Ne yaparsanız yapın..

“Gerçeğin ortaya çıkmasını” öteleyebiliyorsunuz, ama örtemiyorsunuz..

Zamanı geliyor ve “gerçek” ortaya kendiliğinden çıkıveriyor..

2009’daki yerel seçimlerden önce de sonra da birileri hep “yaparsa Hoca yapar” dedi, ben de hep itiraz ettim..

“Onun derdi iş yapmak falan değil, kariyerine bir unvan daha eklemek o kadar..

Göreceksiniz..”

Ve..

Hep, “bu Akaydın iş yapmaz” dediğimde de birileri bunda kasıt aradı..

Seçilmesinden bu yana 5 yıl geçti..

Sanırım gördünüz..

İşte Akaydın, işte Antalya..

“Fen İşleri”nin çalışmasından başka bir icraat, bir eser, turizm kentine ilave edilmiş bir “ŞEY” gösterebilir misiniz bana?

Aslında..

Bir şeyler üretmek, biraz da “vicdan”la alakalıdır..

Hafızanızı yoklayın biraz..

11 Ocak 2006’da ..

Mustafa Akaydın Akdeniz Üniversitesi rektörü iken..

Hipokrat yeminine rağmen Bağ-Kur ve sigortalı hastaları kapı dışarı ettiğinde..

“Rektör’ün vicdanı ve cüzdanı” başlıklı bir yazı yazmış ve Üniversite içinde yaptığı ve yapmadığı icraatlardan örnekler vermiştim..

Büyükşehir Başkanı oldu..

Akaydın yine “aynı Akaydın” olarak devam etti..

“Çalışmalarıyla” ilgili, daha aralarda hem Üniversite’de hem de Büyükşehir’de “vicdanının sızlamadığı” o kadar çok olay var ki..

Bir köşe yazısı değil, “roman” yazılır..

Örneğin..

- Stad ve Arena projeleri iptal edilirken (bu nedenle tazminat öderken, daha da ödemekle karşı karşıya iken) vicdan azabı çekmedi..

- Antkart iptal edildi, (buna da tazminat ödeyecek)vicdan azabı çekmedi..

- Yerine getirdiği Halkkart yüzünden Ağır Ceza’da yargılanıyor, ama buna da vicdanı sızlamadı..

- 23 günlük ve hiç “akıllı kart” işi yapmamış bir şirkete Halkkart işini ihale ederken asla vicdanı sızlamadı..

- Mahkeme Halkkart’ı iptal etti, durduracağına bir de ulaşıma zam yaparak vatandaşı değil yine A-Kent’i düşündüğünü ortaya koyarken de vicdanı sızlamadı..

- Kent içi ulaşımı çözmek adına “kalıcı” işler yapacağına, hiç işe yaramayan “akıllı trafik sistemi” adı altındaki işlere vatandaşın parasını yatırırken de vicdanı sızlamadı..

- Antalya’nın yollarını bir turizm kentine yakışır şekilde yapmak yerine “yamalarla” işi geçiştirirken de vicdanı sızlamadı..

- Bira festivallerinde çocuklar ölürken de vicdanı sızlamadı..

- Elmalı’da bir teröristin salıverilmesi için yapılan imza kampanyasına katılırken de vicdanı sızlamadı..

Demek ki..

Rektörken ne ise, aynı Akaydın, hiç “gelişmeden” devam ediyor hayatına..

Vicdan..

“Kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç”tür..

Bütün insanlar dünyaya, kafa ve yüreklerinde bir iç mahkeme ile gelirler..

Bunun adına da “vicdan” denir..

Tarih, 24 Şubat 2009’du..

Antalya Büyükşehir Başkanlığı için “CHP’nin adayı” olarak huzurlarınızdaydı..

O günlerde de şunu söylemiştim:

“Rektörlüğünü gördük..

Ya bir de bu kente ‘Başkan’ olursa?”

Ve Başkan oldu..

5 yıl yattı, şimdi “laf ebeliği” ile yeni bir 5 yıl daha istiyor..

Prof. Dr. Mustafa Akaydın..

Hiç vicdan azabı çekmiyor..