Dün sabah erken saatte her zamanki gibi Güllük Caddesi’ndeki Börekçi Hasan’a uğradım.
“Ağabey. İbrahim Akkaya seni yine sinirlendirmiş. Yazını okudum konunda sen haklısın” diyordu.
Gazeteye geldim, asistan, “Sizi bir okurumuz arıyor” dedi, telefon bağladı.
Birkaç tekrar sonrasında isminin, Azem Sökez olduğunu öğrenebildim.
Kendisi esnaf.
“Antalya’nın yerel gazetelerine karşı duyarlı birisiyim. Bazen öyle saçma şeylerle karşılaşıyorum ki, bunlardan birisi de sizin de bahsettiğiniz gibi İbrahim Akkaya’nın yazısında yaptığı vurgulama. Resmen sabit fikirlilik” sözlerini sıralıyordu.
Hemen ardından, Cemal Altan ağabeyimiz aradı.
“Akkaya ile ilgili cezaevine gitme olayını yazdığın gün seninle telefonda konuşmuştuk hatırlıyor musun” diye söze başladı, ardından neler getirdi, neler.
Ben genelde yazılarımı öğleye doğru yazarım.
Akşama pek sarkıtmam.
Dün sarkıttık.
Günay Yaşar, Birol Künkçü, Alaattin Karaca ve birkaç okurum daha telefonlarla yazım ile ilgili yorumlarda bulunuyordu.
“Biz bu kentte yaşıyoruz kim kimi kandırıyor ki” demelerinden tutun da, “Ben de CHP’liyim ama, böyle aslı astarı olmayan konuları kendilerine malzeme seçip, resmen yazılarında kin kusanları gördükçe CHP’liliği mi gözden mi geçirmeliyim sorusunu kendime sormuyor değilim. CHP’lilik demek, olan bir şeyi olmamış, olmayan bir olayı da olmuş gibi göstermek midir Allah aşkına” diyenlere kadar.
“İnsanda vicdan olacak” diye haykırana, “Ahde vefası olmayanda vicdan ne arar” cevabını verdim.
Ve bir okurum da, “Akkaya’nın 23 Temmuz’da yazdığı 100. Yıl’ı Kent Meydanı yapalım yazısı var. Onu kesinlikle okumanı istiyorum” demez mi?
Muhterem yazısında, “Kentler meydanlarıyla övünür. Antalya’nın bir kent meydanının bile olmaması koca bir ayıp” demiş.
İnsanın yüksek sesle, “A be kör!.Valiliği yıkıp, Cumhuriyet Meydanı’nı yapan kim?” diye sorası geliyor.
Sorsan ne yazar?
Hem siyaset hem de gazetecilik yapandan ne cevap beklersin ki?
Şükürler olsun sadece kendi Sivil Toplum Örgütüm dışında hiçbir STK’ya yada Parti’ye üye olmayan, geçimini sadece gazetecilikten temin eden birisiyim.
Yazısında, “100. Yıl Kent Meydanı olsun” diyen İbrahim Akkaya aklı sıra milletin aklını çelecek. 100. Yıl’a bırakın kent meydanını, spor tesisi dışında umumi tuvalet dahi yapılamayacağını bilmeyen, elime kalem alıp hasbelkader bulduğu köşelerinde ahkam kesmesin.
Kaldı ki, sen 3.5 yıldır Muratpaşa Belediye Meclis Üyesi değil misin?
Muratpaşa ilçesinin bir tane Kent Meydanı var mı?
Konyaaltı’nın Kent Meydanı var. Akkaya’nın evi de, o Meydan’ın tam karşısında. Söyleyebilir mi bana, 94 bin metre karelik o alan Konyaaltı’nın hakikaten Kent Meydanı mı, Rant Meydanı mı?
“Meyhaneler sokağı” diyen çıksa kimse itiraz dahi etmez?
Konyaaltı’nın Belediye Başkanı CHP’li. İbrahim Akkaya da, Muratpaşa’nın CHP’li meclis üyesi.
Konyaaltı Kent Meydanı ile ilgili kendileri kaç kez yorumda bulunabilmiştir.
Sıfır.
Demek ki böyle oluyormuş hem partili olup, hem de gazetecilik yapmanın yolu.
Ben almayayım.
Zaten bugüne kadar almadık, bundan sonra da kimse alacağımızı ummasın.