Dün bu köşeden adının Hüseyin Turan olduğunu belirten yerel gazete okuma hastalığına yakalanmış birisinin attığı e-mailini yayınlamıştık ya.,
Ve bizleri günü gününe takip ettiğini belirtip, 600 sayılı kırmızı otobüsler ile ilgili brifing verir gibi çok ince açıklamaları da kaleme alıp, bize bilgiler aktarmıştı ya hani.,
İşte o muhteremden bahsediyorum.
Kendisi E-maili Şifa Çiçek’e atmış. Görünce istedim ben en küçük bir harfine dahi dokunmadan dün aynen yayınladım.
Bu yazıyı da, akşam üzerine doğru yazıyorum. Zira görüp, okuyanların etki-tepkilerini bekledim.
Yazısında belirttiklerine göre kendisi emekli ama aynı zamanda her gün tüm yerel gazeteleri bayiden alıp okuyan birisi!.
Bunu şöyle tarif ediyor;
“Verilen emeğe olan saygımdan ötürü hemen tüm yerel gazeteleri satın almak ve oturduğum yerlerde çayımı içip göz gezdirmek, sonra da birilerinin okuması için birer ikişer bırakmak benim nazarımda küçük sadakalardan sayılan bir ibadet gibidir.”
Onca yıllık gazeteciyim, böyle bir örnekleme alkımının ucundan bile geçmez.
Yetenek meselesi olsa gerek!.
Bakın ne diyor bizim emekli okurumuz;
“Göreviniz zor biliyorum ancak bu zorluğun yazmaktan değil de dostlara veya sevdiklerinize şirin görünmekle, onların hoşuna gidecek yazılar türetmekle ilgili olduğunu düşünüyorum. Yaptığınız işin ahlaki ve mesleki sorumluluklarının bilincinde olduğunuzu ancak zaman zaman’ bir ağabeyin hatırına’ da olsa bu sorumluluklarınızı göz ardı ettiğinizi gözlemliyorum.”
İnce ince geçiriyor okurumuz.
Bizim ağabeyimizin falan olduğunu açıkça söylüyor.
Yani demek istiyor ki, hatır için de olsa ağabeyinize diyet borcunuzu ödüyorsunuz.
Oldu olacak o diyet borcunun ne olduğunu söyleseydi de, biz de bilseydik.
Ama çamur at izi kalsın mantığı..
Diyor ki;
“Birkaç günden beri bir “Akaydın’a ulaşım üzerinden uçan tekme atma” girişimi planı uyarınca siz de bir yazı yazdınız ve beni çileden çıkardınız.”
Vatandaşa çift tarife uygulamasının yanlış olduğunu yazmak, vatandaş hakkını korumak emeklimizi çileden çıkartıyor.
Şaşılacak bir durum değil mi?
Ve neden çileden çıktığını, neleri yanlı ve yanlış yaptığımızı da yüzümüze vurmuş!..
Ve şu cümleyle;
“Bakın neden çileden çıktığımı ve neleri yanlı ve yanlış yazdığınızı aktarayım. Aktarayım da siz de benim yazdıklarımın aksini ispata çalışın.”
Ve devam etmiş.
“1- Adı ve numarası şehirlere göre değişen (Antalya’da 600) bu araçların görevi şehirden havaalanı ve otogara gidecek kişilerin en az durakta durarak seyahatini ve o noktalara ulaşmasını sağlamaktır.
2- Bu servislerden genelde o şehrin halkından daha çok bir iş veya bir tatil sebebiyle şehre gelmiş insanlar faydalanır. Çünkü şehir halkını gerektiğinde otogara veya havaalanına götürecek bir komşu veya yakını ya da seyahat edecekleri şirketin yazıhane veya belli noktalardan hareket eden ‘Şehir içi servisleri’ ile ulaşma imkânı vardır.”
Belli ki, parmakları o kadar güzel laf yapan birisi ki bizim emeklimiz, maşallahı var Mustafa Akaydın’ın dahi yapamayacağı açıklamayı nefesini tutup yapıvermiş.
Neymiş efendim, “Her yazıda aynı kişilere ve kurumlara vurmak sizlerin bir yerlere angaje olduğunuzu ve birilerini desteklediğinizi gösteriyor. Sadece sizin gibi düşünenlere yazmak ve sizin gibi düşünenlere hitap etmek istiyorsanız yolunuz doğru. Ama bu ne size, ne de yardımcı olmak istediğiniz kişi ve kuruma faydalı olmayacaktır.”
Emekli yaşlı amcamız-ki yazısında bu üslubu kendisi kullanmış, bu kente hizmet etmesi için seçilip başımıza getirilenleri eleştirmemizin adını bir yerlere angaje olma olarak görüyor.
O nereye angaje ki?
Ve şöyle bitiriyor sözlerini;
“Mazlumu korumak benim insanlık görevim, ta ki zalim olduğunu görene kadar.”
Vay,vay,vay..
İşçilerine Mübarek Ramazan Bayramı’nı beş parasız geçirten kişi mazlum mu olur, zalim mi?
Bu sorum çok bilmiş emekli yaşlı amcamıza.
Tabi varsa öyle birisi.
Not: Ben Hüseyin Turan isimli bir emekli okurumuz olduğuna, bize gönderilen yazıda kullanılan üslup, vurgulamalar ve hakkımızdaki tespitler nedeniyle inanmıyorum. Varsa kendisini bizzat ofisimize bekliyorum. Kimliğiyle birlikte.. Bir çayımızı içsin, değerli görüşlerinden faydalanalım!..