Şükrü Ağırman, Antalya yerel basınındaki ender muhabirlerden. Yani gerçek anlamda bir muhabir. Haberi arıyor, buluyor, şekillendiriyor ve okurlara iletiyor. Basınımızda böyle muhabirlerin sayısı da git gide azalıyor. Herkes haber ajanslarını otomatiğe bağlamış, kopyala yapıştır yapıyor. Manşet gazetesinin farkı da burada ortaya çıkıyor.
Geçen hafta gene Şükrü Ağırman imzalı bir haber okuduk. Üçüncü kart yoldaymış. Adı da Kentkart. Üçüncü kartla beraber üçüncü çocuğumuzu da elimize almış olacağız. Hayırlı, uğurlu olsun. Anlaşılan o ki birileri Başbakan’ın 3 çocuk isteğini başka türlü anlamış.
Tek çocuk garip olur demişler. Antkart da öyle oldu. Garip bir şekilde geldi. İlk denemeydi. Aksaklıklar yaşandıysa da halk bir şekilde alıştı. En sonunda da sessiz sedasız, garipçe çıkıp gitti hayatımızdan. Kartın içinde parası kalanlar da Mehmetçik Vakfı’na bağışta bulunmuş oldular.
İki çocuk rakip olur demişler. İkinci çocuğumuz, rekabette abisini ezdi geçti. Onu ortadan kaldırdı başköşeye kendi geçti oturdu. Abisi 5 lira harçlık isterken o 8 lira istedi. Biz de çaresiz verdik.
Üç çocuk ise ekip olur demişler. İşte böylece güzel bir ekip çalışmasıyla Antalyalılar canlarından iyice bezdirilecek gibi görünüyor. Zira üçüncü kartla beraber aktarma olayının ortadan kalkacağı, kimi toplu taşıma araçlarında eski kartın, kimilerinde de yeni kartın kullanılacağı söyleniyor.
Biz bu hale nasıl geldik? 3 küsur yılda 3 karta nasıl ulaştık? Bayram tatilinde Sivas’taydım. Orada da kartlı biniş var. Adamlar kurmuşlar sistemi, tıkır tıkır işliyor. Herkes memnun. Biz niye bu işi beceremedik? Sivas kadar niye olamadık?
Bizi bu hallere getirenlerin kim olduklarını, bu işin sorumlularını uzun uzadıya tartışmanın bir alemi yok bana göre. Yasal olarak toplu ulaşım kimin görev ve yetkisindeyse sorumluluk da ondadır.
Ama zannediyorum ki Antalya’nın ilk yerel seçimlerde acil olarak doğum kontrolüne gitmesinde yarar var. Yoksa bu gidişle doldurabileceğimizden fazla karta sahip olacağız.