Dün, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’ın, “orman vasfını yitirmiş (2B) arazilerle ilgili olarak Aksu halkını nasıl ayaklandırdığını” anlattım..
Olayları biliyorsunuz..
Bugün de, Akaydın’ın “aslında” neyin peşinde olduğunu yazacağımı belirtmiştim..
Sözümü yerine getiriyorum..

Eski ve yeni Büyükşehir Yasası’na göre..
Bir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın “görev ve yetkileri” arasında, “kendi sorumluluğunda olmayan konularda ahkam kesmek” yok..
Yani; 2B konusu Akaydın’ın görev ve sorumluluk alanında değil..
Ama..
Ekürisi CHP İl Başkanı Devrim Kök’le birlikte ilçelere gidiyor, “2B konusunda iktidar sizi soyuyor, arazilerinizi zenginlere peşkeş çekecekler, harekete geçin, arkanızdayım” diyor..
Bununla da kalamıyor, milleti kışkırtıyor, sokağa döküyor..
Kimse de çıkıp, “2B’deki muhatabımız sen misin, sorunumuzu sen mi çözeceksin, buna yetkin var mı” diye sormuyor..

Peki..
Niye dikkatler başka tarafa yönelince Akaydın bu kadar keyifleniyor?
Ve..
Dikkatler başka tarafa yönelsin diye Akaydın niye “görev ve yetkilerinin” dışına çıkıyor..
Aslında neyin peşinde?

Elimden geldiğince “kısa” yazacağım için, konuların detaylarına bugün girmeyeceğıim..
Ama, zamanı gelince “detaylar” da gündeme gelecek tabii..
Zaten bunları bilmek, Antalya halkının en büyük hakkı..
Çünkü, hepsinin parasını onlar ödüyor..

Sondan başlayalım..

1- AKSAV’daki “prezervatifli alemler”le ilgili olayın “savcılık” tarafından gözlem altına alınmasıyla ortaya çıkan “REZALET”in etkisini azaltmak için, “ben önceden biliyordum, incelemesi için birini görevlendirdim” demesi kendisini kurtarmaya yetmedi..
AKSAV direk Büyükşehir’e bağlı olmasa da, Vakıf’a seçilen ve Vakıf’ta görevlendirilenler, sadece Büyükşehir Başkanı’nın işaret ettiği ve görevlendirdiği kişiler..
Bu rezalet Akaydın’ı “hukuki” değil, ama “siyasi” açıdan zor duruma soktu..

2- Savcılığın Halkkart ve A-Kent firmasıyla ilgili Büyükşehir yöneticilerini ve Başkanını sorguya çekmesi, Akaydın’ı karabulutların altına attı..
A-Kent firmasının kuruluşundan, bu firmaya Halkkart işinin verilmesine kadar..
A-Kent’in ihale şartlarına uygun sistem kurmamasından, Antalya halkının ve toplu taşıma esnafının “paralarımız gaspediliyor” şikayetlerine kadar..
Büyükşehir Antkart’tan 11 ayda 56 milyon lira gelir elde ederken, Halkkart’tan 13 ayda sadece 17 milyon lire gelir elde etmesinden, Büyükşehir’in 40 milyon lira zarara uğratılmasına kadar..
Danıştay’ın Halkkart ihalesini “usulsüz” bularak iptal etmesine rağmen, “toplu ulaşımda tek yetkili olan belediyenin “akıllı kart” konusunda devre dışı bırakılmasından, A-Kent’in Halkkart’tan (yüzde 2 belediye payını da alarak) haksız kazanç sağlamasına göz yummasına kadar..
Gelişen bütün olaylar..
Akaydın’ı hem “hukuki” hem de “siyasi” açıdan zor duruma soktu..

Seçim vaaadlerinin en başında yer alan “belediye çalışanlarının alacakları” konusunda sözünü hiç tutmadı..
Daha da önemlisi..
Belediye’de görev yapan “taşeron işçiler”in maaşlarını aylarca gecikmeli ödeyen firmaya bir yaptırım uygulamadı..
Bununla da kalmadı..
O işçilerin, “açız, bize yardım et başkan” çığlıklarını duymazlıktan geldi..
Bu nedenle Akaydın, halkın ve çalışanların gözünde büyük itibar kaybetti..

Özel bir şirkete yaptığı Akvaryum’u, sanki kendisi yaptırmış gibi, CHP genel başkanına açtırdı..
Yetinmedi..
Prof. Dr. Tuncay Neyişçi’nin açıklamasına göre..
Akvaryum’un görüntüsünü engellemesin diye, Olbia antik kentinin ayakta kalan son duvarlarını da “belediye dozerleri” ile yıktırdı..
Bu da hem “tarihi” hem de “siyasi” açıdan kolay affedilecek bir durum değil..

“Bedava elektrik” vaadini (seçim broşürlerine rağmen) inkar etti..
Yetmedi..
Suya 4 kez zam yaparak, Antalya halkını Türkiye’nin en pahalı suyunu kullanmakla karşı karşıya bıraktı..
Seçim yaklaştıkça, bir önceki seçim vaadlerinin yeniden gündeme geleceğini biliyor..
Yüzde 99’unun “yalan” olduğunun ortaya çıktı..
Bu da Akaydın’a büyük prestij kaybettirdi..

Bunlara en az 15 tane daha, “Akaydın’ın hatırlanmasını istemediği olay” yazarım..
Ama, yerim bu kadar..
Yeri geldikçe onları da bir bir dile getireceğim, merak etmeyin..

Akaydın “aslında” işte bunları toplumun gözünden ve zihninden uzaklaştırmak istiyor..
Tek hedefi, “yeniden aday olabilmek”..
Ancak..
Yaptıkları ve yapmadıkları..
Parti içinde yarattığı hizipler..
Antalya halkının cebinden elini çekmeyerek CHP’yi zor durumlara sokması..
Kente, konumuna yaraşır projeler gerçekleştirmemesi..
Stadyum ve arena konusunda duvara toslaması..
Kemal Kılıçdaroğlu tarafından hoş karşılanır mı acaba?

Diyeceğim o ki..
Büyükşehir Başkanı Mustafa Akaydın..
“Kendi ayıplarını” örtmek için, “siyaset yapıyorum” diyerek insanları kışkırtıp, sokağa dökmekten çekinmiyor..
Seçimlere kadar, bu tavrını her gittiği yerde sürdüreceğinden hiç kuşkum yok..
Bu Akaydın’a ve yalakalarına “siyaset böyle bir şey, gayet normal” dedirtebilir..
Ama..
Akl-ı selim sahibi kişiler bunu yutar mı dersiniz?

Gerçekten, yutar mısınız?