İnsanlık olarak ciddi bir tüketim çılgınlığının içine düştük gibi gözüküyor. Sosyal medya gönderileri, videolar, filmler, diziler, video oyunları ve hatta kitaplar bile bu çılgınlıktan kurtulamadı. Sürekli olarak bir içerik tüketmezsek strese girip “zamanımı boşa harcıyorum bir şey yapmalıyım” gibi düşüncelere kapılıyoruz. Bir içerik tükettiğimizde de zevk almaya ya da içerikten bir şeyler öğrenmeye odaklanmak yerine “bunu bir an önce bitirip sıradakine geçmeliyim” gibi düşüncelerle hareket ediyoruz. Tüketilecek çok fazla şey var ve zaman sınırlı. Peki bu içerik bombardımanının içerisinde karşımıza ne çıkacağına nasıl karar veriliyor?

Algoritmalar, Algoritmalar Her Yerde

Cevap algoritmalar. Spesifik olarak öneri algoritmaları. Dijital içerikler sunan platformların (sosyal medyalar veya film, dizi izleyebildiğimiz hizmetler gibi) bize hangi içeriği, ne zaman ve hangi sırayla göstereceğine karar veren sistemlerdir bunlar. Algoritma, beğendiğimiz içerikleri, beğenmediğimiz içerikleri, bir içerikte geçirdiğimiz süreyi, aynı içeriği tekrardan tüketip tüketmediğimizi ve benzeri gibi pek çok şeyi takip eder. Amacı ise oldukça basittir. Kullanıcıyı ekranda daha uzun süre tutmak.

Farkındalık

Öneri algoritmaları iyidir ya da kötüdür gibi yorumları insanlara bırakıyorum. Sevdiğimiz tarzda içeriklerden daha sık görmemizi sağlıyor o yüzden iyidir diyerek savunulabilir. Öte yandan sürekli olarak benzer içerikler önerildiği için insanları bir filtre balonunun içerisine hapsediyor, farklı içeriklere, düşüncelere karşı insanların önünde bir engel diyerek eleştirilebilir. Tükettiğimiz içeriklere etki eden sistemlerin var olduğu konusunda bir farkındalığa sahip olmak, bir film izlediğimizde o film ile alakalı içeriklerin karşımıza daha sık çıkmaya başlamasının bir tesadüf olmadığını bilmek önemli. Bu farkındalığa sahip olduktan sonra da kişi bu durumdan rahatsız mı yoksa değil mi konusunda bir karar verebilir.

Barış Baran ÇİÇEK