Antalya’da yayla üretiminin son dönemine girilirken tarım sektöründe ekonomik sorunlar derinleşiyor. Tarımsal girdi fiyatlarındaki artışın yanı sıra bazı gübrelerin temininde yaşanan sıkıntılar, üretim sürecinde belirsizlik yaratıyor. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ebru Kaçın, tarım sektörünün yalnızca çiftçiden ibaret olmadığını vurgulayarak üreticiden gübre ve tohum firmalarına, zirai ilaç bayilerinden ziraat mühendislerine kadar bütün kesimlerin birbirine bağlı olduğunu söyledi. Sektörde yaşanan finansman sıkıntısının zincirleme etkiler oluşturduğunu belirten Kaçın, düşük faizli kredilerin tarımsal üretime katkı sunan bütün kesimlere adil biçimde ulaştırılmasını istedi.

Toplu ulaşım esnafı ‘maliyet’ mağduru
Toplu ulaşım esnafı ‘maliyet’ mağduru
İçeriği Görüntüle

‘Gübre temininde sıkıntı var’

Tarımsal üretimde kullanılan girdilerin fiyatlarındaki artışın yanı sıra ürün temininde de sorunlar yaşandığını belirten Kaçın, bazı gübre çeşitlerine ulaşmanın zorlaştığını ifade etti. Özellikle potasyum nitrat ve mono potasyum fosfat (MKP) gibi gübrelerin temininde sıkıntılar yaşandığını kaydeden Kaçın, bu sorunların son iki yıldır dönem dönem tekrarlandığını söyledi. Gübre temininde yaşanan aksaklıkların üretimde dengesizliklere yol açabildiğine dikkat çeken Kaçın, tarımsal girdilerin önemli bir bölümünün petrol fiyatları, döviz kurları ve ham madde maliyetleriyle bağlantılı olduğunu belirtti. Ekonomide yaşanan dalgalanmaların doğrudan tarımsal üretime yansıdığını dile getiren Kaçın, girdi fiyatlarındaki değişkenliğin üreticinin planlama yapmasını zorlaştırdığını vurguladı.

‘Gençler tarımdan uzaklaşıyor’

Tarım sektörünün geleceği açısından üreticilerin yaş ortalamasının önemli bir sorun olduğuna işaret eden Kaçın, Türkiye genelinde tarımsal üretim yapan çiftçilerin yaş ortalamasının 60’a dayandığını söyledi. Üreticilerin yıllar içinde edindikleri bilgi ve deneyimi genç kuşaklara aktarmakta zorlandığını belirten Kaçın, gençlerin tarımsal üretime yönelmek istememesinin temel nedenlerinden birinin ekonomik belirsizlik olduğunu ifade etti. Kaçın, gençlerin ne kadar kazanacağını öngöremediği bir sistemde üretim riskini tek başına üstlenmek istemediğini belirterek, “Çiftçi üretmezse bütün sektörümüz kaybeder. Bizim hedefimiz güvenli gıda üretmek. Ancak üretimde yaşanan sorunlar, gıda üretiminin de sekteye uğraması riskini beraberinde getiriyor” dedi.

‘Küçük aile işletmeleri korunmalı’

Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için gençlerin sektöre kazandırılması gerektiğini vurgulayan Kaçın, küçük aile işletmelerinin korunmasının da büyük önem taşıdığını söyledi. Tarımın yalnızca büyük işletmelerin faaliyet gösterdiği bir yapıya dönüşmemesi gerektiğini belirten Kaçın, büyük işletmelerin yanı sıra küçük üreticilerin de desteklenmesi gerektiğini kaydetti. Aile işletmelerinin tarımsal üretimde önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Kaçın, üreticilerin ekonomik açıdan ayakta kalabilmesinin hem kırsal yaşamın devamlılığı hem de güvenli gıdaya erişim bakımından belirleyici olduğunu dile getirdi. Tarladan sofraya uzanan süreçte yaşanan fiyat sorunlarına da değinen Kaçın, üreticinin ürününü değerinde satamadığı, tüketicinin ise aynı ürünü uygun fiyatla alamadığı bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu söyledi. Nakliye maliyetlerinin fiyatlar üzerinde önemli bir etkisi bulunduğunu belirten Kaçın, özellikle mazot fiyatlarının taşımacılık giderlerini artırdığını ifade etti. Ürünlerin alım satım aşamalarında kontrolsüz kâr uygulamalarının da fiyat oluşumunu etkileyebildiğini kaydeden Kaçın, tarımsal ürün miktarının da fiyatlar üzerinde belirleyici olduğunu söyledi. Plansız üretimin piyasada dengesizliklere yol açabildiğine dikkat çeken Kaçın, bazı dönemlerde belirli ürünlerin fazla miktarda piyasaya sunulmasının fiyatların düşmesine neden olduğunu, buna rağmen tüketicinin her zaman uygun fiyatla ürüne ulaşamadığını belirtti. Kaçın, demir yolu taşımacılığının yetersizliğinin de lojistik maliyetler açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek tarım ürünlerinin taşınmasında alternatif ulaşım yöntemlerinin önemine işaret etti.

