Öğrenci Velileri Derneği (Veli-Der) Antalya Şubesi, yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde yaşanan ekonomik zorluklar, hijyen sorunları, fiziki yetersizlikler ve laik eğitim ilkelerinden uzaklaşılmasına ilişkin kapsamlı bir basın açıklaması yaptı. VELİ-DER Antalya Şube Başkanı Tülin Koç tarafından yapılan açıklamada, eğitimin anayasal bir hak olmaktan çıkarılıp hane halkının sırtında ağır bir ekonomik yüke dönüştürüldüğü vurgulandı. TÜİK’in Ağustos 2026 verilerine dikkat çekilen açıklamada, yıllık genel enflasyon yüzde 31,51 olarak gerçekleşirken eğitim enflasyonunun yüzde 53’ü aştığı belirtildi. Okula başlangıç maliyetlerinin geçen yıla göre ortalama yüzde 23 ila 29 oranında arttığı ifade edilerek şu veriler paylaşıldı: “Servis kullanan bir lise öğrencisinin okula başlangıç masrafı 81 bin 524 TL’yi, ilkokul öğrencisininki ise 77 bin 559 TL’yi buluyor. 28 bin 075 TL’lik asgari ücretle geçinen bir ailenin bütçesi, servisli bir ilkokul öğrencisinin yalnızca başlangıç giderlerinde 49 bin 484 TL açık veriyor. Ulaşım gideri olmayan öğrencilerde dahi yalnızca kırtasiye ve giyim masrafı ilkokulda 22 bin 566 TL, lisede 26 bin 228 TL seviyesine ulaştı. İlkokul öğrencisinin aylık beslenme çantası maliyeti 2 bin 296 TL’ye, kantinden yalnızca bir tost, ayran ve su alabilen ortaokul/lise öğrencisinin aylık harcaması ise en az 2 bin 990 TL’ye yükseldi.”
‘Ücretsiz okul yemeği lütuf değil’
Çocukların okulda açlıkla mücadele ettiğini ve Danıştay’ın okul öncesindeki bir öğün ücretsiz yemek uygulamasının kaldırılmasına ilişkin davayı ‘mali kaynaklar’ gerekçesiyle reddettiğini hatırlatan Tülin Koç, "Sağlıklı beslenemeyen bir çocuğun eğitim sürecinden eşit yararlanması mümkün değildir. Ücretsiz okul yemeği uygulaması tüm kamu okullarında derhal başlatılmalı ve genel bütçeden finanse edilmelidir" dedi. Tasarruf Tedbirleri Genelgesi kapsamında okulların kadrolu temizlik personeli ve hijyen malzemelerinden yoksun bırakıldığını belirten Veli-Der Şube Başkanı, İŞKUR bünyesindeki geçici personel modellerinin yetersiz kaldığını vurguladı. Fiziki altyapı yetersizliklerine de değinilen açıklamada, MEB ile 15 üniversite arasında imzalanan protokol kapsamında incelenen 900 okul binasından 396’sının riskli bulunarak yıkıldığı ifade edildi. İncelenen binaların yüzde 40’ından fazlasının riskli çıkmasının Türkiye genelindeki yaklaşık 60 bin kamu okulu için ciddi endişe yarattığını belirten Koç; yıkılan okullar nedeniyle ikili eğitime geçilmesini ve kalıcı yaz saati uygulamasını eleştirdi.
PISA 2025 ve sınıfsal uçurum
PISA 2025 sonuçlarının bir başarı tablosu olmadığını belirten Tülin Koç, en avantajlı yüzde 25'lik dilim ile en dezavantajlı yüzde 25'lik dilim arasındaki 81 puanlık farka ve en alt ile en üst dilim arasındaki 248 puanlık devasa uçuruma dikkat çekti. Türkiye’deki tam gün devamsızlık oranının yüzde 53 ile OECD ortalamasının (yüzde 22) çok üzerinde olduğunu altını çizdi. Karma eğitimin ÇEDES ve benzeri protokollerle hedef alındığını söyleyen Koç, "Karma eğitim tartışmaya açık bir tercih değil; kamusal, laik ve demokratik eğitimin vazgeçilmez temelidir" dedi. Ayrıca devlet okullarına bağlı ana sınıflarında yemekli/yemeksiz aylık bin 350 TL ile 3 bin 700 TL arasında değişen ‘katkı payı’ adı altındaki ücretlerin okul öncesi eğitimi bir hak olmaktan çıkarıp ayrıcalık haline getirdiğini ekledi. VELİ-DER Antalya Şubesi Başkanı Tülin Koç, yeni eğitim-öğretim yılında acilen atılması gereken adımları şu şekilde sıraladı: “Kamusal, parasız, laik, bilimsel ve nitelikli eğitim güvence altına alınmalıdır. MEB sorumluluğunda zorunlu ve ücretsiz okul öncesi eğitim hayata geçirilmelidir. Çocuk emeği sömürüsüne son verilmeli, MESEM uygulamaları kaldırılmalıdır. Kayıt parası, bağış ve aidat adı altında velilerden para toplanmasına son verilmelidir. Tüm okullarda ücretsiz yemek, temiz su ve sağlık hizmeti sunulmalıdır. Okul servisleri ve ulaşım imkanları kamu tarafından ücretsiz karşılanmalıdır. Eğitim bütçesi artırılmalı, okul ihtiyaçları devletçe karşılanmalıdır. Okullara yeterli sayıda kadrolu temizlik ve güvenlik personeli atanmalıdır. Ücretli öğretmenliğe son verilmeli, tüm öğretmenler güvenceli kadroya geçirilmelidir. Tarikat ve cemaatlerin eğitim alanındaki tüm faaliyetlerine derhal son verilmelidir.”



