Geçtiğimiz günlerde (16 Ocak’ta) Başkanları “altyapı” konusunda uyaran bir yazı yazmış ve şöyle demiştim:

“Yağmur suyu drenajları için kaç milyon dolar para harcandı?
Bundan haberiniz yok..
Söylemiyorlar, siz de öğrenmek istemiyorsunuz zaten..
Ama görünen o ki..
Bu yağmur suyu drenajları yapıldıktan sonra üstünü örtenler (yani asfaltlayanlar) veya onları ‘denetlemekle’ görevli Büyükşehir Fen İşleri, (ya da başkan ve diğer yetkililer) alemi ‘ahmak’ kendilerini de ‘akıllı’ sanıyorlar..
İlçe belediyelerinin de onlardan farkı yok..
Hep ‘çalışan belediyeyiz’ sloganlarıyla kendilerini dev aynasında gösteriyorlar..
Ama..
İşte, iki-üç gündür yağan yağmur bütün ‘foyalarını’ ortaya çıkarıveriyor..”

Aslında bu yazı, kentin bir yüzünü göstermek açısından önemliydi..
Sözünü ettiğim yerler gözönünde olan “ana yollar”dı..
Bulvarlar, caddeler vesaire..
Bir de “arka ve ara sokaklar” var ki..
“Kent” bir anda “köy”e dönüşüyor adeta..

Antalya’nın daha iyi hizmet alması için bunları yazıyoruz diye bize teşekkür etmesi gerekenler kızıyor..
Kızsınlar..
Ama sanırım vatandaşlardan bazıları “görmesi gerekenleri” görüyor olmalı ki, şöyle bir e-mail geldi:
“Çok doğru söylüyorsunuz Ali Bey..
Belediyeler çok uzun süredir belli kişilerin tekelinde olmasına rağmen, ben de sinir oluyorum çoğu yaptıklarına..
Ve yapmadıklarına tabii..
Her iki yılda bir, ne varsa Işıklar ve Konyaltı caddeleri ile Kapalı Yol yıkılıyor yapılıyor..
Sanki buraları yapınca bütün Antalya’ya hizmet ettiklerini sanıyorlar..
Sanki bir tek oy kullananlar onlar..
O kadar mail attım, en sonunda Güllük’le Atatürk de akıllarına geldi bu devre..
Ama ben bunlara da karşıyım..
Antalyanın en eski yerleşimi olan Kışla, Kızılsaray, Deniz, Altındağ, Üçgen gibi çok sayıda mahallenin hali berbat durumda..
Ara sokakların ahırdan farki yok..
Hatta ahır bile temizdir bence..
Artı çok dar..
Sağlı-sollu otopark halinde, bir araba geçemiyor..
Çoğu evlerin arkaları bahçe, ama eski müştemelatlar yıkılmamış, bahçelerini otopark olarak kullanamıyorlar..
Çocuklar arabaların arasında sokak aralarında oynuyorlar..
Bir de çoğu yerde ‘evkur’cular dert..
Sözde bunlar taşınacaktı da mahalleli kurtulacaktı..
Sonra..
Asfaltı yapıyorlar, gideri yok..
Bir yağmur yağdı mı Teomanpaşa Caddesi adeta nehir gibi akıyor..
Karşıdan karşıya geçmenin imkanı yok..
Eskiden Güllük ve Şarampol caddelerinin iki kenarlarında dar uzunlamasına gideri olduğu için aşırı da yağsa, o yağmurlarda hiç göletler oluşmazdı..
Ne diyelim..
Beceriksiz, iş bilmeyen, hizmet düşünmeyen kişiler işin başında olursa..
Manzara da böyle oluyor maalesef..

Lafı uzatmayacağım..
Okuyucum, belediye başkanlarına gerekeni söylemiş..
Duyar, ilgilenir, gereğini yaparlar mı bilemem..
Cadde düzenlemesi veya park-bahçe yapımı Antalya’nın bir yüzünü belki memnun ediyor..
Ama..
Asıl bakılması, ilgilenilmesi gereken yerler, gerçek yaşam alanları olan o “arka ve ara sokaklar”..
Yani, “Antalya’nın öteki yüzü”..
Seçim geliyor ve seçmenlerin çoğu da o “öteki yüz”de oturuyor..
Başkanlar bunu bir düşünsün bence..