İktidar partisi bir şey yapıyor..
Yasa-yönetmelik çıkarıyor, genelge yayınlıyor, atamalar yapıyor, içte ve dışta siyasi-ekonomik görüşmelerde bulunuyor..
Manzara şu:
Bütün bunlara..
İktidar ve iktidar yanlıları, “Türkiye için en doğru, en gerekli, ülkeyi geleceğe taşıyacak” şeyler olarak bakıyor, konuşuyor, yazıyor, çiziyor..
İktidara karşı olanlar ise, “Türkiye için en yanlış, en gereksiz, Türkiye’nin geleceğini karartacak” şeyler olarak bakıyor, konuşuyor, yazıyor-çiziyor..
Hangisi doğru, hangisi yanlış kimse bilmiyor..
Çünkü..
Gerçeği anlatacak, insanları aydınlatacak kimse kalmadı ortalıkta..
…
Örneğin, yeni Büyükşehir Yasası..
Bir taraf göklere çıkartıyor, diğer taraf yerin dibine sokuyor..
Bunun iyi yanları nedir, kötü yanları nedir kimse çıkıp anlatmıyor..
Ya çok iyi, ya çok kötü..
Bunun ortası yok mu?
…
Karşınıza böyle manzara çıkınca..
Düşünüyorsunuz..
Ortada bir “KIRMIZI” var..
Ama bir taraf buna “SİYAH” diyor, diğer taraf “BEYAZ”..
KIRMIZI “doğru ve gerçek” olandır..
Ama..
“Gücü eline geçirme” savaşı veren siyasetçiler..
Ve sadece bu siyasetçilere kulak verenler..
Israrla birbirine zıt iki ayrı renk söylüyor, bunun da halk tarafından “doğru-gerçek” kabul edilmesi için her türlü iletişim aracını alabildiğine kullanıyor..
Ve öyle bir zaman geliyor ki..
KIRMIZI unutuluyor..
Millet, “siyahı mı kabul edelim, yoksa beyazı mı” noktasına getiriliyor..
Bu arada..
Kırmızıyı unutturmaması gereken “aydın”lar da (hepsi değil, çoğunluğu) siyasetçilerin dümen suyuna girip, çıkarlarının peşinde koşuyor..
…
Bir başka örnek..
Bu defa Antalya’dan..
Ama, eminim Türkiye’nin birçok kentinde de yapılıyordur..
Biliyorsunuz..
Büyükşehir Belediyesi, “aydınlanma söyleşileri” adı altında birçok yazar-çizer-gazeteci-siyasetçiyi Antalya’ya getiriyor..
Değişik konularda konferans verdiriyor, sohbet ettiriyor..
Ama..
Dikkat edin, sadece “iktidara karşı olanları, iktidarı yerden yere vuranları” getirip konuşturuyor..
Ortadan konuşacak veya “iktidar şu konularda hatalı, ama şu konularda doğru ve iyi şeyler yapıyor, sizler de şu konuda haklış şu konularda da haksızsınız” diyenlere asla söz hakkı vermiyor..
Böyle “aydınlanma” mı olur?
…
Şimdi soruyorum:
“Aydınlanma” ne demek?
“Aklını, başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanma kararlılığına ve yürekliliğine ulaşmak”..
Buna ulaşmanın tek yolu da, doğruları ve gerçekleri “doğru ve gerçek halleriyle” öğrenmekten geçiyor..
Peki, Antalya’ya davet edilip, “işleri sadece iktidarı yerden yere vurmak olan” yani, olaylara ve icraatlara tek taraflı bakan (yani KIRMIZI’yı asla ortaya koymayan) bu yazar-çizer-gazeteci-siyasetçilerle “aydınlanma” mümkün olabilir mi?
Bunun tam aksini de karşı taraf için düşünün..
…
Diyeceğim o ki..
Bu ülke insanı aydınlatılmalıdır..
Bu ülke insanına birileri “doğruyu ve gerçeği” yani KIRMIZI’yı göstermelidir..
Bu ülke insanı iktidarda olan veya iktidara karşı olan siyasetçilerin gösterdiği gibi değil, aklını başkasının yardımı olmaksızın kullanmalıdır..
Bu, bir “insan ve vatandaş” olarak sizin en temel hakkınız değil mi?
Öyleyse..
SİYAH’la BEYAZ’ın peşinde koşacağınıza, KIRMIZI’ya ulaşmaya çalışın önce..
Yoksa “düzen” asla değişmez..
Karar sizin..
Antalya
Antalya
Asayiş
Spor
Güncel
İlçeler
Trend Haberler
Samsun 20. Vezirköprü Belediyesi Kunduz Yağlı Güreşleri’ni kim kazandı?
Bursaspor’dan Rey Manaj bombası! Anlaşma çok yakın
Antalya'da elektrik kesintileri: 9 Ağustos
Antalya'da elektrik kesintileri: 8 Ağustos
İl içi tayinlerde takvim tepkisi
Çatıdaki tohumdan tropikal meyve müzesine