Etkinlik Organizatörü İşveren Sendikası Genel Başkanı Cevat Çakır, ruhsatsız mekanların, kafe ruhsatlı yerlerin ve kamu tesislerinin düğün salonu gibi faaliyet göstermesinin haksız rekabet yarattığını belirtti. Kurallara uyan esnafın iflas eşiğinde olduğunu vurgulayan Çakır, güvenlik ve denetim zaaflarına karşı acil ortak çözüm çağrısında bulundu. Okul bahçeleri ve spor salonlarından belediyelerin sosyal tesislerine, kafelerden ‘davet evi’ adı altında faaliyet gösteren küçük işletmelere kadar uzanan uygulamaların düğün salonu esnafı açısından haksız rekabet oluşturduğunu belirten Çakır, denetim ve ruhsatlandırma sisteminin yeniden ele alınmasını istedi. Çakır, “Yıllardır aile birliğinin, örf ve adetlerimizin ve toplumsal dayanışmamızın önemli bir parçası olan düğün kültürümüzü korumak zorundayız. Ancak bunu yapabilmemiz için önce bu kültürü yaşatan esnafımızın ayakta kalması gerekiyor” dedi.

Türkiye’de yaşanan ekonomik daralma ve artan işletme maliyetleri, düğün salonu sektörünü de derinden etkilerken, sektör temsilcileri bu sorunların üzerine bir de haksız rekabetin eklenmesinden endişe ediyor. Etkinlik Organizatörü İşveren Sendikası Genel Başkanı Cevat Çakır, farklı ruhsatlarla faaliyet gösteren bazı işletmelerde düğün, nişan, kına ve sünnet gibi organizasyonların yapılmasının, mevzuata uygun şekilde faaliyet gösteren düğün salonlarını ekonomik açıdan zor durumda bıraktığını söyledi. Çakır, meselenin yalnızca ekonomik bir rekabet sorunu olmadığını, aynı zamanda vatandaşların güvenliği, hizmet kalitesi ve Türkiye’nin yıllardır yaşattığı düğün ve cemiyet kültürünün geleceği açısından da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

‘Düğün kültürü geleceğe taşınmalı’

Türkiye’nin ekonomik açıdan zor bir süreçten geçtiğini belirten Etkinlik Organizatörü İşveren Sendikası Genel Başkanı Cevat Çakır, ekonomik sıkıntıların hem vatandaşları hem de esnafı doğrudan etkilediğini hatırlatarak, “Ülkemizin son dönemde ekonomik darboğazdan geçtiğini hepimiz biliyoruz. Dünyanın farklı ülkelerinde de ekonomik krizler ve daralmalar yaşanıyor. Vatandaşlarımız da esnafımız da bu süreci zor şartlarda geçiriyor. Ancak ekonomik sıkıntıların üzerine bir de haksız rekabet eklendiğinde, yıllardır bu sektörde emek veren işletmelerimizin ayakta kalması çok daha zor hale geliyor” dedi. Düğün, nişan, kına, sünnet ve çeşitli cemiyetlerin Türk toplumunun sosyal hayatında önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Çakır, bu organizasyonların yalnızca bir eğlence faaliyeti olmadığını söyledi. Çakır, “Biz nişanlarımızı, kınalarımızı, sünnetlerimizi, düğünlerimizi ve cemiyetlerimizi 50 yıl, 100 yıl daha ileriye taşımak istiyoruz. Çocuklarımızın bu gelenekleri unutmamasını istiyoruz. Ailelerin bir araya geldiği, akrabaların buluştuğu, insanların mutluluklarını paylaştığı bu kültürün devam etmesi gerekiyor. Bunun için de mücadele ediyoruz” diye konuştu.

‘Haksız rekabetle karşı karşıya’

Düğün salonlarının faaliyetlerini sürdürebilmek için çok sayıda yasal ve teknik yükümlülüğü yerine getirdiğini belirten Çakır, farklı ruhsatlarla düğün organizasyonu düzenleyen işletmelerin aynı şartlara tabi olmamasının adil rekabeti ortadan kaldırdığını ifade ederek, “Bir düğün salonu işletmecisi yatırım yapıyor, personel çalıştırıyor, vergisini ödüyor, sigortasını yatırıyor. Yangın güvenliğinden kapasiteye, mutfaktan hijyene, tuvaletten havalandırmaya, acil çıkışlardan elektrik altyapısına kadar çok sayıda yükümlülüğü yerine getiriyor. Fakat aynı bölgede farklı bir ruhsatla faaliyet gösteren küçük bir işletme, düğün salonlarının yerine getirmek zorunda olduğu şartların tamamını karşılamadan aynı organizasyonu yapmaya çalışıyorsa burada ciddi bir haksız rekabet ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı.Bu durumun uzun vadede yalnızca işletmelerin gelirlerini değil, sektörün tamamını tehdit ettiğini belirten Çakır, düğün salonlarının kapanmasının beraberinde çok sayıda yan sektörü de etkileyeceğini söyledi.

Davet evi adı altında yapılanma

Kaza sonrası doğru fotoğraflama kritik
Kaza sonrası doğru fotoğraflama kritik
İçeriği Görüntüle

Son dönemde Türkiye’nin birçok kentinde ‘davet evi’ adı altında küçük kapasiteli mekanların çoğalmaya başladığını belirten Çakır, bu işletmelerin faaliyetlerinin kapsamının ve hangi ruhsatla organizasyon düzenlediklerinin net biçimde denetlenmesi gerektiğini ifade ederek, “Son dönemde 50 veya 100 kişilik küçük mekanlarda düğün, nişan, kına ve sünnet gibi organizasyonların yapılmaya başlandığını görüyoruz. ‘Davet evi’ adı altında yeni bir yapılanma ortaya çıktı. Burada bizim itirazımız insanların küçük organizasyonlar yapmasına değil. Bizim itirazımız, mevzuata uygun şekilde faaliyet gösteren düğün salonlarımızla aynı işi yapan işletmelerin farklı ruhsatlarla ve farklı yükümlülüklerle faaliyet göstermesine” dedi. Özellikle bina altlarında veya kapasitesi sınırlı mekanlarda yoğun katılımlı organizasyonlar yapılmasının güvenlik açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çakır, “Bir mekana masa ve sandalye koyup müzik sistemi kurmak, o mekanı otomatik olarak düğün salonu haline getirmez” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Esra ALTUNKES