Ocak 2026 verileri, Türkiye’de finansal yatırım araçlarının performansına dair çok net bir tablo ortaya koyuyor: Nominal kazanç ile reel kazanç arasındaki fark giderek büyürken, yatırımcının “kazandım” hissi çoğu araçta enflasyon karşısında eriyor. Bu tabloda ise tek bir istisna var: külçe altın.
TÜİK’in yayımladığı “Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları” istatistikleri; aylık, üç aylık, altı aylık ve yıllık bazda değerlendirildiğinde, altının yalnızca bir korunma aracı değil, açık biçimde en güçlü reel getiri aracı haline geldiğini gösteriyor. Buna karşılık döviz kurları ve bazı dönemlerde Borsa İstanbul, yatırımcısına reel anlamda kayıp yazıyor.
AYLIK BAKIŞ: OCAK AYININ ŞAMPİYONU ALTIN
Ocak ayında yatırımcısına en yüksek reel getiriyi sağlayan araç açık ara külçe altın oldu.
Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde %9,72, TÜFE ile indirgendiğinde ise %7,45 oranındaki reel getiri, tek bir ay için oldukça dikkat çekici bir performansa işaret ediyor.
Bu sonuç, altının yalnızca fiyat artışıyla değil, enflasyonun hızını aşan bir ivmeyle değer kazandığını gösteriyor. Özellikle TÜFE ile indirgendiğinde dahi yüksek reel getiri sunabilmesi, hane halkının “enflasyona karşı siper” arayışında neden altına yöneldiğini açıklıyor.
Aynı ayda BIST 100 endeksi de reel olarak pozitif bir performans sergiledi. Yİ-ÜFE bazında %9,50, TÜFE bazında ise %7,23 oranında reel getiri sağlayan Borsa İstanbul, kısa vadede güçlü bir görünüm sunmuş olsa da bu performansın oynak ve seçici olduğu unutulmamalı.
Buna karşılık tablo döviz tarafında net biçimde negatif. Euro ve Amerikan Doları, hem Yİ-ÜFE hem de TÜFE ile indirgendiğinde yatırımcısına reel kayıp yazdı. Özellikle TÜFE bazlı bakıldığında, dövizdeki nominal artışın, tüketici enflasyonunu telafi etmeye yetmediği görülüyor. Bu durum, dövizin kısa vadede “reel kazanç” değil, daha çok bekleme ve korunma aracı olarak algılandığını düşündürüyor.
ÜÇ AYLIK DÖNEM: ALTIN FARKI AÇIYOR, DOLAR GERİDE KALIYOR
Üç aylık değerlendirme, ocak ayındaki eğilimin geçici olmadığını teyit ediyor. Külçe altın, bu dönemde de en yüksek reel getiriyi sağlayan yatırım aracı konumunda. Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde %13,37, TÜFE ile indirgendiğinde ise %10,84’lük reel getiri, altının istikrarlı bir reel kazanç aracı haline geldiğini gösteriyor.
Bu dönemde en dikkat çekici unsur ise Amerikan Doları’nın performansı. Üç aylık bazda dolar, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde dahi reel olarak kaybettirirken, TÜFE bazında kayıp daha da derinleşiyor. Bu durum, kur artışlarının iç enflasyonun gerisinde kaldığını ve doların yatırımcıyı reel anlamda tatmin edemediğini ortaya koyuyor.
Buradaki kritik nokta şu: Döviz kuru artıyor olabilir, ancak hayat pahalılığı daha hızlı artıyorsa, yatırımcı reel olarak fakirleşiyor. Üç aylık tablo tam olarak bunu anlatıyor.
ALTI AYLIK DÖNEM: ALTIN ARTIK TARTIŞMASIZ LİDER
Altı aylık değerlendirme, yatırım tercihleri açısından en çarpıcı verileri sunuyor. Külçe altın, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde %40,16, TÜFE ile indirgendiğinde ise %35,44 oranlarında reel getiri sağlıyor. Bu oranlar, yalnızca Türkiye koşullarında değil, küresel ölçekte de olağanüstü güçlü bir performansa işaret ediyor.
Altının bu denli öne çıkması, birkaç temel dinamiğin birleşimiyle açıklanabilir:
- Küresel belirsizlikler ve jeopolitik riskler
- Enflasyonla mücadelede para politikalarının yarattığı güven sorunu
- Yerel para birimine duyulan temkinli yaklaşım
Buna karşılık Amerikan Doları, altı aylık dönemde de en zayıf yatırım araçlarından biri. Hem Yİ-ÜFE hem TÜFE bazında reel kayıp söz konusu. Bu durum, “döviz her zaman kazandırır” algısının giderek aşındığını gösteriyor.
YILLIK TABLO: REEL GETİRİNİN ADRESİ NET
Yıllık değerlendirme ise adeta büyük resmin özeti niteliğinde. Külçe altın, yıllık bazda Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde %70,97, TÜFE ile indirgendiğinde ise %66,41 oranında reel getiri sağlıyor. Bu, yatırımcının sadece parasını korumadığını, enflasyonun çok üzerinde bir kazanç elde ettiğini gösteriyor.
Yıllık bazda Euro, mevduat faizi ve DİBS gibi araçlar reel olarak pozitif bölgede yer alsa da bu getirilerin altınla kıyaslandığında oldukça sınırlı kaldığı görülüyor. Özellikle mevduat faizinin reel getiri sağlayabilmesi önemli bir gelişme olmakla birlikte, enflasyonun seyrine son derece duyarlı olduğu unutulmamalı.
BIST 100 endeksi ve Amerikan Doları ise yıllık bazda da yatırımcısına reel kayıp yazan araçlar arasında yer alıyor. Bu tablo, sermaye piyasalarında seçici olmanın ve zamanlamanın ne kadar kritik olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
SONUÇ: YATIRIMCI NE ANLIYOR NE ANLAMALI?
Ocak 2026 verileri bize şunu söylüyor:
Türkiye’de yatırımcı artık nominal rakamlara değil, reel kazanca bakıyor. Enflasyonun yüksek seyrettiği bir ortamda, “faiz aldım”, “kur arttı” demek tek başına anlamlı değil. Önemli olan, bu artışların hayat pahalılığını aşıp aşmadığı.
Bu dönemin açık kazananı külçe altın. Döviz ise daha çok belirsizlikten korunma aracı olarak konumlanırken, reel getiri beklentisi açısından geride kalıyor. Mevduat ve DİBS gibi araçlar yeniden yatırımcının radarına girmeye başlasa da cazibeleri sınırlı.
Kısacası Ocak 2026’nın finansal yatırım tablosu net:
Reel kazanç arayan yatırımcı altına bakıyor, dövize temkinli yaklaşıyor, diğer araçları ise enflasyon filtresinden geçirerek değerlendiriyor.