Bu başlık için tüm okurlarımdan özür dilerim. Ancak anlatacağım meseleyi en güzel ifade edeceğim başlık buydu. Çok tereddüt de kalmama rağmen, kullanmaya karar verdim. Çünkü Benim kullandığım bu başlık, yazacağım mesele ile ilgili sarf edilen sözlerin yanında çok masum kalıyor.
Antalya birkaç gündür Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım’ın, bir otelde iki rus kızla birlikte çekilmiş fotoğraflarını konuşuyor. Tartışmalar iki noktada devam ediyor. Bir tanesi belediye başkanının, rus kızlarla bu kadar rahat görüntü vermesi ve tabiî ki rus aşkı, diğeri de fotoğrafların yayınlanmasının doğru olup, olmadığı.
İsa Yıldırım, iki dönemdir belediye başkanlığı yapıyor. Onun özel hayatı beni ilgilendirmediği için girmeyeceğim. Ancak hiçbir belediye başkanı, topluma mal olduğunu ve hareketlerine dikkat etmesi gerektiğini unutmamalıdır. Sadece bunu ifade edeceğim. Gerisi, Yıldırım ile ailesi arasındaki bir konudur.
Bu meseleye gazetecilik açısından baktığım zaman, fotoğrafların yayınlanmasında bana göre hiçbir sakınca yoktur. Bir gazeteci, topluma mal olmuş bir kişinin bu tür fotoğraflarını ele geçirdiği zaman, yayınlayabilir. Burada gazetecinin değil, o fotoğrafları çektirirken ileriyi göremeyen kişinin hatası vardır. Bu nedenle fotoğrafları yayınlayanlara da söylenecek fazla söz yoktur. Olmamalıdır. İsa Yıldırım’ın, “Bana şantaj yapıldı” iddiasını bir kenara koyarak, fikrim budur.
Ayrıca her siyasetçinin bu tür haberleri ortaya çıktıktan sonra, “şantaj” demeye başlaması da çok manidardır. İspat edilmediği sürece, bana göre ciddiye alınmamalıdır. Varsa İsa Yıldırım’ın bir ispatı, emin olsunki “şantajcı gazeteci” her kimse, hak ettiği tepkiyi alacaktır. Çünkü Bu iddia doğruysa, ortada Yıldırım’ın yaptığından büyük bir yanlış var demektir.
Bunların ifade ettikten sonra, gelelim asıl yazmak istediğim meseleye.. Dediğim gibi mesele ilk bakışta, İsa Yıldırım’ın özel hayatıdır. Bunu yayınlayan gazetecilerin de kendi yayın anlayışıdır. Ancak hiç kimsenin dile getirmediği ve getirmeye yanaşmadığı asıl gerçek, “Rus işine girersek, biraz zor çıkacağımız”dır.
Neden mi?
Çünkü, İsa Yıldırım Rus veya başka bir milletten kızlarla gönül eğlendiren tek siyasetçi değildir. Zaman zaman bize öyle bilgiler geliyorki, dudaklarımız uçukluyor. İsa Yıldırım’ın “Ağa baba”sı sayılacak bazı belediye başkanlarının ve siyasetçilerin, işadamlarıyla birlikte yurt dışında yediği naneler, bir şekilde ispat edilip, yazılsa bile sonu gelmeyecek işlerdir. Çünkü, Bunu yapmayan başkan, meclis üyesi, siyasetçi sayısı, yapanlarla neredeyse denktir.
“Rus’a girersek zor çıkarız”dan kastım budur.