Yarın, 5.5 yıldır süren bir dava için –eşimle birlikte- yine İstanbul’a gidiyoruz..
Yine “bu defa da bir başka duruşma tarihi verilecek” korkusu yaşayarak gidiyoruz..
5.5 yılda Antalya-İstanbul arasında mahkeme içinkaç kez gittiğimizi sayamadım..
Ama..
Bu kadar süre içinde sonuçlanmayan bir davanın sonucunda, haklı bile çıksanız, ister istemez “geç gelen adalet, adalet değildir” söylemini düşünmeden edemiyorsunuz..
Her yolculuk acılarımızı tazeliyor..
Karşımızda “Başbakan’ın dünürü Albayraklar” ve dünya devi Alman “ThyssenKrupp” var..
Bu nedenle, her mahkeme bizi umutsuzluğa biraz daha itiyor..
Her duruşma, “yine haksız ama güçlü olan kazanacak” gibi gidiyor..
Kendimizi, sadece Tanrı’ya ve “adaleti sağlayanlara” bıraktık, “inşallah adalet yerini bulacak” diye dua ediyoruz, o kadar..
Madden ve manen çok yıprandık..
Yarın..
Yine 5.5 yıldır süren bir dava için –eşimle birlikte- İstanbul’a gidiyoruz..
Ne olacağı meçhul bir duruşma daha yapılacak..

Bunları yazmak istemezdim..
Ama..
O acıları yeniden yaşamak zorunda kalınca, galiba bazı şeyleri paylaşma ihtiyacı hissettim..

5.5 yıl önce..
Henüz 29 yaşındaki evladımız..
Albayraklar’ın inşaatında, ThyssenKrupp’un asansör işini yaparken..
“Hiçbir güvenlik önlemi alınmadığı için” 17. kattan düşerek hayatını kaybetti..
Birlikte çalıştığı arkadaşının mahkemeye verdiği ifadeye göre..
Şantiye yetkilileri, yere düşen evladımıza gitmek yerine, hemen güvenlik önlemlerinin alınmasıyla ilgili “uyarı levhalarını” astırmaya çalışmış..
Yani..
Olay, hemen yanındaki, birlikte asansörü monte ettikleri arkadaşının ifadesinde açık-seçik belli iken..
“Bilirkişi raporları” sadece olayın üzerinden saatler geçtikten ve “uyarı levhaları asıldıktan sonra” gelen kişiler tarafından tutulunca, “bambaşka bir hale” bürünüyor..
Neredeyse, evladımız “suçlu” gibi gösteriliyor..
“Ateş düştüğü yeri yakar”mış..
İki firmanın ihmaller zinciri sonunda hayatını kaybeden evladınız, “ihmali yapan kişi” gibi gösterilmeye çalışılırsa, ne hissedersiniz acaba?
Maddi anlamda “güçlü” olanların, sizin maddi gücünüzün tükendiğini bildiği için karşınıza muzaffer bir eda ile çıkıp, bıyık altından gülmeleri daha çok acıtıyor içinizi..
Çaresizlik içinde..
“Adaletin yerini bulması için” sessizce dua edip yargıcın gözlerinin içine bakıyorsunuz..
O ise, önündeki dosyadan başını kaldırıp size hiç bakmıyor bile..
Bir gün..
Herkesin “adalet isteyeceği” bir gün gelebilir..

Biliyorum..
Sürmekte olan bir dava ile ilgili yazı yazmamam gerek..
Ama..
5.5 yıldır “evlat acısı” çeken birilerine, umarım kimse çok görmez bunu..
Yarın, bir kez daha İstanbul’a gidiyoruz..
Tek isteğimiz, “adaletin yerini bulması”..
“Güçlü” olmalarına güvenip, her türlü ihmali yapmayı kendilerine bir hak olarak görenlere, adaletin bir “Osmanlı tokatı” atması..
Aynı acıyı başkalarının da yaşamaması..
Yine, “adalet yerini bulacak” umuduyla yollardayız..
Yine..

Gelecek pazartesi günü buluşmak ve “adalet yerini buldu” diye haykırmak dileğiyle..
Şimdilik hoşça kalın..

………………………………………….

KARPUZKALDIRAN’I DA DÜZELTİN..

Yeri gelmişken bir hatırlatma yapıp, yolculuğa öyle çıkayım istiyorum..
Sanırım duydunuz..
Muratpaşa Belediyesi, “bir vatandaşın ihbarı”yla ortaya çıkan, Kışla Mahallesi’nde TSK’nın 5 dönümlük alanı 33 yıldır işgal etmesi konusunu “tatlıya” bağladı..
Önce ihbar edeni, ardından gereğini yapan Komutanı ve Başkan Süleyman Evcilmen’i kutluyorum..
Yalnız..
Diyorum ki..
Madem “işgal”le ilgili şikayetlerin gereği yapılabiliyor..
O halde, Lara’daki şu “Karpuzkaldıran Askeri tesislerinin duvarı” da bir incelensin diyorum..

Vatandaşlar mahkemeye şikayet etmemiş, ama bizlere anlatıyor..
Karpuzkaldıran askeri tesislerinin duvarının, kamuya ait alanı igal ettiği iddia ediliyor..
Doğrudur-yanlıştır, bilemem..
Ama..
Belediye’nin elinde imar planları ve kadastro çalışmaları var..
İncelensin..
Doğruysa Başkan ve Komutan bunu da düzeltirler diye umuyorum..