Vakıf Akademisi bünyesinde ilkokul 4. sınıf öğrencilerine yönelik gerçekleştirilen eğitimlerle, Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan vakıf geleneği yeni nesillere aktarılıyor. Proje kapsamında 2026 yılı sonuna kadar 6 bin öğrenciye ulaşılması hedeflenirken, dolaylı etkiyle 30 bin kişilik bir toplumsal farkındalık oluşturulması amaçlanıyor. Projenin sadece bir eğitim programı olmadığını vurgulayan Bölge Müdürü Nurullah Pervaneli, vakıf kültürünün toplumsal birlikteliğin en önemli yapı taşlarından biri olduğunu ifade etti. Pervaneli, “Vakıf demek; dil, din, ırk ayırt etmeksizin yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevmek demektir. Bizim medeniyetimiz bir vakıf medeniyetidir. Bugün burada çocuklarımıza yalnızca tarih anlatmıyoruz; aynı zamanda darda kalana yardım etmeyi, doğayı korumayı, paylaşmayı ve merhameti öğretiyoruz. Bu proje bir bayrak yarışı, bir medeniyet nöbetidir” dedi.



‘6 bin çocuk, 30 bin kişilik etki’

Projenin yürütücüsü Mevlana Çakıral ise çalışmanın ulaştığı boyuta dikkat çekerek, eğitimlerin çarpan etkisine vurgu yaparak, “2025 yılında 3 bin çocuğumuza ulaştık. 2026 yılı sonunda bu sayıyı 6 bine çıkaracağız. Ancak asıl önemli olan, bu bilincin ailelere taşınmasıdır. Bir çocuğa ulaştığınızda aslında bir haneye ulaşıyorsunuz. Böylece yaklaşık 30 bin kişilik bir etki alanı oluşturuyoruz. Verdiğimiz ‘Vakıf Elçisi’ sertifikası ise sadece bir belge değil, çocuklarımız için bir karakter nişanesidir” diye konuştu. Sahadaki etkileri değerlendiren sınıf öğretmeni Zeynep Öğretmen, projenin öğrenciler üzerindeki değişimini somut örneklerle anlatarak, “Bu eğitimlerle çocuklarımız ‘ben’ yerine ‘biz’ demeyi öğreniyor. Teneffüste yiyeceklerini paylaşan öğrencilerimin ‘Ben de bir vakıf kurdum’ demesi, bu çalışmanın ne kadar doğru bir noktaya ulaştığını gösteriyor. Vakıf ruhu sınıflarda yeniden canlanıyor” dedi.

Konut krizine çözüm önerisi
Konut krizine çözüm önerisi
İçeriği Görüntüle



‘Vakıf demek sevgi demek’

Projeye katılan 10 yaşındaki öğrenci Ömer Faruk ise, “Vakıf elçisi olduğum için çok mutluyum. Eskiden vakıf deyince sadece eski binaları düşünürdüm. Şimdi anladım ki vakıf; sevgi demek, kuşlara yuva yapmak, açlara yemek vermek demek. Sertifikamı odamın en güzel yerine astım” şeklinde konuştu. Program, yalnızca teorik anlatımlarla sınırlı kalmıyor. Çocukların hem zihnine hem de kalbine hitap eden çok yönlü bir eğitim modeli uygulanıyor. Eğitim sonunda verilen 'Vakıf Elçisi Sertifikası', çocuklara sorumluluk bilinci kazandırırken, vakıf temalı yapbozlar sayesinde tarihi eserler ve değerler görsel hafızaya kazınıyor. Ayrıca geleneksel lokum ikramıyla program, kültürel bir dokunuşla tamamlanıyor. Bu uygulama, 'Tatlı yiyip tatlı konuşma' geleneğiyle eğitimin manevi boyutunu güçlendiriyor. Yetkililer, Antalya’da başlatılan bu modelin Türkiye genelinde yaygınlaştırılmasının hedeflendiğini belirtiyor. Projenin uzun vadede yalnızca bireysel değil, toplumsal dönüşüme katkı sağlayacağı ifade ediliyor. Antalya Vakıflar Bölge Müdürlüğü, 2026 yılında da devam edecek bu çalışmalarla, 'Kimsesizlerin kimsesi' anlayışını yeni nesillere aktararak vakıf geleneğini geleceğe taşımayı amaçlıyor.

Muhabir: Esra ALTUNKES