Dün Büyükşehir Belediyesi’nden bir bülten geçildi..
Bülten, “Avrupa’nın çeşitli üniversitelerinde eğitim gören mühendislik fakültesi öğrencilerinin, ‘Sürdürülebilir Ulaşım Eğitim Programı’ çerçevesinde Büyükşehir Ulaşım Dairesi Başkanlığı’nı ziyaret ettiğini” duyuruyordu..
Yani..
Teorik eğitimlerine devam eden öğrenciler, uygulamaları yerinde görmek için Antalya’ya gelmişler..

Önce şu soruyu sormak zorundayım:
- Bu öğrenciler, sizce ne görmüşler ve ne öğrenmişlerdir?
- Büyükşehir Başkanı’nın birkaç gün önce Hürriyet Akdeniz’de çıkan röportajında ‘kent içi ulaşım’la ilgili sözleri de o gençlere gösterilmiş midir?

Eğer bu “Avrupa Teknoloji Öğrencileri Topluluğu” öğrencileri, henüz Antalya’dan ayrılmamışsa..
Bu yazının kendilerine okutulmasını isterim..
En azından, Büyükşehir’i ziyaretelerinde kendilerine söylenen “yalan”larla, gerçekte olup bitenleri öğrenir, ona göre bir kıyaslama yaparak “pratiklerini” geliştirebilirler..

Nedir bu gerçekler?
BİR.. Öğrenciler, “Antray, Nostaljik Tramvay ve Gazi Bulvarı üzerinde bulunan Akıllı Trafik Sinyalizasyon Sistemi’nin bulunduğu kavşakları incelemişler..
Büyükşehir’den bu gençlere ne söylenmiştir?
- Antalya trafiğine her yıl 25-40 bin araç eklenmektedir, ama gördüğünüz gibi biz ‘Akıllı Trafik’le bu işi çözmüş bulunuyoruz..
- Yine gördüğünüz gibi, Antray da, nostaljik tramvay da bu kent için çok gereksiz yapılmış işler.. Biz daha iyisini yapacaktık, ama bu fırsatı maalesef bize tanımadılar..
İKİ.. Bu sözlerin “doğru”sunu söyleyelim..
Akıllı Trafik Sinyalizasyon sisteminin, trafiği rahatlatma anlamında en küçük bir katkısı bile yoktur..
Nitekim, bunu sistemi uygulayan Ankaralı genç arkadaşımız da kabul etmiştir..
Bu sistem; her gün daha da çoğalan araç sayısına rağmen, bir tek yol bile açmayan Büyükşehir yönetiminin “göz boyama”sından başka bir şey değildir..
Güzeloba’da açılan yolun, kent içi trafiğe hiçbir katkısı yoktur..
Kent içinde yeni açılacak yol için alan da yoktur, biliyorum..
Ama..
Vali Ahmet Altıparmak’ın da dediği gibi, raylı sistemi “yukarıya” alarak “toplu taşımayı cazip hale getirip, kent içi trafiğin rahatlaması” sağlanabilir..
Büyükşehir yönetimi, bu “zor yolu” seçmek yerine, kolaya kaçmış ve “Antalya’yı güzelleştiriyoruz” diyerek “makyaj”la vakit geçirmiştir..
Bu makyajın da ne trafiğe, ne esnafa, ne ekonomiye hiçbir katkısı yoktur..

Kent içi ulaşımla ilgili “teorik” bilgiler almak için Antalya’ya gelen öğrencilerin burada öğrendiği tek şey vardır bence:
“Kent içi trafik sistemi düzenlenirken, kesinlikle şu andaki Antalya Büyükşehir Belediyesi yönetiminin yaptıklarını yapmamak..”

Öte yandan..
Büyükşehir’den geçilen bültende, bu öğrencilerin Düden Park’a hayran kaldıkları belirtilmiş..
Akaydın yaptırdı ya, elbette böyle yazacaklar..
Ama..
Park düzenlemeleri konusunda uzman olan kişiler, sadece çim dökerek yapılan alanlara “park” denemeyeceğini söylüyorlar..
Park; içinde büyük ağaçların, kuşların, yapay göl ve benzeri döşemelerin de yer aldığı, günün her saatinde insanların yararlanabildiği alanlara denirmiş..
Akaydın’ın yaptırdığı o alanda “park” adına uygun bir şey göreniniz var mı?
Gündüzün sıcağında bir Allah’ın kulunu göreniniz var mı?
O öğrencilerin hayranlığı, olsa olsa Düden Şelalesi’nedir, parka değil..

Bunu, öğrencilerle birlikte Antalya halkına da bir kez daha iletmiş olalım..
Değerlendirmeyi de sizlere bırakıyorum..