Meğer ne çok şikayetçi olan varmış bu tuvaletlerin olmayışından..
Dünkü yazıma, bu konuda epeyce tepki ve konuyu dile getirdiğim için de teşekkür geldi..
Umarım, belediye başkanlarımız bu tepkilerin gereğini yapar..
Ve “turizmin başkenti” Antalya, bu eksikliğini giderir..

Dünkü yazıma gelen bir yorumda da hem teşekkür hem tepki vardı..
Hakkı Yazan isimli okurumdan gelen bu yorumu hem komuoyuna, hem de “fırsatçılara gözaçtırmaması gereken ilgililerin dikkatine” sunuyorum..
Konuya “farklı” bir açıdan bakarak, gayet güzel bir değerlendirme yapmış..
Şöyle diyor:

“Sayın Tongülüs;
O kadar güzel bir konuya değindiniz ki, tebrik ederim sizi..
Ayrıca benim yıllarca çözümünü bulamadığım bir konuya da değinmiş oldunuz..
Şişe su satışlarına..
Şehrimiz sözde tatlı su cenneti, ama -dediğiniz gibi- adam gibi ‘umumi’ çeşmelerimiz yok..
Sadece camilerde kaldı..
Eskiden öyle miydi ?
Her binanın altında bir hayırseverin sebili olurdu..
Ne hikmetse hepsi yok oldu gitti..
Merak ediyorum..
Bunun nedeni hayırsever kimse kalmaması mı, yoksa serbest piyasa mı?
Özellikle su satışlarının mekana göre fiyatlarının uçuk olması da ayrı bir sorun..
AVM’ lerde 0.50 litrelik şişe su fiyatları 0.15-0.50 kuruş arasında..
Ama ‘aynı su’ petrol istasyonları, otogarlar, turizm bölgeleri, lokantalar ve yol kenarı büfelerde 1- 1.5 liraya, hatta 2 liraya satılıyor..
Bu nasıl bir ticaret anlayışıdır, bilemiyorum..
Tüketici dernekleri buna neden değinmiyor?
Sözde rekabet var..
Böyle rekabet mi olur, tastamam bir açgözlülük bana göre..
Ali Bey, bu konuyu da dile getirirseniz sevinirim..
Bu arada.
Süs havuzları yerine veya çevresine, şöyle adam gibi görselliği olan ‘meydan çeşmeleri’ yapılsa hiç de fena olmaz hani..
İyi çalışmalar..”

Hakkı Bey, bana “dile getireceğim” bir şey bırakmamış..
Herşeyi açık-seçik ve gayet güzel ifade etmiş, sağolsun..
Sadece şunu söyleyeceğim..
Hakkı bey gibi, 0.50 litrelik su fiyatlarının bu kadar çok değişken olması beni de çok şaşırtıyor..
Ve gerçekten bunun rekabetle falan alakası da yok..
Üstelik, bu tür fiyat farklılığı “SU” ile sınırlı değil..
İnsanların kolay veya zor ulaşabileceği yerlere göre, sigaradan tutun daha bir çok ürünün fiyatı da büyük farklılıklar gösteriyor..
Hele turistlere atılan kazığın haddi-hesabı yok..
Örneğin; 7 liralık bir sigaranın 70 liraya satıldığı, birçok lokantada turiste ve yerliye farklı fiyat uygulandığı yerler bile var..

Ben de şunu merak ediyorum:
Bu fırsatçılar, bu kadar fütursuzca insanlara nasıl kazık atabiliyorlar acaba?
Denetleyen mekanizmalar görevlerini yapmadığı için mi?
Yoksa, vicdan denilen “insana hata ve doğruyu bildiren o iç ses”e kulaklar tıkandığı için mi?
Ya da..
“Kazık yiyenler” şikayet etmek yerine “boşvercilik” yaptıkları için mi?
Bence hepsi..
Ama..
“Vatandaşının hakkını korumakla yükümlü” olan bu devletin ilgilileri sıkı bir takip yapmalı..
Bu arada vatandaş da, “hakkını aramak” için gerekli duyarlılığı göstermeli..
Ve tüketici dernekleri de üstüne düşeni yapmalı tabii..
Yoksa..
Fırsatçılar bayram eder, biz de sadece sızlanmakla kalırız..
Hadi bakalım, gösterin kendinizi..