Ülkemizde yapılan ve iki gün süren NATO Zirvesi’nin Türkiye’de ve dünyada halk kitleleri tarafından çok merak edilmediği televizyon reytinglerinden anlaşılmıştır.
Zirvenin yapıldığı iki günde dünyada, futbol şampiyonası maçlarının daha çok izlendiği, Türkiye’de ise dizi filmlerin NATO Zirvesi’nin önünde izlenme oranına sahip olduğu araştırmacıların tespitlerinde ortaya konulmuştur.
Evet, sıradan insanlar dediğim dünya halkları NATO’da nelerin olup bittiğini çok da önemsemiyor, bilmek de istemiyor…
Ancak öyle de olsa NATO Zirvesi’nin sonuç bildirgesinde yer alan “üye ülkelerin katkı paylarının yüzde 5 oranına çıkartılmasının” belirlenmesi çok önemli…
Bu artışı isteyen ABD Başkanı Trump…
Önce bu katkı payları meselesini açalım.
NATO’ya üye her ülke kendi Milli Savunma Bütçesinin, Milli Gelire olan oranının yüzde 5’ini katkı payı olarak NATO Genel Sekreterliğine gönderir.
“Bu paylardan oluşan bütçe ile NATO’nun ortak komutanlıklarının faaliyetleri, eğitim merkezleri ve komuta-kontrol sistemleri, radar sistemleri, hava üsleri, limanlar, iletişim ağları, yakıt depoları gibi ortak kullanılan askeri altyapı yatırımları finanse edilir.”
Kısaca üye ülkelerin katkılarından oluşan yıllık 50,5 milyar euroluk bütçe tamamen askeri yatırımlara harcanır.
Keza NATO konseptinde üye ülkelerin toplam silah harcaması ise yaklaşık 1,5 trilyon dolardır…
İşte bu bütçenin daha çok artırılmasını Trump neden istediğini kendi açıkladı.
“NATO’ya üye ülkelerin daha çok silah alması gerekir. Bunun için Amerika’da yeni askeri yatırımlar yapacağız ve 200 bin Amerikalı iş bulacak, sizler de daha çok silaha sahip olacaksınız.”
Yani diyor ki Sarı Kafa; halkınızın verdiği vergilerden oluşan katkı paylarını artırın, bununla silah endüstrisini büyütelim.
Hem sizler daha çok silah alacaksınız hem de Amerikalı işsizlere iş bulacağız…
Daha çok ölüm, daha çok kan, daha çok yıkım, daha çok acıların yaşanmasını bizlerin parasıyla yapacakmış…
Aklıma bir fıkra geldi…
Parası bol ağanın biri, iri pehlivan yapılı birinin geniş ensesine kafayı takar.
Yanındaki çelimsiz marabaya der ki,
“Şu pehlivanın ensesine bir tokat atarsan sana bin lira vereceğim der…”
Yoksul maraba ne yapsın, bin lira iyi para onun için…
Usulca yaklaşır ve pehlivanın ensesine bir tokat yapıştırır…
Pehlivan anında marabayı yere yatırır ve bir güzel döver…
Ağa bundan büyük keyif alır ve marabasına bir kez daha tokat atması için 3 bin lira verir…
Maraba, yoksul ve paraya ihtiyacı var…
Yine gider okkalı bir tokat daha atar pehlivanın ensesine…
Pehlivan marabayı yine döver, paçavraya çevirir ve şöyle der;
“Lan oğlum deli misin sen? Dayak yemekten mi hoşlanıyorsun…”
Maraba ağlamaklı bir şekilde;
“Valla pehlivan, aha şu ağada bu para oldukça, sende de bu ense oldukça sen ensene tokat ben de böyle dayak yerim…”