Evliliğini kısa sürede sona erdirmek isteyen çiftlerin tercih ettiği anlaşmalı boşanma, tarafların boşanmanın sonuçları konusunda uzlaşması halinde süreci kolaylaştırıyor. Ancak imzalanan protokol, sıradan bir belge değil. Nafakadan tazminata, velayetten mal paylaşımına, ziynet eşyalarından borçlara kadar pek çok konuda tarafların geleceğini belirliyor. Tüketiciler Birliği Antalya Şube Başkanı Neşet Gündüz, özellikle “Bir an önce boşanalım” düşüncesiyle protokolün okunmadan veya içeriği tam anlaşılmadan imzalanmasının ciddi mağduriyetlere neden olabileceği uyarısında bulundu. Anlaşmalı boşanmanın hızlı sonuçlanmasının, protokolün de aceleyle hazırlanması anlamına gelmediğini belirten Gündüz, tarafların imzaladıkları metnin hukuki sonuçlarını bilmeleri gerektiğini söyledi. Gündüz, “Boşanmanın hızlı olması başka, hakların hızlıca gözden çıkarılması başka. Vatandaşlarımız imza attıkları protokolün her maddesini bilmeli. Anlamadıkları bir hüküm varsa mutlaka açıklığa kavuşturmalı” dedi. Özellikle “Tarafların birbirlerinden başkaca talepleri yoktur” gibi genel ifadelerin büyük önem taşıdığını vurgulayan Gündüz, bu tür cümlelerin hangi haklardan vazgeçildiği konusunda dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Nafaka açıkça yazılmalı
Protokolde nafaka konusunda belirsizlik bırakılmaması gerektiğini belirten Gündüz, nafakanın türünün, miktarının ve ödeme şeklinin açıkça yazılması gerektiğini söyledi. Çocuklar için iştirak nafakası ile eşlerden biri için kararlaştırılan yoksulluk nafakasının birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Gündüz, “Nafaka ödenecekse ne kadar, ne zaman ve nasıl ödeneceği belli olmalı. ‘Nafaka ödenecektir’ gibi ucu açık ifadeler ileride yeni tartışmalar doğurabilir” diye konuştu. Çocuklu boşanmalarda velayet ve kişisel ilişki düzenlemesinin de açık olması gerektiğini belirten Gündüz, “Uygun zamanlarda görüşür” gibi ifadelerin taraflar arasında yeni anlaşmazlıklara kapı aralayabileceğini söyledi. Hafta sonları, hafta içi görüşmeleri, yaz ve yarıyıl tatilleri, bayramlar ve özel günlerin mümkün olduğunca net şekilde düzenlenmesi gerektiğini ifade eden Gündüz, “Burada öncelik çocuğun düzeni ve üstün yararı olmalı” dedi.
Ev, araç, hesap varsa dikkat
Mal paylaşımının birkaç cümleyle geçiştirilmemesi gerektiğini vurgulayan Gündüz, ev, arsa, araç, iş yeri, banka hesabı veya yatırım gibi varlıkların protokolde açıkça belirtilmesinin önemine dikkat çekti. “’Malları paylaştık’ demek yeterli değil. Hangi malın kime bırakıldığı, varsa devir işleminin nasıl yapılacağı ve ödeme varsa bunun ne şekilde gerçekleştirileceği açıkça yazılmalı’ diyen Gündüz, özellikle yüksek değerli taşınmazlarda daha dikkatli olunması gerektiğini söyledi.

Ziynet ve eşyalar unutuluyor
Boşanma sırasında çoğu zaman ev ve araç gibi büyük malvarlığı unsurlarına odaklanıldığını, ancak ziynet eşyalarının da önemli bir uyuşmazlık konusu olabildiğini belirten Gündüz, altın, bilezik, kolye ve diğer takıların durumunun da açıkça düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. Beyaz eşya, mobilya ve elektronik cihazların da protokolde tarafların anlaşmasına göre belirtilmesinin ileride yaşanabilecek tartışmaları önleyebileceğini kaydeden Gündüz, “Sonra paylaşırız denilen her konu, boşanma sonrasında yeni bir tartışmanın konusu olabilir” dedi. Konut ve taşıt kredileri, ihtiyaç kredileri ile kredi kartı borçlarının da göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Gündüz, eşlerin kendi aralarında yaptıkları anlaşmanın her zaman banka veya diğer alacaklılar açısından aynı sonucu doğurmayabileceğine dikkat çekti. Gündüz, “Özellikle yüksek miktarlı borçlarda sadece protokoldeki bir cümleye güvenilmemeli. Borcun hukuki sorumluluğunun kimde olduğu ayrıca değerlendirilmelidir” uyarısında bulundu. Maddi ve manevi tazminat konusunda da protokolde açık ifadeler kullanılması gerektiğini söyleyen Gündüz, tazminat ödenecekse miktarın, ödeme tarihinin ve tarafların yükümlülüklerinin net biçimde yazılması gerektiğini belirtti. Yargılama giderleri ve varsa avukatlık ücretlerinin kim tarafından karşılanacağının da baştan belirlenmesinin taraflar açısından önemli olduğunu ifade etti.
‘Sonra konuşuruz’ demek riskli
Anlaşmalı boşanmanın temelinde gerçek ve açık bir uzlaşmanın bulunduğunu vurgulayan Gündüz, protokolde belirsiz alan bırakılmaması gerektiğini söyledi. Gündüz, “Nafaka, tazminat, velayet, mal paylaşımı, ziynet eşyaları ve borçlar konusunda ‘sonra konuşuruz’ denilmemeli. Çünkü boşanma kararı verildikten sonra tarafların aynı konularda yeniden anlaşması her zaman kolay olmayabilir” ifadelerini kullandı. Vatandaşlara en önemli çağrısının protokolü okumadan imzalamamaları olduğunu belirten Gündüz, özellikle haklardan feragat anlamına gelebilecek ifadelerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “Bir an önce boşanmak isteği anlaşılabilir. Ancak bunun bedeli, gelecekteki haklardan vazgeçmek olmamalı. Bir imza atmadan önce o imzanın ne anlama geldiğini bilmek gerekiyor” diyen Gündüz, özellikle yüksek miktarda malvarlığı, nafaka, tazminat, ziynet eşyası veya çocukların velayeti söz konusu olduğunda hukuki destek alınmasının önemine dikkat çekti. Gündüz, “Boşanmak sadece evliliği sona erdirmek değildir. Boşanmanın ardından tarafların ve çocukların hayatını etkileyecek hak ve sorumlulukların da doğru belirlenmesi gerekir. Protokol okunmadan, anlaşılmadan ve sonuçları değerlendirilmeden imzalanmamalı” dedi.





