TÜRK-İŞ Antalya İl Başkanı, TES- İŞ Sendikası Antalya Şube Başkanı Abdullah Kayser, TÜRK-İŞ’in Temmuz 2026 açlık ve yoksulluk sınırı verilerinin emeklilerin yaşadığı ekonomik çıkmazı bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, “Bugün emeklilerimiz yaşamıyor, sadece ay sonunu getirebilmek için mücadele ediyor. Emekli maaşı artık kira, gıda, sağlık ve enerji giderlerini karşılamaya yetmiyor. Emeklilerimize seyyanen zam yapılması artık bir tercih değil, sosyal devlet olmanın gereğidir” dedi. TÜRK-İŞ Antalya İl Başkanı Abdullah Kayser, Temmuz 2026 açlık ve yoksulluk sınırı verilerinin ardından yaptığı değerlendirmede, Türkiye’de milyonlarca emeklinin her geçen gün daha ağırlaşan ekonomik şartlar altında yaşam mücadelesi verdiğini söyledi. TÜRK-İŞ’in açıkladığı verilere göre açlık sınırının 36 bin 939 lira 87 kuruşa, yoksulluk sınırının ise 120 bin 325 lira 30 kuruşa yükseldiğini hatırlatan Kayser, emekli aylıklarının bu rakamların çok gerisinde kaldığını ifade etti.
Kayser, özellikle temel tüketim ürünleri, kira, elektrik, doğal gaz, su ve sağlık harcamalarındaki artışların emeklilerin bütçesini tamamen tükettiğini belirterek, “Bugün emeklinin mutfağı sadece ekonomik olarak değil, psikolojik olarak da yanmaktadır. İnsanlarımız pazara çıkarken fiyat etiketlerinden korkuyor, markete girerken neyi alamayacağını hesaplıyor. Bir ömür çalışmış insanların yaşlılık dönemlerini huzur içinde geçirmesi gerekirken, bugün emekliler temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale gelmiştir” diye konuştu.
‘Her ay biraz daha eriyor’
Hayat pahalılığının resmi enflasyon rakamlarının çok ötesinde hissedildiğini dile getiren Kayser, özellikle sabit gelirli vatandaşların satın alma gücünün hızla düştüğünü söyleyerek, “Emeklilerimizin maaşları daha hesaplara yatmadan eriyor. Kira ödeyen emeklilerimizin önemli bir bölümü maaşının büyük kısmını yalnızca barınmaya ayırmak zorunda kalıyor. Geriye kalan gelir ise mutfak, ilaç, ulaşım ve faturaları karşılamaya yetmiyor. Emekliler artık et, süt ve protein tüketimini lüks olarak görmeye başlamıştır. Bu tablo, sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmamaktadır” dedi. Abdullah Kayser, emeklilerin yıllarca ülke ekonomisine üretimleriyle katkı sunduğunu belirterek, emeklilik döneminde insanca yaşayabilecek bir gelir seviyesine ulaşmalarının anayasal ve sosyal bir hak olduğunu ifade ederek, “Bugün emeklilerimizin büyük bölümü çocuklarından destek almak zorunda kalıyor. Oysa emeklilik, kimseye yük olmadan onurlu bir yaşam sürdürülebilecek bir dönem olmalıdır. Bir ömür alın teri döken insanlarımızın karşılığı yoksulluk olmamalıdır. Emekliler sadaka değil, yıllarca ödedikleri primlerin karşılığını istemektedir” ifadelerini kullandı.
‘Sağlık harcamaları zorluyor’
Yaş ilerledikçe sağlık giderlerinin arttığına dikkat çeken Kayser, özellikle ilaç katkı payları, muayene ücretleri ve tedavi masraflarının emekliler üzerinde ciddi yük oluşturduğunu söyledi. “Yaşlılık döneminde sağlık hizmetlerine duyulan ihtiyaç artıyor. Ancak bugün birçok emeklimiz ilaçlarını tam olarak alamıyor, tedavisini erteliyor ya da kontrollerini geciktiriyor. Çünkü cebindeki para ya mutfağa ya da faturaya yetiyor. Sağlık harcamalarının ekonomik gerekçelerle ertelenmesi toplum sağlığı açısından da ciddi risk oluşturmaktadır” diyen Kayser, şöyle devam etti; “Bugün birçok emeklimiz torununa harçlık verememenin, eşine istediği bir şeyi alamamanın mahcubiyetini yaşıyor. Kültürel faaliyetlere katılamıyor, tatil yapamıyor, sosyal yaşamın dışında kalıyor. Emekliler yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal yoksulluk da yaşamaktadır. Ülke ekonomisi büyüyorsa bunun refahı sadece belli kesimlere değil, emeklilerimize de yansımalıdır. En düşük gelir grubunda yer alan milyonlarca emeklinin yaşam standartlarının yükseltilmesi sosyal adaletin temel şartıdır. Gelir dağılımındaki adaletsizlik derinleştikçe toplumsal huzur da zarar görmektedir.”
‘Seyyanen zam artık zorunluluk’
TÜRK-İŞ Antalya İl Başkanı Abdullah Kayser, mevcut maaş artışlarının hayat pahalılığı karşısında yetersiz kaldığını belirterek emeklilere kalıcı ve adil bir gelir düzenlemesi yapılması gerektiğini de hatırlatarak şunları söyledi; “Emeklilerimizin maaşları yalnızca dönemsel artışlarla değil, gerçek yaşam maliyetleri dikkate alınarak yeniden düzenlenmelidir. Seyyanen zam artık ertelenebilecek bir konu değildir. En düşük emekli aylığı, insan onuruna yaraşır bir yaşamı sağlayacak seviyeye yükseltilmeli; maaşlar gerçek enflasyon ve yaşam maliyeti esas alınarak güncellenmelidir. Emeklilerimiz yıllarca çalışarak bu ülkeye hizmet etti. Bugün istedikleri şey ayrıcalık değil, insanca yaşamaktır. Açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilen emeklilerimizin sesi duyulmalıdır. Emeklinin mutfağındaki yangın büyümeden gerekli adımlar atılmalı, gelir adaleti sağlanmalı ve sosyal devlet anlayışı güçlendirilmelidir. Emeklilerimiz açlıkla değil, onuruyla yaşamak istiyor. Bunun için kalıcı, adil ve sürdürülebilir çözümler artık gecikmeden hayata geçirilmelidir.”





