Referandumun belki de hiç görülmeyen yönlerinden bir tanesi, ?evet? çıkması halinde Türkiye ekonomisine sağlayacağı katkılardır. Ak Parti bu konuda hak vermemenin imkansız olduğu şu görüşleri savunuyor: ?TBMM?deki müzakerelerde muhalefet, ülkedeki işsizlikten, tarım kesimi, esnaf, tüccar, sanayicinin ekonomik problemlerinden söz edip, toplumun Anayasa değişikliği talebi olmadığını iddia etmişlerdir.
 Milli irade, hukukun üstünlüğü, akıl, bilim, tecbüre, demokrasiyi, bireyin temel hak ve özgürlükler ve ahlakilik gibi kavramları siyasi yönetim anlayışının temel referansları olarak kabul eden Ak Parti iktidarı, ülkenin imkanlarını zorlayarak halkımızın refah ve mutluluğunu artırmak amacıyla gerekli her tedbiri almaktadır.
 Örneğin; Hükümetimiz esnaf, sanatkar ve KOBİ?lerimizin sorunlarının çözümüne yönelik olarak ?Esnaf Değişim, Dönüşüm ve Destek Strateji Belgesi ve Eylem Planı?nı uygulamaya koymuştur.
 ?Küreselleşmenin meydana getirdiği fırsatlardan yararlanmak ve beraberinde getirdiği olumsuzlaklardan korunmak amacıyla gereken yapısal dönüşümlerin gerçekleştirilmesini savunan? Hükümetimizin almış olduğu tedbirler sayesinde Türkiye, yüz yılda bir yaşanabilecek ve dünyaya maliyeti trilyon dolarlarla ifade edilen Küresel Finans Krizi?nden en az etkilenen ülkelerden biri olmuştur. Türkiye, bu süreçte kriz yönetimini başarıyla uygulamış ve IMF parasına muhtaç olmamıştır.
 Ayrıca, dünyadaki bir çok ülkenin (Yunanistan, İzlanda, Macaristan gibi) kredi derecelendirme notları düşürülürken, Türkiye?nin kredi notu yükseltilmiştir. Bununla birlikte Türkiye, OECD ülkeleri arasında finans kesimine kaynak ayırmayan tek ülke olmuştur. Krizin olumsuz etkilerini gidermek amacıyla ülkemizde alınan tedbirlerin toplam tutarı yaklaşık 43.4 milyar TL?yi bulmuş ve bunun GSHY?ye oranı ise %4.4 olmuştur.
 Dünyada yapılan bir çok araştırma, çağdaş bir Anayasa ile işleyen bir hukuk sisteminin sürdürülebilir büyümenin ön şartı olduğunu ortaya koymaktadır. Bunun en iyi ispatı İskandinav ülkeleridir.
 Bir ülkenin demokratik standartlarının yüksek olması, işleyen bir hukuk sistemi ile iç ve dış yatırımcılara güven veren tarafsız ve bağımsız bir yargı sistemine sahip olması, ekonomik kalkınmanın olmazsa olmaz şartlarındandır.
 Anayasa değişiklik paketi ile ?Devletin hukuku? yerine ?Hukuk devleti? ilkesini ve ?üstünlerin hukuku? yerine ?hukukun üstünlüğü?ne dayalı yönetim anlayışının iyice pekişmesini amaçlayan Ak Parti, toplumsal düzenin teminatı olan adalet sistemine azami ölçüde güvenin tesisini sağlayacaktır. Ülkemiz yıllardan beridir hukuk devletinden ziyade bir kanun devleti görüntüsü vermektedir.
 Oysa bir toplumdaki en önemli güven unsuru, toplum içinde yaşayan bireylerin kendi hak ve özgürlüklerine saygı duyulduğuna olan inançlarıdır. Bu inanç tüm sosyal ve iktisadi dinamikleri harekete geçiren temel güçtür.
 Hukuk devletlerinde güvenli ve öngörülebilir bir ortam olduğu için gerek ulusal gerekse uluslar arası sermaye yatırım yapmakta endişe etmez, ülkeye uzun vadeli ve sabit yatırım yapmak için gelir. Daha fazla yatırım ise daha fazla istihdam, daha fazla ihracat ve daha fazla katma değer demektir?
 Gerçek anlamda bir hukuk devleti ilkesinin işlerlik kazanmadığı ülkelerde, keyfilik ve şahsi iradeler hakimdir. Bu tür ülkelerde yeterli sermaye birikimi ve akışı olmaz, yatırım ve istihdam zaafa uğrar.
 Bilindiği üzere, ekonomik risk siyasi riskle doğrudan alakalıdır. Bu yönüyle bakıldığında yapılan Anayasa değişikliği ülkemizin siyasi risklerini azaltan ve buna bağlı olarak ekonomik istikrarı da garanti eden düzenlemelerdir.