabilmesi için insan kaynağını çok önemsiyorlar ve buna göre planlama yapıyorlar.
Sektörel anlatıyı yeniden yapılandırarak ülke tanıtımında ortak dil kullanılmasını hedefliyorlar.
Toplumun sorun ve beklentilerine göre altyapı ve üstyapı çalışmaları yürüterek ‘aşırı turizmin’ etkilerini azaltmayı hedefliyorlar.
Birlikte yaşama kültürünü geliştirmek için turistle halk arasındaki etkileşimi arttırmaya çalışıyorlar.
'Turizmde hikâye satar’ kavramı üzerinden gerçek hikâyeleri öne çıkartıyorlar.
*
Dünyanın en rekabetçi turizm bölgesinde yer alan Türkiye’nin artık kaybedecek vakti kalmadı.
Avrupa, Rusya ve BDT ülkelerindeki bir milyardan fazla nüfusa sahip turizm coğrafyasından pay almaya çalışan İspanya, İtalya, Hırvatistan, Yunanistan gibi ülkeler var.
Agresif fiyatlarla bu pazarları domine etmeye çalışan Mısır, Tunus ve Fas gibi ülkeler var.
Orta ve lüks segment turizminde deneyimli Dubai var.
Yakın gelecekte çok iddialı projelerle hedef büyütmüş bir Suudi Arabistan var.
Mısır’ın Akdeniz kıyısındaki İskenderiye şehrinde inşasına başlanan ve gelecekte Antalya’nın rakibi olacak yeni bir destinasyon oluşturma çalışmaları var.
Bu kadar sert rekabetin yaşandığı bir pazarda güçlü rakiplerle baş etmek mevcut şartlarla pek mümkün değil!
Rakamlar ortada, dünya turizm pazarındaki büyümeden hak ettiğini almakta zorlanan bir Türkiye var artık.
Turizminin geleceğinde fark yaratan ülke olmak istiyorsak eğer ‘rekor kırıyoruz’ anlayışını bir tarafa bırakarak sektöre daha geniş bir perspektiften bakmalıyız.
Yeni bir yol haritası oluşturmak için kolları sıvamalıyız.
İlk önce turizmi yönetme biçimini değiştirerek işe başlamalıyız.
Öyle ‘ben yaptım, oldu’ anlayışıyla değil kamu ve sektör ortak aklıyla yapmalıyız.
Hem de hemen!
Spor
İlçeler
Güncel
Kültür-
Antalya
Gündem
Ekonomi
Asayiş
Politika
Özel
Genel
İspanya, Türkiye’ye nazire yapıyor!
Hamit Kuk
Yorumlar
Trend Haberler
Staj ve çıraklık mağdurları hak mücadelesini zirveye taşıyor... Masadan meydanlara
CHP'de disiplin kurulu toplanıyor… YDK Başkanı Antalya’dan
4 kardeşin inanılmaz başarısı! Sokaktan Türkiye’nin zirvesine uzanan hikaye: 65 milyon ton atığı ekonomiye kazandırdılar
Antalya'da elektrik kesintileri: 2 Haziran
Kaş Belediyesi'nde skandal! Başkan ve meclis üyelerinden iş insanına darp iddiası
Samsunspor’dan Samuel Ballet atağı!