Menderes Türel döneminde yapılan 9 tane üstgeçit tam bir “kirlilik” içinde..
Özellikle 100. Yıl Bulvarı üzerindeki üstgeçitleri “seyyar satıcılar” adeta işgal etmiş..
Her köşesi dolu..
İnsanlar geçecek yer bulmakta zorlanıyor..
Hatta, çoğu kişi üst geçidi kullanmaktan korkuyor..

Ne tuhaf değil mi?
“Antalya’yı güzelleştiriyoruz” diyerek, bazı caddelerde kaldırım taşlarını değiştirip birkaç da çiçek eken Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, sanırım “üstgeçitleri” hiç görmüyor..
Çevresindeki binalar güzelleşmedikçe, bir cadde nasıl güzelleşir bunu anlamak biraz zor..
Ama..
Madem “güzelleştiriyorum” diyor, o halde sadece caddeler değil, insanların en sık kullandığı üstgeçitler de güzelleştirilemez mi?
En azından temizlenemez mi?

“Üstgeçitler de güzelleştirilemez mi” derken sadece “seyyar satıcıları” kastetmiyorum..
Her tarafına belediye ve Antalyaspor’la ilgili bez afişler, reklam afişleri, duyurular falan asılmış..
İnanılmaz bir “görüntü kirliliği” yaşanıyor..
Üstgeçitler yapıldığında Türel belediye görevlilerine şu talimatı vermişti:
“O üstgeçitler tertemiz kalacak..
Seyyar satıcı asla olmayacak..
Belediye dahil hiçbir kurum ve kuruluşun afişi, duyurusu asılmayacak..
Asansör ve yürüyen merdivenin çalışmasında süreklilik sağlanacak..
Bu olmazsa, o konuyla ilgili görevli kim olursa olsun, işine son veririm..”
O zamanlar üstgeçitler tertemizdi..
Bir de şimdi bakın..
“Güzelleşme sadece cadde ile olmaz”ı biri Akaydın’a anlatmalı..

………………………..

DEMİRTAŞ SANKİ
ÇOCUK KANDIRIYOR..

BDP, CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün PKK'lı teröristler tarafından kaçırılmasına sert tepki göstermiş..
“Olay kabul edilemez, derhal serbest bırakılmasını istiyoruz” demiş..
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak'ın imzasıyla yapılan yazılı açıklamada, Aygün'ün “silahlı bir grup” tarafından zorla alıkonulmasını üzüntüyle öğrendikleri belirtilmiş..
Ama..
“PKK terör örgütü kaçırdı” gibi hiçbir kelime edilmemiş..

BDP’nin bu açıklaması bana bir medya patronunu anımsattı..
Muhabirleri ve yazarları siyasetçi-işadamı gibi birilerini eleştirdi mi, eleştirilen kişi soluğu patronun yanında alırdı..
Kendisini eleştireni şikayet ederdi..
Patron da hemen telefona sarılır, “bana bak” derdi yazıyı yazana, “o eleştirdiğin (veya haber yaptığın) kişi benim yakın arkadaşım, bir daha böyle bir şey görmeyeyim ha” derdi..
Bir çeşit fırça atardı yani..
Gelen kişi çayını içer, eleştiren gazeteciye atılan fırçadan mutlu olmuş bir şekilde giderdi..
O gittikten sonra patron yazıyı yazanı bir daha arar ve “sen işine bak kardeşim, bildiğini bildiğin gibi yap” der gazeteciyi rahatlatırdı..

Ne tuhaf değil mi?
BDP’nin yaptığı da buna benziyor..
Sanki teröristlere kızmış gibi, “kabul edilemez, hemen bırakılmalı” diye açıklama yapıyor..
Ardından da, “siz bildiğinizi yapın arkadaşlar” der gibi, teröristlere destek çıkıyor..
Onları rahatlatıyor..
Bir çeşit “kandırmaca” yani..
“Herkes BDP’nin ne olduğunu biliyor”u biri Demirtaş’a bir kez daha hatırlatmalı bence..