En fazla merak edilen konulardan bir tanesi de, Anayasa değişikliği paketinin neden bir bütün olarak halkın önüne getirildiği. Bu paket ayrı ayrı referanduma sunulamazmıydı?
 Venedik Komisyonu?nun Anayasa oylamalarının mutlaka madde madde yapılması gerektiğiyle ilgili bağlayıcı bir kararı yok. Komisyon?un, Anayasa değişikliklerinin birbiriyle ilgisi olmayan maddelerinin ayrı ayrı oylanmasına yönelik bir tavsiye kararı var. Öncelikle bunu bilmek gerekiyor. Çünkü; Bu konudaki iddialar doğru değil. Anayasa?nın bütününün referanduma sunulması halinde, oylamanın tek bir madde gibi yapılacağı da Venedik Komisyonu?nun karağı gereğidir.
 Şu andaki Anayasa, geçici maddeler ile birlikte 194 maddedir. 194 maddenin tek tek oylanması sadece bizde değil, dünyanın hiçbir yerinde mümkün değildir. Ayrıca 12 Eylül?de oylayacağımız 26 maddenin hepsi daha fazla hak ve özgürlük, daha çok demokrasi ve daha oturmuş hukuk devleti anlamına geldiği için birbiriyle doğrudan ilgilidir.
 Yani bu durumun evrensel hukuka aykırı bir yönü yoktur.
 Bu arada Türkiye?de daha önce kaç kez referandum yapıldığı ve sonuçlarının ne olduğu da merak edilen bir meseledir. Yanıtı, 1961 yılında ilki olmak üzere, sonuncusu da 2007?de yapılan toplam beş referandumdur. Herkesin bildiği gibi 1961 ve 1982 referandumları silahların gölgesinde yapılmış, hem milletin aydınlanmasına müsaade edilmediği hem de bir an önce askeri idareden, sivile geçiş için halk istemeyerek de olsa darbecilerin hazırladığı Anayasalara ?evet? demiştir.
 Değişiklik paketinin, Türkiye?deki dezavantajlı kesimlere nasıl avantajlar sağlayacağı da merak konusudur. Bunun yanıtı, Ak Parti tarafından şöyledir: ?Anayasa?da devletimizin özellikleri sayılırken ?Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik, sosyal bir hukuk Devletidir? denilmektedir.
 Cumhuriyetimizin olmazsa olmazlarından biri olan ?sosyal devlet? olma özelliğinin gereği olarak, toplumumuzdaki dezavantjlı ve özel olarak desteklenmesi ve korunması gereken bazı kesimlerle ilgili özel tedbirler alınmalıdır.
 Bu değişiklikle kadınlar, çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malül ve gaziler için alınacak ilave tedbirler, yapılacak iyileştirmeler ve onların durumlarını düzeltmeye yönelik pozitif ayrımcılık içeren uygulamalar Anayasa?nın eşitlik ilkesine aykırı sayılmaktadır.
 Hassas, kırılgan ve toplumumuzun çoğunluğunu oluşturan dezavantajlı insanlara verilecek ilave desteklerle ancak onları bu toplumda eşit ve onurlu bir şekilde hayatını sürdüren bireyler haline getirebiliriz. Bu değişiklikler bu anlayışın anayasal alt yapısını oluşturmaktadır.
 Bu düzenleme, tarafı olduğumuz tüm uluslar arası anlaşmaların gereği olduğu gibi, aynı zamanda insani ve vicdani bir yükümlülüktür.
 Değişiklik paketinin 4.maddesi ile ayrıca çocuklarla ilgili evrensel hukuk normlarına paralel iyileştirmeler yapılmakta; çocukların her türlü istismar ve şiddete karşı korunmasını devlete önemli bir sorumluluk olarak yüklemektedir.
 Bu madde değiştirilirken; Çocuk haklarına dair Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Birleşmiş Milletler Engelli Sözleşmesi, Başta kadın-erkek eşitsizliği olmak üzere ayrımcılığa karşı tüm uluslar arası bildirge ve belgeler, Avrupa Birliği İlerleme Raporları, Konuyla ilgili daha önce Sivil Toplum Kuruluşları tarafından hazırlanan taslaklardan referans ve kaynak olarak yararlanılmıştır.?