Bir günlük aradan sonra, referandum ile ilgili yazılara devam ediyorum. Tartışma konularından bir tanesi de, ?Seçime bir yıl gibi bir zaman kalmışken, neden referandum yapıldığı? ve bunun neden, seçim sonrasına bırakılmadığı ile ilgili. 
 Bu sorulara, Ak Parti cephesinden yanıt verdiğimi daha baştan yazmıştım. Çünkü; Onların gerekçelerini okuyup, ikna oldum. Bunu paylaşmanın doğru bir yaklaşım olacağı sonucuna vardım. Ayrıca bu sorunun muhatabı, değişimi yapmak isteyendir. Ne dediğine bakmak gerekir.
 Ne diyor Ak Parti?
 Açıklaması şöyle; ?1982 Anayasası?nın üzerinden 28 yıl geçti. Şimdiye kadar bu Anayasa?nın 80?den fazla maddesinde değişiklik yapıldı ama Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere, sivil ve askeri yargı ile ilgili neredeyse hiçbir değişiklik yapılmadı. Hatırlanacağı üzere, 22 Temmuz 2007 seçimlerinden hemen sonra, bir bilim heyetine hazırlatılan Anayasa değişiklik taslağı gündeme getirilince de muhalefet yine kırk dereden su getirerek yapıcı bir tutum takınmadı.
Seçimin yakınlığı veya uzaklığı bahane edilerek, bu çok önemli ve hayırlı işin ertelenmesi, ötelenmesi kabul edilemez. TBMM açık olduğu her gün yasama ve denetim görevini yapmakla görevlidir.
Nitekim daha 3 Mart 1993?te Dönemin CHP Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal?ın imzasıyla TBMM Anayasa Komisyonu?na sunulan Anayasa değişiklik önerisinde, 1982 Anayasası?nın bir bütün olarak değiştirilmesi gerektiği, ancak bu konuda Meclis?te uzlaşma sağlamanın zorluğundan dolayı kısmi iyileştirmelerin yapılabileceği ve bunun kesinlikle geciktirilmemesi gerektiği ifade edilmektedir.
Sözü edilen belgede Sayın Baykal?a ait tespitler aynen şöyledir: ?1982 Anayasası?nın sınırlı düzeltme ve iyileştirmelerle demokrasiye ve hukukun temel ilkelerine uygun duruma getirilmesi hemen hemen olanaksızdır. Bu Anayasa, temel anlayışı, yapısı, dili ve yazılışı bakımından tümüyle yeniden elden geçirilmeli ve yazılmalıdır.
Parlementonun bugünkü oluşumu itibariyle bu kapsamda bir değişiklik için uzlaşmaya varmanın güçlükleri olabilir. Bu durum gözününde bulundurularak ve mevcut koşulların elverdiği ölçüde yapılabilecek bir iyileştirmeye katkıda bulunmak amacıyla bu öneri oluşturulmuştur.
Anayasa değişikliğinin savsaklanması, çözüme bağlanmaması, ağırlığı artan ortak sorunlara yol açmaktadır. Giderek bir rejim bunalımına dönüşme tehlikesi göstermektedir.
Bu nedenle Türkiye Büyük Millet Meclisi önündeki bu soruna el koymalı ve çözüm arayışlarını geciktirmemelidir. Böylece Anayasaların olağanüstü dönemlerde ve ara rejimlerde değiştirilmesi alışkanlığı yerine, demokratik yöntemlerle ve halk iradesine dayanılarak düzenlenmesi yolu açılmalıdır. Bu aynı zamanda halkımızın beklentisidir. Bizimde görevimizdir.?
Baykal tam 17 yıl önce böyle dedi. Şimdi halk iradesiyle yapılmak istenilen değişikliğe karşı çıkılıyor. Bunu anlamak mümkün değil.
1993 yılında bunları söyleyen Baykal, Ak Parti?nin açıklamasına göre ve internetten yaptığım araştırmada, 7 Şubat 2008 tarihinde TBMM?de, ?Ya kurtuluş savaşı yaparsın yeni bir devlet kurarsın. Yada ihtilal yapar, idamı göze alırsın, o zaman yeni Anayasa yaparsın? diye konuştu. Ona göre değişikliğin iki yolu var. Biri darbe, biri kurtuluş savaşı. Bu inanılmaz sözlerin sahibi, maalesef Deniz Baykal. Onu takip edense, yeni lider Kılıçdaroğlu.
Bu değişikliğe halk karar vermelidir. Baykal?ın 17 yıl önce söylediği gibi. 12 Eylül tarihinde, ?Evet? veya ?Hayır? çıkması, halkın iradesinin tecellisi olacaktır.