Turizmin kanayan yaralarında biri olan “Turizm Meslek Yasası” için bir taslak hazırlandı..

Turizm sektörünün geleceğine ilişkin böyle bir yasa için aslında çok geç kalındı..

Ama..

Zararın neresinden dönülse kardır” diyerek, “Turistik İşletme Yöneticileri, personeli ve Avrupa Birliği Turizm personeliyle İlişkiler Derneği (TİYADER)” tarafından hazırlanan bu taslak umarım en kısa sürede yasalaşır..

Turizmin geleceğini iyi planlamak için “turizmin geçmişi”ni de iyi tahlil etmek lazım..

80’li yıllardan sonra büyük bir ivme kazanan ve son 10 yıldır büyük bir atak yapan “turizm sektörü”nün geçmişini sizlere kısaca özetlemek istiyorum..

“Hinlikler ve cinlikleri” hatta “hokkabazlıkları” herkes bilmeli..

Gazetelerde sıkça okuyorsunuz..

“Türkiye’ye gelen turist sayısı sürekli artıyor..”

Ama bakıyorsunuz..

Elde edilen gelir..

Aynı oranda artacağına sürekli düşüyor..

Turist sayısı artarken gelir nasıl düşer?

Anlayan beri gelsin..

Ama bunun da “mantıklı” bir açıklaması var elbet..

Siz 5 yıldızlı tesislerinizi..

“Herşey Dahil” diyerek 2 veya 3 yıldızlı tesis fiyatına satarsanız..

Tabii ki talibi çok olacaktır..

Adamlar kendi evlerinde kalsa..

Burada harcayacağı paradan çok daha fazlasını harcayacağını biliyor..

Böyle bir “kelepir” bulunca kaçırırlar mı?

Bundan kim zarar görüyor?

Turizmciler kadar, turizmde çalışanlar..

Ülke ekonomisi..

Hatta..

Tüyü bitmemiş yetimler..

Buna rağmen yetkililerden bir açıklama:

“Ben Herşey Dahil’e karışamam..”

Niye?

“Çünkü serbest piyasa koşulları var, isteyen istediğini yapar..”

İyi de, “turizm” dediğimiz olgu..

Artık bütün dünyada ülkelerin “milli meselesi” haline geldi..

Ve önlemlerini de devleti yönetenler alıyor..

Bu Türkiye’de yapılamaz mı?

Elbette yapılabilir..

Ama..

“Para babaları”nın tepkisi ile muhatap olunmak istenmiyor..

Şimdi..

Bu “hokkabazlık” değil de nedir, söyler misiniz?

Cinleri de tanımak ister misiniz?

Ülkemizde bu “Herşey Dahil” sistemini turizmcilerin büyük bir çoğunluğu da, turizm hareketlerinden nasiplenen esnaf da istemiyor..

Üstelik..

Bu sistemi isteyenlere bakıyorsunuz, onlar da şikayetçi..

“Herşey Dahil”cilerden biri, “para kazanamıyoruz, böyle giderse Türk turizmi ilerlemez” diye beyanatlar veriyor..

Ama ardından hem sistemi uyguluyor, hem de her yerde savunuyor..

Sonra bir bakıyorsunuz, yeni tesisler alıyor, uçak filosunu genişletiyor..

Peki, bu nasıl oluyor?

Şöyle oluyor:

Verilen hizmete, yiyeceğe, içeceğe “hile” karıştırılarak..

Ya da “kıyak” teşvikler alarak..

Yani..

Hem bu işin kaymağını yiyor, hem de “kazanamıyoruz” diye feryat ediyor..

Hadi, bunu da siz “isimlendirin” artık..

Öte yandan..

Bir de Türkiye’den “büyük” miktarlarda döviz götüren “yabancı ziyaretçilerimiz” var..

Siz onları “Nataşa” diye biliyorsunuz..

Ama..

Onlar da “Türkiye’ye gelen yabancı turist” olarak isimlendiriliyor..

“Kelle hesabı”na sokuluyor..

Bugünlük bu kadar..

Tabii ki, “turizmdeki hokkabazlıklar ve cinlikler” bunlarla sınırlı değil..

Neler var neler..

Yeri geldikçe biz anlatalım..

Sizler de ister gülün, ister ağlayın..