Okuyucularımdan ve tweetter’dan, Beytüşşebap ve Afyonkarahisar olaylarından sonra, “niye terör yazmıyorsun da yerel olaylar yazıyorsun, sırası mı” diye eleştiriler alıyorum..
Duygusal bir millet olduğumuzu ve bu ülkeye düşman olan (içeriden ve dışarıdan) herkesin de bu duygumuzu kullandığını bildiğim için..
Terör olaylarını konu etmek istemiyorum..
Yeri geldikçe bazı tespitler yapıyor ve öneriler getiriyorum, o kadar..

Elbette bunun nedenleri var..
Sık sık dile getirdiğim gibi..
Terör örgütünün en büyük besin kaynağı “medya”dır..
Eminim..
Yarattıkları ve yaşattıkları olaylar medyada yer aldıkça, sevinçten avuçlarını ovuyor, göbek atıyorlardır..
En azından kendi adıma, bu fırsatı onlara vermek istemiyorum..
Bugün de, Baykal ve onun gibi, terörü diline dolayıp “siyasi çıkar” peşinde koşanları gördüğüm için kendimi yazmak zorunda hissettim..
Bunu nasıl değerlendireceğiniz konusunu da sizlere bırakıyorum..

Birkaç hafta önce, 13 Ağustos 2012 tarihli “Terör milliyet değil cibilliyet sorunu” başlıklı yazımdaki “ilk paragraf”ta şunları söylemiştim..
“Terör örgütü PKK’nın ‘Foça’ saldırısı ve ardından ‘turizm’ bölgelerine yapılan ‘uyarı’ beni korkuttu..
Ama..
Bu saldırı ve uyarılardan daha çok, siyasetçilerimizin konuyla ilgili değerlendirmeleri ve tavırları korkularıma zirve yaptırdı..
Öylesine ‘çıkarcı’ öylesine ‘cahilce’ ve öylesine ‘kindar ve ayrımcı’ hatta ‘sinsi’ açıklamalar yapıldı ki..
‘Ülkeme yönelik her tür tehdit karşısında tek yumruk olan bu güzel ülkemin insanlarına n’oldu böyle’ demekten kendimi alamadım..
İçim titredi..
Bu bir değişim ya da gelişim değil, ‘iktidarda olma’ ve ‘güç sahibi olma’ ihtirasıydı..

Aslında..
Şu yukarıda yazdığım paragraf, Türkiye’nin bugünkü manzarasıdır..
“Filler tepişiyor, çimler eziliyor..”
Bunların üstüne yazacak fazla bir şey yok..
Ama..
CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal’ın AGC’yi ziyaretinde yaptığı açıklamalar beni mecbur etti..

Baykal, anamuhalefetin lideri olarak yıllarca görev yaptı..
Bugün bu görevini sade bir milletvekili olarak, ama anamuhalefetin eski lideri olarak sürdürüyor..
CHP’nin başında olduğu yıllarda da, bugün de Baykal’da değişen hiçbir şey olmamış.
Yani, bir türlü gelişememiş..
Önceleri hep eleştirir, “öneri ve çözüm” sunmazdı, bugün de aynen devam ediyor..
AGC’de şöyle demiş:
“Afyonkarahisar’daki cephaneliğin infilak etmesiyle ilgili soru işaretleri var, bunun sorgulanması lazım..”
Sokaktaki vatandaş da “aynı şeyleri” söylüyor..
Sen, CHP’nin eski başkanı ve bir milletvekili olarak ne diyorsun?
Nasıl bir soruşturma yapılmalı, bu arada terörün bitirilmesiyle ilgili ne yapılmalı, bir önerin ve çözümün var mı, onu söyle..
Yok..
Eskiden de yoktu, şimdi de yok..
Peki, amacın ne?
13 Ağustos’ta yazdığım yazının (yukarıda belirttiğim) ilk paragrafı, bu amacı çok güzel anlatıyor..

Söyleyin şimdi..
Manzarası böyle olan bir ülkede terörün bitme ihtimali var mıdır?
Muhalefet söylemiyor, ama ben çözümümü söyledim, bir daha söylüyorum:
Türk insanı duygusuyla değil mantığıyla hareket etsin..
Medya 6 ay terörle ilgili tek kelime etmesin..
Kim iktidarda olursa olsun, farketmez..
Terör kendiliğinden biter..
Vesselam..
Peki bunlar olmazsa?
O zaman Allah hepimize selamet versin..