Türkiye’de milyonlarca vatandaş her geçen gün artan hayat pahalılığıyla mücadele ederken, Ekonomist-Yazar Zafer Özcivan ekonomideki mevcut tabloya ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Yüksek enflasyon, üretimde yaşanan daralma, yüksek faiz politikası ve jeopolitik risklerin ekonomiyi baskılamaya devam ettiğini belirten Özcivan, vatandaşın her geçen gün biraz daha yoksullaştığını söyledi. “Maaşların artması tek başına hiçbir anlam ifade etmiyor. Önemli olan vatandaşın alım gücünün yükselmesidir” diyen Özcivan, mevcut şartlarda yıl sonuna kadar ekonomik sıkıntıların devam edeceği uyarısını yaptı.
‘Alım gücü sürekli geriliyor’
Pazartesi günü açıklanacak enflasyon verilerini değerlendiren Özcivan, aylık enflasyonun yüzde 2 ile 2,5 arasında gerçekleşmesini beklediğini, yıllık enflasyonun ise yüzde 31-33 bandında kalacağını öngördü. Merkez Bankası’nın yüzde 24’lük yıl sonu enflasyon hedefinin mevcut şartlarda ulaşılabilir olmadığını belirten Özcivan, özellikle Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerin ve enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi. Vatandaşın her geçen gün satın alma gücünü kaybettiğini ifade eden Özcivan, “Bugün en büyük sorun maaşların düşük olması değil, alım gücünün sürekli gerilemesidir. Maaşı istediğiniz kadar artırın; fiyat artışları durmadığı sürece vatandaşın cebindeki para her ay biraz daha erimeye devam eder. Türkiye’de insanlar artık yalnızca geçim sıkıntısı yaşamıyor, aynı zamanda hızla fakirleşiyor” dedi.
‘Fiyatlar düşmeyecek, hızı yavaşlayacak’
Toplumda enflasyonun düşmesinin fiyatların gerilemesi olarak algılandığını söyleyen Özcivan, bunun doğru bir değerlendirme olmadığını belirterek, “Enflasyonun düşmesi fiyatların ucuzlayacağı anlamına gelmiyor. Bugün 100 liraya alınan bir ürün yarın 90 liraya düşmeyecek. Sadece zamların hızı yavaşlayacak. Vatandaş yine pahalı yaşamaya devam edecek” ifadelerini kullandı. Türkiye’de üretimde kullanılan ara mallarının büyük bölümünün ithal edildiğini belirten Özcivan, döviz kurundaki yükselişin doğrudan üretim maliyetlerine yansıdığını söyledi. Enerji fiyatlarının artmasının yalnızca akaryakıtı değil, tarımdan sanayiye kadar bütün sektörleri etkilediğini ifade eden Özcivan, “Üretici daha pahalıya üretmek zorunda kalıyor. Bu maliyet de en sonunda tüketiciye zam olarak dönüyor. Bugün markette gördüğümüz fiyat artışlarının temel nedenlerinden biri budur” diye konuştu.
‘Yüksek faiz üretimi durduruyor’
Yüksek faiz ortamının üreticiyi ciddi şekilde zorladığını belirten Özcivan, birçok fabrikanın yatırımlarını durdurduğunu, bazı işletmelerin ise üretimi yavaşlatmak zorunda kaldığını söyledi. Politika faizinin yüksek olmasının yanında ticari kredi faizlerinin bankalarda yüzde 50-60 seviyelerine kadar çıktığını ifade eden Özcivan, bu maliyetlerle üretim yapmanın oldukça zorlaştığını belirtti. Özcivan,“Sanayici artık yatırım yapmıyor. Önce yeni işçi alımını durduruyor, ardından mevcut çalışanlarını çıkarmaya başlıyor. Üretim azalınca ihracat da geriliyor. Döviz gelirleri düşüyor. Bunun sonucunda hem devletin gelirleri azalıyor hem de işsizlik artıyor” dedi.
‘Tasarruf tedbirleri daha etkin olmalı’
Merkez Bankası’nın ağustos ayında yaklaşık 100 baz puanlık faiz indirimi yapabileceğini düşündüğünü belirten Özcivan, bunun piyasaları rahatlatmak için yeterli olmayacağını söyleyerek, “Belki küçük bir nefes aldırabilir ancak ekonomide beklenen canlanmayı sağlamaz. Çünkü sorun yalnızca faiz değil. Üretim, yatırım ve güven ortamının yeniden oluşturulması gerekiyor” ifadelerini kullandı. İki yıldır sıkı para politikası uygulandığını ancak bunun tek başına yeterli olmadığını dile getiren Özcivan, mali disiplinin de aynı kararlılıkla uygulanması gerektiğini belirtti. Devletin tasarruf tedbirlerini daha etkin hayata geçirmesi gerektiğini ifade eden Özcivan, “Vatandaş önünü göremiyor, sanayici önünü göremiyor, yatırımcı önünü göremiyor. Kalıcı yabancı yatırım gelmediği sürece ekonominin kalıcı olarak toparlanması kolay görünmüyor” değerlendirmesinde bulundu.
‘Sıcak para geçici rahatlama sağlıyor’
Türkiye’nin yeniden üretim odaklı bir ekonomik modele geçmesi gerektiğini söyleyen Özcivan, tarım ve sanayi üretiminin artırılmasının kaçınılmaz olduğunu belirtti. “Enflasyonu kalıcı şekilde düşürmenin yolu üretim ekonomisinden geçiyor. Üreten, ihracat yapan ve yatırım çeken bir ekonomi oluşturulmadan vatandaşın refah seviyesini artırmak mümkün değil” diyen Özcivan, sıcak para girişlerinin geçici rahatlama sağladığını, ancak kalıcı çözümün yatırım ve üretim olduğunu vurguladı. Mevcut ekonomik şartlarda vatandaşın harcamalarını planlı yapmak zorunda olduğunu söyleyen Özcivan, yatırım konusunda ise tek bir araca yönelmek yerine dengeli bir portföy oluşturulmasını önerdi. Özcivan, “Döviz, altın ve mevduattan oluşan dengeli bir sepet daha sağlıklı olacaktır. Ancak hangi yatırım tercih edilirse edilsin, ekonomik belirsizliklerin devam ettiği unutulmamalıdır” dedi. Özcivan, mevcut tablo değişmediği sürece Türkiye’de yoksullaşmanın ve geçim sıkıntısının önümüzdeki aylarda da etkisini sürdüreceğini belirterek, ekonomide kalıcı iyileşmenin ancak üretim, güven ve istikrarın yeniden sağlanmasıyla mümkün olacağını sözlerine ekledi.






