Yaz tatilinin başlamasıyla birlikte çocuklarda değişen günlük rutinler, ebeveynleri ‘nasıl bir denge kurulmalı?’ sorusuyla baş başa bırakıyor. Psikolojik Danışman Gizem Yıldız, tatil döneminde hem çocukların ruh sağlığını koruyacak hem de ebeveynlerin işini kolaylaştıracak kritik tavsiyelerde bulundu. Okul döneminde belirli sınırlar ve rutinler içinde yaşayan çocuklar, tatilin gelişiyle birlikte aniden tamamen boş bir zaman dilimiyle karşılaşabiliyor. Uzmanlar, bu durumun çocuklarda belirsizliğe bağlı kaygı, boşlukta kalma hissi ya da hırçınlığa yol açabileceği konusunda uyarıyor. Psikolojik Danışman Gizem Yıldız, tatilde askeri bir disiplin uygulamanın yanlış olduğunu ancak tamamen kuralsızlığın da kaosa yol açacağını belirterek ebeveynler için altın değerinde uyarılarda bulundu.
Esnek ama tutarlı rutin için formül
Tatil döneminde de belirli sınırların korunması gerektiğini vurgulayan Gizem Yıldız, uykunun ve beslenmenin önemine dikkat çekerek şu ‘3 Sütun’ formülünü şöyle açıkladı: “Uyanma, yatma ve ana yemek saatleri sabit kalmalıdır. Okul düzenine göre en fazla 1-1,5 saatlik bir esneme yapılabilir. Bu üç ana saat arasındaki zaman dilimleri ise çocuğun tercihine bırakılarak esnetilmelidir. ‘Bugün kahvaltıdan sonra ne yapmak istersin?’ gibi sorularla çocuğu sürece dahil etmek, onun kontrol hissini besler. Geç saatlere kadar oturmak bir tatil lüksü olmamalıdır. Kalitesiz uyku ve şeker-karbonhidrat ağırlıklı beslenme; ertesi gün öfke patlamalarına, ağlama krizlerine ve tahammülsüzlüğe yol açar.”
‘Sakin zamanda kural koyulmalı’
Dijital cihaz kullanımında tamamen yasaklayıcı ya da tamamen serbest bir tutumun hatalı olduğunu belirten Gizem Yıldız, krizleri önlemenin yolunun ‘sakin zamanda kural koymak’ olduğunu belirtti. Yıldız, “Ekran süresi bitmeden 5-10 dakika önce yumuşak bir hatırlatma yapın ('Son 10 dakikan, bu bölüm bitince kapatıyoruz' gibi). Süre bittiğinde ise ekranın yerine koyabileceği cazip bir alternatif —örneğin birlikte oynanacak bir kutu oyunu veya bahçe aktivitesi— sunmak geçişi oldukça kolaylaştırır” diye konuştu.
‘Sorumluluk çocuğa bırakılmalı’
Günümüz çocuklarının sürekli dış uyaranlara alışkın olduğunu ifade eden Psikolojik Danışman Yıldız, can sıkıntısının aslında üretkenliğe açılan bir kapı olduğunu şu sözlerle ifade etti: “Ebeveynler çocuk her 'canım sıkıldı' dediğinde yeni bir aktivite üretmek zorunda hissetmemelidir. Yaklaşımınız; 'Canının sıkılması çok normal, bazen dinlenmek iyidir. Bakalım bu can sıkıntısından nasıl eğlenceli bir fikir çıkaracaksın?' şeklinde olmalı ve sorumluluk çocuğa bırakılmalıdır.”
‘Nitelikli zaman geçirin’
Yazın akran iletişiminin kopmasının çocuklarda içine kapanmaya ve sosyal beceri gerilemesine yol açabileceğini belirten Yıldız, şu önerilerde bulundu: “Sınıf velileriyle iletişimde kalınarak haftada bir gün parkta veya sahilde ortak oyun buluşmaları ayarlanabilir. Belediye kursları veya mahalle etkinlikleri çocuğun farklı akranlarıyla bir araya gelmesini sağlar. Çocuklar sürenin uzunluğuna değil, niteliğine bakar. Aynı odada telefona bakarak geçirilen 5 saat yerine; telefonların kapatıldığı, göz temasının kurulduğu kesintisiz 20-30 dakika çocuk için çok daha değerlidir.”
Kurslar ‘mesaiye’ dönüşmesin
Yaz kurslarının çocuğun enerjisini doğru yere kanalize etmesi açısından faydalı olduğunu aktaran Yıldız, aşırı yüklenmeye karşı şu şekilde uyardı: “Pazartesiden cumaya, sabahtan akşama kadar süren yoğun tempo çocukta tükenmişlik ve performans kaygısına yol açar. Çocuk bir kursa gitmek istemiyorsa hemen pes edilmemeli ancak zorlanmamalıdır. Reddetme sebebi (korku, arkadaş edinememe, sıkılma) konuşulmalı ve çocuğa ‘Denemek için kendine 3 ders süre ver, fikrin değişmezse başka alternatife bakarız’ diyerek esneklik tanınmalıdır.”
‘Baskı değil form stratejisi’
Tatilde sürekli ‘ders çalış’ baskısının okula karşı nefret oluşturabileceğini söyleyen Psikolojik Danışman Gizem Yıldız, dengeli bir akademik takvimde şunları sundu: “İlk ay (zihinsel dinlenme); akademik süreçlerden tamamen uzak durulmalı, tam bir dinlenme sağlanmalıdır. Kalan dönem (hafif tekrar); günde 20-30 dakikalık eğlenceli okumalar veya oyunlaştırılmış tekrarlar ile zihin okul formunda tutulmalıdır.”
Okula geçiş süreci
Ağustos ayının okula oryantasyon için kritik bir dönem olduğunu belirten Yıldız, geçişi yumuşatacak adımları şöyle sıraladı: “Çocukla birlikte yeni okulun bahçesine gidilebilir, etrafında yürüyüş yapılabilir. ‘Artık büyüyeceksin, öğretmenini dinlemek zorundasın’ gibi korkutucu cümleler yerine, okulun yeni arkadaşlıklar ve keşiflerle dolu heyecan verici bir yer olduğu anlatılmalıdır. Okul öncesi karın ağrısı veya öfke patlaması yaşayan çocuklara ‘Ne var canım kaygılanacak’ demek yerine, ‘Seni anlıyorum, tatilden sonra alışmak zaman alabilir, ben yanındayım’ mesajı verilmelidir. Tatilin son günlerini evde ders bekleyişiyle geçirmek yerine güzel bir aile aktivitesi veya veda pikniği ile moral depolanmalıdır.”