‘Finansman sorunu sektörü etkiliyor’

Tarımsal üretimin devamlılığı açısından yalnızca çiftçinin değil, üretime katkı sağlayan bütün işletmelerin ekonomik durumunun dikkate alınması gerektiğini belirten Kaçın, gübre ve tohum firmaları, zirai ilaç bayileri ve danışmanlık hizmeti veren ziraat mühendislerinin de aynı ekonomik koşullardan etkilendiğini söyledi. Son iki yılda sektörde faaliyet gösteren firmaların düşük kârlılık ve belirsiz ham madde fiyatları nedeniyle ciddi finansman sorunları yaşadığını ifade eden Kaçın, bazı işletmelerin yatırımlarının karşılığını almakta zorlandığını dile getirdi. Ekonomik sıkıntı yaşayan firmaların ödeme zincirinde oluşturduğu aksaklıkların, diğer işletmeleri de etkileyebildiğini belirten Kaçın, bu durumun sektör genelinde bir domino etkisi yaratabildiğini kaydetti. Kaçın, ekonomik koşullar nedeniyle işletmelerin üretim yapmak yerine nakitte kalmayı ve farklı finansal araçları değerlendirmeyi tercih edebildiğine dikkat çekerek, üretimin devamlılığı için sektörün finansmana erişiminin kolaylaştırılması gerektiğini söyledi.

‘Düşük faizli kredi herkese ulaşmalı’

Ziraat Mühendisleri Odası olarak sektörün tamamını kapsayan bir finansman desteği talep ettiklerini belirten Kaçın, düşük faizli kredilerin yalnızca belirli gruplarla sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı. Kaçın, “Sektörümüzün hangi alanında olursa olsun; zirai ilaç bayileri, danışmanlık hizmeti veren meslektaşlarımız, gübre satan firmalar ve tarımsal üretime emek veren bütün işletmeler düşük faizli krediye adil bir şekilde ulaşabilmeli. Bu destek, yaşanan finansal krizin aşılması ve sektörün yeniden nefes alması açısından önemli” diye konuştu. Piyasadaki ödeme sorunlarının çözülmesinin de ekonomik hareketliliğe katkı sağlayacağını belirten Kaçın, tarımsal üretimin sürdürülebilmesi için sektörün bütün halkalarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Güvenli gıdaya erişimin sağlıklı nesiller açısından vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Kaçın, tarımsal üretimde ziraat mühendislerinin etkin biçimde görev alması gerektiğini söyledi. Ziraat mühendislerinin bilgi ve uzmanlıklarının üretim süreçlerine yansıtılmasının önemine dikkat çeken Kaçın, meslek mensuplarının doğru alanlarda istihdam edilmesi ve sorumluluk üstlenebilecekleri bir sistemin oluşturulması gerektiğini belirtti. Kaçın, ziraat mühendislerinin imza yetkilerinin bulunmasının ve mesleki sorumluluklarının tanımlanmasının önemini vurguladı. Tarımsal üretimin yalnızca denetim mekanizmalarıyla değil, uzmanlık ve mesleki sorumluluk temelinde yürütülmesi gerektiğini ifade eden Kaçın, kamu kurumlarıyla birlikte etkin bir sistem kurulmasının güvenli gıda hedefi açısından önem taşıdığını kaydetti. Sektördeki sorunların devam ettiğini ancak üretimin sürdürülmesi için çaba gösterdiklerini belirten Kaçın, tarımsal üretimin bütün paydaşlarının korunmasının ülkenin gıda güvencesi açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Kaçın, gençlerin tarıma kazandırılması, küçük aile işletmelerinin yaşatılması, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve ziraat mühendislerinin üretimde etkin görev alması gerektiğini belirterek, güvenli gıda üretiminin sürdürülebilir bir tarım politikasıyla mümkün olabileceğini ifade etti.

Muhabir: Esra ALTUNKES