Biri yoluma çıkıp da bana "Ne iş yaparsın" diye sorduğunda hiç düşünmeden "Gazetede çalışıyorum" derim, "gazeteciyim" lafını söylemem.
Erkeğin kötü yola düşmüşüne "gazeteci" dendiğini kabullendiğimden böyle yaparım!.
Kendime dair bu meslek tarifi politikamı vaktinde bir erbabımdan yediğim bir fırça üzerine belirledim, o saatten sonra da bir daha kıl kadar sapmadım.
"Araştırmacı gazetecilik" icadı sonradan çıktı. Bu tabiri kendisi için ilk kullanan gazeteci, bir anda bütün kendi meslektaşlarını dolaylı olarak "Kafadan sallamacı gazeteci" ilân etmiş oldu.
"Araştırmacı gazetecilik" nerede başlar nerede biter? Kursu var mıdır? Boxer don mu giyerler, Düğünlerde halay başını çektirmezlerse küserler mi? Bunların hiçbiri belli değildir.
Okurun kafasında durumu netleştirmek için ben kendi tarifimi bir de örnekle vereyim.
Akşam fazla kaçırdığın rakının anason kokularıyla gelirsin gazeteye. Açılmak, güne adapta olmak için önüne konan çayı yudumlamaya başlarsın. Tabi aynı zamanda yazacağın yazının konusunun ne olacağını düşünerek.
Konunun önceden olması gerektiğinden yola asla çıkmadan.
Gazetelere göz atarsın.
Antalya?da 20?nin üzerinde yerel gazete var, ?Bir tanesini okusam, hepsini okumuş gibi hissederim? diye düşünmek gayet normal.
Peki ya Ulusallar farklı mı?
Hiç biri bir birinden farklı haber içerikli değil.
Al yerelleri, vur ulusallara.
Okuduğun haber yada eleştirilere fikir yürütür, beyin jimnastiğine gerek dahi duymadan geçersin klavyenin başına, günü kurtarmışsındır.
Herkes tarafından düşünmeden kabul edilen şeylerin tersini söyleyip, kafaları karıştırmak; mümkünse okuyanların zihinsel balatasını sıyırmak sanatıdır.
Adına da gazetecilik konur!
Kalan zamanda da, bilgisayarda ister dama oyna, ister satranç.
İstersen google arama motorunu harıl harıl çalıştır dur.
Dışarıda neler olup, bitiyor?
Hangi dolmuşcu ne hatası yapıyor?
Trafik akışı şakır şakır işliyor mu?
Sokakları seyyarlar istila mı etmiş, zabıta asli görevi yerine ray başını mı bekliyor, haberin bile olmaz.
Varoşlarda ne olup bitiyor, esnafın hali hangi durumda haberin bile yok ama, sen her gün köşe doldurmak zorundasın.
Hiç bilemezsen siyasilerin karşılıklı hitamlarına kendine malzeme yap, bir günü daha kurtar. Kalan zamanı da dilediğin gibi yaşa.
Sonra da kasıla kasıla ?Ben gazeteciyim? diye ortalıkta gezin.
Araştırma gazeteciliği tarihe mi gömüldü ne?
Yok arkadaş yok.,
Bu zihniyettekiler gazeteciyse, ben gazeteci değilim.
Gazete çalışanıyım.
Gazeteci diye verilen basın plakamı dahi trafik polisi durdurduğunda saklıyorum. Bunu yapıyorum çünkü gazeteci leçkerleri, görmeden, duymadan, karşılaşmadan, yaşamadan, tamamiyle kulaktan dolma fısıltılarla ilgilendiği sürece, trafik polisleri de arabanın önündeki basın yazısını görünce, duble yapmaktan çekinmiyorlar.
Kafadan sallama gazetecilik yapmaktansa, gazete çalışanı olarak kalmayı tercih ederim.
Bundan kime ne?